(1632 S. K. m. 136)
Askeri mahkemece; sanık hakkında 17.8.2001 tarihinde mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, müsnet suçun kasıt unsuru yönünden oluşmadığı belirtilerek sanığın beraatına karar verilmiştir.
Askeri savcı, hükmü süresinde ve sanık aleyhine temyiz ederek, sanığın olay öncesinde karşılaştığı davranışlar nedeniyle kızgınlıkla kendisini öldürmek istediği yönündeki beyanları göz önünde bulundurularak intihara kalkıştığı kabul edilmiş ise de, nöbet özel ve genel talimatları ile yasaklanmasına rağmen tüfeğine mermi sürerek emniyetini açıp ateşlemesi olayı sonucunda nöbet hizmetinin ve disiplinin aksaması nedeniyle manevi, merminin patlatılması ile de maddi zarar doğduğundan, müsnet suçun tüm öğeleri ile oluştuğunu belirterek beraat hükmünün bozulmasını talep etmiştir.
Tebliğnamede, beraat hükmünün esas (sübut) nedeniyle bozulması talep olunmuştur.
Yapılan incelemede;
Ölçme Birlik Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta olan sanığın, 17.8.2001 günü nöbeti olmadığı hâlde bölük nöbetçi onbaşısı olan Top. Onb.M.G. tarafından, kendisine nöbet paraflandığını belirterek Yeşil Birlik Depo Nöbetine 17.00-19.00 saatleri arasında gönderildiği, yat yoklaması sırasında başka askerlerle birlikte tuvalet temizliğinde görevlendirildiği, sigara içmek istediğinde onbaşının gelip sanığın sigarasını elinden aldığı, gün içerisinde yaşadığı olayların verdiği sıkıntı, üzüntü ve ailevi problemlerinin üzerinde yarattığı etkinin altında kalan sanığın, bu defa 21.00-23.00 saatleri arasında Yeşil Birlik Deposu Nöbetine giderken, dolu şarjörü tüfeğine taktığı, bahse konu yere ait özel nöbet talimatına göre, nöbetlerin namluya mermi sürülmeden, yarım dolduruşta tutulması gerektiği, sanığın Top.Er M.A. ile birlikte nöbetine başladıktan sonra arkadaşının yanından ayrılarak nöbet yerinin yan tarafındaki koruluğa doğru gittiği, burada silâhının namlusuna mermi sürüp, karın boşluğuna dayayıp bir el ateş ettiği, en yakın Devlet hastanelerine ve oradan İzmir Mevki Asker Hastanesine götürülerek ameliyata alındığı ve sağlık kurulunca SMK ile bir buçuk ay hava değişimi verildiği, sanığa ilk müdahaleyi yapan Tbp.Y.O. tarafından düzenlenen epikrizde, yaralanmanın meydana geldiği bölgenin hayati tehlike içerdiği, kurşun giriş deliği tatuajı ve görünümü itibariyle bitişik atış izlenimini yarattığının; İzmir Kriminal Polis Laboratuarları Müdürlüğünün inceleme raporlarında ise, silâhın sağlam olup, atışa engel olacak bir arızasının bulunmadığı, olay yerinde bulunan bir adet boş mermi kovanının bu silâhtan atılmış olduğu ve atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Olayla ilgili olarak dinlenen tanıkların, sanığın askerlik hizmetiyle ilgili herhangi bir şikâyetini duymadıklarını, sessiz olduğunu beyan ettikleri, birliğe geleli iki hafta olan sanığın ailevi ve maddi sorunları olduğunu, babasının korucu olup, 9 kardeş olduklarını söylediğini ifade eden tanık Uzm.Çvş.M.G. beyanlarında, sanığın daha önce Kaleşnikof tüfek kullandığı için atışlarda başarılı olduğunu belirttiği görülmektedir.
Sanığın sorgu ve savunmalarında, olay öncesi birliğe yeni gelmiş olduğunu, son tertip asker olduğu için bölük işlerinde fazladan çalıştırıldığını, olay günü fazladan nöbete götürülüp, tuvalet temizliğinde görevlendirildiğinden dolayı üzüntü ve sıkıntı duyduğunu, içine kapanık bir yapıda olduğunu, bir takım ailevi problemlerinin olup, nöbet öncesi yaşadığı olayların verdiği sıkıntı ve kızgınlıkla kendisini öldürmeyi düşündüğü ve bu maksatla ateş ettiğini beyan etmiş olması karşısında, mahkemece dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişinin gerek görmesi üzerine yaptırılan müşahede işlemi sonucu İzmir Mevki Asker Hastanesinin 28.11.2001 gün ve 5745 sayılı raporu ile "Geçirilmiş depresif bozukluk" tanısı ile, suç tarihlerinde ve hâlen askerliğe elverişli olduğu, suç tarihlerinde TCK'nın 47'nci maddesinin yararlanacağının belirlendiği anlaşılmaktadır.
Askeri mahkeme, müsnet suçun oluşması için suç kastı ile hareket edilmesi gerektiğini, sanıkta aynı anda hem intihar kastının, hem de ASCK'nın 136'ncı maddesini ihlâl kastının bulunmasının mümkün olmadığını, gerek tanık beyanları ve gerekse tüm dosya içeriği nazara alınarak, sanığın müsnet suçu işlediğine dair kastını ortaya koyacak yeterli delil elde edilemediğini, manevi unsur yönünden suçun oluşmadığını belirterek sanığın beraatına karar vermiş ise de;
Sanığın intihar etmek istemesinin kendi iç dünyasında ve düşüncelerinde yer alan bir niyet ve saik olduğu, bu düşüncenin suçun manevi unsur olan kast ile eşdeğer bulunmadığı, sanığın kendisine 2.7.2001 tarihinde tebliğ edilen genel talimatlar ve nöbet yeri özel talimatı gereğince, Yeşil Birlik nöbetçilerinin kıdemli olanının mermilerini kütüklüğünde taşıyıp, herhangi bir tehlike anında emir beklemeksizin silâhına takacağı belirlenmiş olup, sanığın olay günü bahse konu emir ve talimatlara aykırı olarak, nöbeti sırasında tüfeğine önce dolu şarjörü takıp, dolduruş yaparak, emniyeti açıp, akabinde tetik düşürmek suretiyle, bilerek ve isteyerek tüfeğini ateşlemesi eylemini gerçekleştirmesi sonucunda nöbet hizmetinin aksaması ile manevi, kendisinin yaralanıp hizmet göremez hâle gelmesi ile de maddi zararın husule geldiği ve dolayısıyla sanığın "zarar doğuracak biçimde nöbet talimatına aykırı hareket etmek" suçunu işlediği neticesine ulaşılmıştır. Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 30.3.1995 tarih ve 1995/38-37 sayılı, 21.11.1996 tarih ve 1996/162-162 sayılı kararları ile Askeri Yargıtay 2'nci Dairesinin 9.5.2001 tarih ve 2001/378-370 sayılı kararları da bu yönde olup, intihar düşüncesi ile hareket edilmesi hâlinde dahi kişinin intihar sonucunu elde edinceye kadar yaptığı eylemlerden sorumlu olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Zira sanık kendisine ateş edinceye kadar, silâhına dolduruş yapıp, emniyeti açıp, silâhı kendisine yöneltip, tetiği çekmek suretiyle emir ve talimatlarda yer alan hususlara aykırı davranmasından dolayı, bu aşamaya kadar olan eylemlerinden sorumlu olduğundan, müsnet suçun unsurları itibariyle oluşması nedeniyle, sanık hakkındaki beraat hükmünün esas yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy