(765 S. K. m. 114 )
21inci Jandarma Sınır Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 2.12.1992 gün ve 1992.266-442 Esas-Karar sayılı hükmüyle, hükümlünün (arkadaşları P.Er H.A.Ş. ve P.Er L.T. ile birlikte), 8.1.1992 tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediği sabit görülerek ASCK' nın 91/1 (az vahim hâl cümlesi, teşdiden) ve TCK nın 59/2'nci maddeleri gereğince beş ay yirmi beş gün hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği, taraflarca temyiz edilmeyen hükmün 21.2.1994 tarihinde kesinleştiği, ancak hükümlü hakkında infaz edilmediği;
Hükümlünün 30.1.2001 tarihinde askeri mahkeme kaydına giren dilekçesiyle 4616 sayılı Kanundan yararlanma talebinde bulunduğu, yerel askeri mahkemenin 12.2.2001 gün ve 1992/266 Esas, 2001/28 Karar sayılı duruşmasız işlere ilişkin karan ile talebin reddedildiği, bu kararın hükümlünün İstanbul/Maltepe'deki adresine tebliğe çıkarıldığı, ancak gösterilen adreste bulunamaması sebebiyle tebligat yapılamayınca, ilanen tebligat yoluna gidilerek kararın 26.11.2001 tarihli ve 24595 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı;
Hükümlü vekili Av. N.S. 25.2.2004 tarihli dilekçesiyle hükümlünün cezasının zaman aşımına uğradığı belirtilerek kaldırılmasını istediği, yerel askeri mahkemenin 27.4.2004 gün ve 1992/266 Esas, 2004/12 Karar sayılı inceleme konusu duruşmasız işlere ilişkin kararıyla, hükümlünün 4616 sayılı Kanundan yaralanma talebinin reddine ilişkin kararın 26.11.2001 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak ilânen tebliğ edilmesi işleminin ceza zaman aşımını kestiği ve zaman aşımının bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başladığı gerekçesiyle isteminin reddine karar verildiği;
Bu karara hükümlü vekili tarafından kanuni süresi içerisinde özetle, verilen kararın usul ve esas yönlerinden yanlış olduğu, Tebligat Kanununa riayet edilmediği, 2001 tarihindeki kararın hükümlünün İstanbul'daki ikametgâhına ve Rize'deki nüfusa kayıtlı olduğu yere tebligata çıkarılıp netice alınmazsa ilânen tebliğ yapılması kanuni bir zorunluluk iken direkt olarak resmi gazetede yayımlandığı, ayrıca bir insanın hak aramasının TCK' nın 114'üncü maddesindeki "her türlü" keyfiyetiyle hiçbir alâkasının olmadığı, bunun infaza müteallik olmadığı ileri sürülerek itiraz edildiği; Başsavcılık tebliğnamesinde, cezanın zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılması isteminin reddine dair kararın kaldırılmasına ve zaman aşımına uğrayan hükümlünün cezasının ortadan kaldırılmasına karar verilmesinin istendiği;
Anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede;
İnceleme konusu, hükümlü hakkındaki beş uya yirmi beş gün hapis cezasının zurnan aşımına uğrayıp uğramadığı olup; askeri mahkeme, hükümlünün 4616 sayılı Kanundan yararlanma talebinin reddine dair 12.2.2001 gün ve 1992/266 Esas, 2001/28 Karar sayılı duruşmasız idlere ilişkin kararın 26.11.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak hükümlüye ilânen tebliğ işleminin zaman aşımı süresini kestiğini ve sürenin ilanen tebliğ tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığını kabul etmiştir.
Hükümlü vekili ise, hem ilanen tebliğ işleminin Tebligat Kanuna uygun yapılmadığını, hem de infaza müteallik olmayan bu işlemin TCK' nın 114'üncü maddesindeki "her türlü" keyfiyetle hiçbir alâkası olmadığını ileri sürmektedir.
Konuyla ilgili TCK' nın 112/4'üncü maddesinde "Beş seneye kadar hapis cezalarının zaman aşımı süresinin on sene olduğu", 113'üncü maddesinde "Zaman aşımının hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başladığı", 114'üncü maddecinde ise "Hükümlüye ilâmın infazına ilişkin yetkili merci taralından kanun dairesinde tebliğ olunan her türlü muamelenin zaman aşımını keseceği" belirtilmektedir.
Hükümlü hakkındaki mahkûmiyet kararı tüm sanıklar bakımından 21.2.1994 tarihinde kesinleştirilmiş ise de aslında hükümlü açısından kesinleşme tarihinin (kararın kendisine 17.12.1992 tarihinde ve komutana da 29.12.1992 tarihinde tebliğ edilmiş olması sebebiyle) 6.1.1993 olması gerektiği ve buna göre on yıllık zaman aşımı süresinin 6.1.2003 tarihinde dolmakta olduğu; hükmün kesinleşme (hükümlü bakımından kesinleştirilmesi gereken 6.1.1993 veya askeri mahkemece kesinleştirildiği 21.2.1994 tarihi) tarihinden itibaren zaman aşımını kesen bir işlemin bulunmadığı; yerel askeri mahkeme, hükümlünün 4616 sayılı Kanundan yaralanma isteminin reddine dair kararın ilanen tebliği işleminin zaman aşımı süresini kestiğini ve zaman aşımının 26.11.2001 tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığını kabul etmiş ise de sözü edilen duruşmasız işlere ilişkin kararın tebliği işleminin, TCK' nın 114/l inci maddesi anlamında ilâmın infazına ilişkin bir işlem olmadığı, hükümlünün bir hak arama talebi zımnında yaptığı başvuru üzerine verilen kararın aleyhine sonuç doğurmasının beklenemeyeceği, bunun aksı iddia edilse dahi ilanen tebliğ yoluna gidilmeden önce hükümlünün sadece dosyada mevcut dokuz yıl önceki ikamet adresinden arandığı, nüfusa kayıtlı bulunduğu Rize/İkizdere İlçesi Yeşilyurt Mahallesine tebligat çıkarılmadığı, yerli kayıtlı bulunduğu askerlik şubesinden en son ikamet adresinin sorulmadığı görülmekte ve bu durumda, ceza zaman aşımı süresini kestiği kabul edilen ilanen tebliğ işleminin kanuna uygun olmadığı da görülmektedir.
Sonuç olarak, hükümlüye ceza zaman aşımını kesecek nitelikle ve kanuni bir tebligat yapılmadığından ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen on sene zarfında zaman aşımını kesen başka bir işlem de bulunulmadığından, yerel askeri mahkemenin cezanın zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılması talebinin reddine dair kararın kaldırılmasına ve zaman aşımına uğrayan cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy