(1632 S. K. m. 131)
Askeri mahkemece, sanık (Ter.) P.Onb.E.Ş.'nin; mağdur P.Çvş.İ.Y.'ye istihkak olarak verilmiş olan don, yün fanila ve komando beresini 8.4.2001 günü, mağdur P.Er H.D.'ye istihkak olarak verilmiş olan don, yün fanila ve komando beresini 21.4.2001 günü ve mağdur P.Er A.T.'nin zimmet ve sorumluluğunda bulunan TV/PSS-12 mayın tespit parçasını, kullanma kartını ve bakım el kitabını 8.5.2001 günü çalmak suretiyle "müteselsilen askeri eşyayı çalmak" suçunu işlediği kabul edilerek ASCK'nın 131/1'inci maddesinin az vahim hâl cümlesi, 131/2 ve 50, TCK'nın 62, 80 ve 59/2'nci maddeleri uyarınca BİR AY YİRMİ SEKİZ GÜN HAPSİNE,
ASCK'nın 35'inci maddesi uyarınca onbaşı rütbesinin geri alınmasına,
Karar verilmiştir.
Tebliğnamede, "P.Çvş.İ.Y. ve P.Er H.D.'ye istihkak olarak verilen don, yün fanila ve komando berelerinin askeri eşya olup olmadıkları, kullanım sonunda birliğe iade edilmesi gereken malzemeler olup olmadığı sorulmadan eksik soruşturma ile hüküm kurulduğu; ayrıca, vak'a kanaat raporunda "Kleptoman" olabileceğine değinilen ve TV/PSS-12 mayın test parçasının bir işine varamayacağını beyan eden sanığın, çalma hastalığı denilen psikolojik bir rahatsızlık olan kleptomani hastası olup olmadığının, suç tarihleri itibariyle TCK'nın 46 ve 47'nci maddelerinden yararlanıp yararlanmayacağının bilirkişi aracılığıyla tespit edilmesi gerekirken noksan soruşturma ile hüküm kurulduğu" belirtilerek bozma isteminde bulunulmuştur.
Mağdur P.Çvş.İ.Y.'nin dolabından, adı geçen erbaşa istihkak olarak verilmiş olup askeri eşya niteliğinde bulunan levazım sınıfı malzemelerden don, yün fanila ve komando beresini 8.4.2001 günü çalmak suretiyle,
ASCK'nın 131'inci maddesi kapsamına giren "askeri eşyayı çalmak" suçunu işlediği,
Mağdur P.Er H.D.'nin dolabından, adı geçen ere istihkak olarak verilmiş olup askeri eşya niteliğinde bulunan levazım sınıfı malzemelerden don, yün fanila ve komando beresini 21.4.2001 günü çalmak suretiyle,
ASCKnın 131inci maddesi kapsamına giren "askeri eşyayı çalmak" suçunu işlediği,
Mağdur P.Er A.T.'nin zimmet ve sorumluluğunda bulunan TV/PSS-12 mayın tespit cihazına ait test parçasını, kullanma kartını ve bakım el kitabını 8.5.2001 günü mayın eğitim parkından çalarak kışla içindeki dolabında saklamak suretiyle,
ASCK'nın 131'inci maddesi kapsamına giren "askeri eşyayı çalmak" suçunu işlediği, söz konusu cihaz henüz kışla dışına çıkaramadan, diğer bir ifadeyle tamamen kendi hüküm ve tasarrufu altına alamadan koğuştaki dolabında ele geçirildiğinden, bu suçla ilgili eyleminin
TCK'nın 62'nci maddesi hükmüne göre tam teşebbüs derecesinde kaldığı,
Anlaşılmış bulunmaktadır.
P.Çvş.İ.Y- ve P.Er H.D.'nin dolaplarından çalınan don, yün fanila ve komando beresi kendilerine istihkak olarak verilen levazım sınıfı birer malzeme (askeri eşya) olup, bu tür malzemelerin erbaş ve erlerin kullanımına verilmesi askeri eşya olma niteliklerini ortadan kaldırmayacak, diğer bir ifadeyle bu malzemeleri istihkak olarak üzerine giyinen askerlerin şahsi eşyaları hâline getirmeyecektir. Kullanıldıkları sürece ve miatları (kullanma süreleri) dolup usulünce kayıt silmeye tâbi tutuluncaya kadar askeri eşya olma nitelikleri devam edecektir.
27.02.1986 tarihli L-103 Ordu Malı Kayıt Silme Yönetmeliğinin 21'inci maddesi;
"Kullanma süreli veya kullanma süresiz ordu mallarından kullanılmadan ileri gelmiş eskime ve yıpranma dolayısıyla kayıtları silinmesi gerekenlerin eskileri Mal Saymanlıklarınca geri alınır... Giyecekten olan gömlek, el ve yüz havlusu, mendil, çorap, tire fanila yün fanila, er pijaması (Hasta pijaması hariç), pamuklu eldiven, er fotini (terhisinde), er terliği (terhisinde), işçi elbisesi ve işçi ayakkabısı eskileri geri alınmaz.
Herhangi bir imal veya onarımdan geriye kalan ve işe yarayan gereç ve parçalar da seri alınır. Bunlardan diğer hizmetlerde kullanılması mümkün olanlar Mal Saymanlıklarınca gelir kaydedilerek lüzumlu yerlerde faydalanmak üzere bakım ve onarım kademelerine veya emredilen yerlere gönderilir. Eskilerden hiçbir işe yaramayacak durumdakiler L-101 ORDU MALI YÖNETMELİĞİ nin 39 ve 40'ına maddelerine göre işleme (HEK'e ayırma işlemine) tâbi tutulurlar" hükmünü içermektedir.
Görüldüğü gibi, ister kullanma süreli (miatlı) ve isterse kullanma süresiz (miatsız) olsun, kullanılmadan dolayı eskiyen ve yıpranan Ordu malından kayıtları silinmeleri gerekenlerin eskilerinin Mal Saymanlıklarınca geri alınması, bunlardan diğer hizmetlerde kullanılması mümkün olanların gelir kaydedilerek lüzumlu yerlerde faydalanılmak üzere bakım ve onarım kademelerine veya emredilen yerlere gönderilmeleri, hiçbir işe yaramayacak durumdakilerin ise L-101 Ordu Malı Yönetmeliği hükümlerine göre HEK'e Hurda-Enkaz-Köhne) ayırma işlemine tâbi tutulup kayıttan düşülerek HEK depolarına gönderilmesi, burada kadroların izin verdiği ölçüde yapılacak kurtarma ve ayıklama işleminden sonra varsa istekte bulunan makamlara gönderilmesi. artanların ham madde olarak 2490 sayılı Kanun hükümlerine göre 10.6.1934 tarihli ve 2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanunu, 1.1.1984 tarihinde yürürlüğe giren 8.9.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 94/a maddesiyle yürürlükten kaldırıldığından 2886 sayılı Kanun Hükümlerine göre satılması, satışı mahzurlu görülen, satılamayan, askeri fabrikalar ve diğer Devlet fabrikalarınca ve tamirhanelerince kabul edilmeyen ve tamiri de mümkün görülmeyen Ordu mallarının usulünce imha edilmesi gerekmektedir.
Tüm bu açıklamalardan sonra temyiz incelemesine konu olaya dönecek olursak;
Sanık onbaşının, 8.4.2001 günü P.Çvş.İ.Y.'nin ve 21.4.2001 günü de P.Er H.D.'nin dolabından çaldığı don, yün fanila ve komando bereleri, her iki erbaş ve ere istihkak olarak verilmiş levazım sınıfı birer Ordu malıdır. Bu nitelikleri itibariyle ASCK'nın 131'inci maddesinde sözü edilen birer askeri eşya oldukları konusunda kuşku bulunmamaktadır. Bu nedenledir ki askeri eşya olup olmadıklarının sorulmasına gerek yoktur. L-103 Ordu Malı Kayıt Silme Yönetmeliğinin 2inci maddesine göre. bu üç kalem kullanma süreli (miatlı) levazım sınıfı giyim eşyasından yün fanila hariç, bu maddede sayılan giyecekler arasında yer almayan don ve komando beresinden ibaret diğer iki kalem eşyanın ise, eskime ve yıpranma dolayısıyla kayıtlarının silinmesi ve müteakip işlemlerin yapılması için Mal Saymanlıklarınca geri alınması gerektiğinden, söz konusu malzemelerin kullanım sonunda birliğe iade edilmesi gereken malzemelerden olup olmadığının sorulmasına da gerek bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, tebliğnamedeki, yukarıda değinilen konularda noksan soruşturma ile hüküm kurulduğuna ilişkin görüşe katılmak mümkün olmamıştır.
Mağdur P.Çvş.İ.Y. ve P.Er H.D.'ye istihkak olarak verilen levazım sınıfı giyim eşyasından kullanım süresi dolduğunda iade edilmesi gerekmemekle beraber, henüz kullanımda olan yün fanila ile, yine kullanımda ilan ve kullanma süreleri dolduğunda ise eskime ve yıpranma dolayısıyla kayıtları silinmek üzere iade edilmeleri gereken don ve komando beresinden ibaret levazım sınıfı malzemelerin her biri askeri eşya niteliğinde bulunduğundan, adı geçen erbaş ve erlerin dolabından don, yün fanila ve komando berelerini çalan sanık onbaşının bu şekilde sübut bulan eylemleri HSCK'nın 131 'inci maddesinde yazılı "askeri eşyayı çalmak" suçunu oluşturduğundan, askeri mahkemece de suç vasfının bu şekilde tayin edilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Söz konusu askeri giyim eşyası çalındığı andan itibaren birlik dışına çıkarmaya gerek olmaksızın sanık onbaşı tarafından üzerine giyilebileceği, bu tür eşyaya olan ihtiyacını tam olarak giderecek şekilde kışla içerisinde kullanılabileceği göz önüne alındığında, artık çalma (hırsızlık) eyleminin tam teşebbüs derecesinde kaldığından söz edilemeyeceği için, askeri mahkemenin bu iki suçla ilgili eylemin tam teşebbüs derecesinde kaldığına ilişkin kabul ve uygulaması ise yerinde görülmemiştir.
Sanık onbaşının 8.4.2001. 21.4.2001 ve 8.5.2001 tarihinde işlemiş olduğu üç ayrı askeri eşyayı çalmak suçundan dolayı teselsül hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı konusuna gelince:
Türk Ceza Kanununun 80'inci maddesinde "Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlâl edilmesi, muhtelif zamanlarda vaki olsa hile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır" denilmektedir.
Sanık P.Onb.E.Ş. ASCK'nın 131 'inci maddesinin ihlâli mahiyetinde ilk olarak 8.4.2001 tarihinde P.Çvş.İ.Y.'nin ve bundan on üç gün sonra da 21.4.2001 tarihinde P.Er H.D.'nin dolabından don, yün fanila ve komando berelerini çalmıştır. Her defasında aynı tür askeri eşyalar çalınmış olsa da, bu eşyaların zilyedi ve mağduru durumunda bulunan istihkak sahipleri farklıdır. Dolayısıyla ortada, TCK'nın 80'inci maddesinde belirtilen manada alınan bir karara, önceden yapılan bir plâna dayanılarak işlenmiş tek bir suç değil, iki ayrı suç bulunmaktadır. Eğer sanık, mağdur P.Çvş.İ.Y.'nin şahsi istihkakı olan levazım malzemelerini koğuştaki dolabından farklı tarihlerde de olsa birkaç defada çalmış olsaydı, her bir eyleminin esasen ayrı birer askeri eşyayı çalmak suçunu oluşturmasına rağmen TCK'nın 80'inci maddesi hükmüne göre bir bütün hâlinde müteselsilen işlenmiş tek bir askeri eşyayı çalmak suçunu oluşturacağından söz edilebilirdi.
Dosyadaki el senedi ile 1.5.2001 tarihinde P.Er A.T ye zimmetlenmiş olan ve adı geçen erin zimmet ve sorumluluğunda bulunan TV/PSS-12 mayın tespit cihazının muhteviyatından olan test parçası ile kullanma kartı ve bakım el kitabının 17.5.2001 tarihinde mayın eğitim parkurundan sanık onbaşı tarafından çalınmasının, bu şekilde işlenmiş olan askeri eşyayı çalmak suçunun, sanık tarafından daha önce 8.4.2001 ve 21.4.2001 tarihlerinde işlenmiş olan P.Çvş. İ.Y. ile P.Er H.D.'nin don, yün fanila ve komando berelerinin çalınması suçlarıyla bir suç olmadığı, konuları, işleniş biçimi, işlendiği yer ve zilyedi ve mağduru durumunda bulunan kişileri farklı olan bu suçla, diğer iki suç arasında da TCK'nın 80'inci maddesinde belirtilen anlamda teselsül hâlinin bulunmadığı açıktır.
Bu itibarla, sanık onbaşının 8.4.2001, 21.4.2001 ve 8.5.2001 tarihlerinde işlemiş olduğu üç ayrı askeri eşyayı çalmak suçundan gerçek içtima kurullarına göre ASCK'nın 131inci maddesinin üç kez tatbiki ile ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, müteselsil suçun varlığının kabulüyle tek bir ceza tayin edilmesi kanuna aykırı bulunmuştur.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy