(1632 S. K. m. 66)
Askeri mahkemece, sanığın 15.10.2001-26.11.2003 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 66/1-b (tevdiden) ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca on bir ay yirmi gün hapis cezasıyla mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Sanık, cezanın adil ve makul olmadığını öne sürerek hükmü temyiz etmiştir.
Tebliğnamede; gaspa teşebbüs suçundan hükümlü olan sanığın 30.9.2002-3.10.2003 tarihleri arasında genel ceza evinde kaldığı, bu süre üç aydan fazla olduğundan 1111 sayılı Kanunun 78'inci maddesi uyarınca kıt'ası ile İrtibatının kesildiği, 1111 sayılı Kanunun 39'uncu maddesi gereğince tahliyesi sırasında askerlik şubesine teslim edilmesi gerekirken, serbest bırakılması nedeniyle izin tecavüzü suçunun temadisinin devam ettiğinin kabul edilemeyeceği, suçun bitim tarihinin yakalanma tarihi olan 30.1.2002 olarak belirlenmesi gerektiği ve bu belirleme karşısında "izin tecavüzü süresinin uzunluğunun" teşdit sebebi olarak gösterilmesinde isabet bulunmadığı düşüncesiyle, bozma yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
İstanbul 1'inci Özel Koruma Tabur Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini İfa eden sanığın, geri kalan son altı günlük iznini kullanmak üzere 9.10.2001 tarihinde memleketi Aydın'a gönderildiği, 15.10.2001 günü dönmesi gerekirken dönmeyip iznini tecavüz ettiği, 25.1.2002 tarihinde gasp suçu işlediği, 30.1.2002 günü Söke'de polis tarafından yakalanıp, 31.1.2002 tarihinde Söke Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanarak, aynı gün İzmir Şirinyer Askeri Ceza ve Tutuk Evine konulduğu, gasp suçundan 5.6.2002 tarihinde kurulan mahkûmiyet hükmünün 13.6.2002 tarihi İtibariyle kesinleştiği, dört sene iki ay ağır hapis cezasına mahkûm olan sanığın 30.9.2002 tarihinde İzmir/Buca Kapalı Ceza Evine nakledildiği, Çameli ve Germencik Ceza Evlerinde cezasının infazını müteakip, ceza evi kayıtlarında asker olduğuna dair bilgi bulunmadığından, 3.10.2003 tarihinde tahliyesi sırasında askerlik şubesine teslim olunmayıp serbest bırakıldığı, 26.11.2003 günü birliğine başvuran sanığın önce kabul edilmediği, ancak 27.11.2003 günü katılışının yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Askeri mahkeme, sanığın 15.10.2001-26.11.2003 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediğini kabul etmiş İse de, suç başlangıç ve bitiş tarihlerinin tespitinde yanılgıya düştüğü görülmüştür.
9.10.2001 tarihinde altı gün izine gönderilen sanığın, hangi saatte birliğinden çıkış yaptığı belirli olmadığından, izin süresinin 15.10.2001 günü sonunda bittiğinin ve suçun 16.10.2001 gününden başladığının kabulü gereklidir. Dosyada yer alan izin belgesinde, izin tarihleri yanında "08.00" ibaresi yer alsa da, kim tarafından ve ne zaman yazıldığı belli olmayan bu soyut ibarenin, sanığın fiilen kılgısından ayrıldığı saate işaret sayılamayacağı aşikârdır.
1111 sayılı Kanunim 39/3'üncü maddesi: "Bir seneden fazla hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûmiyeti bildirecek olanlar cezaları çektirilmek ve tahliye edildikten sonra geri kalan askerlikleri tamamlattırılmak üzere ikametgâhları Cumhuriyet müddei umumiliklerine teslim olunurlar." şeklindedir.
ASCK'nın 39'uncu maddesinin amir hükmü uyarınca, erbaş ve erler hakkında verilen bir yılın üzerindeki hürriyeti bağlayıcı cezaların İnfazı, hükümlülerin askeri kıyafeti ile işaretleri kaldırılmak suretiyle genel ceza evinde yapılacaktır.
Bu hükümlerden anlaşıldığı üzere, bir seneden fazla mahkûmiyet hükmünün infazı için, genel ceza evine konulan asker kişilerin askerlik hizmeti kesintiye uğramaktadır. Bu bağın tekrar kurulabilmesi için, genel ceza evinden tahliyesi sonrası yükümlünün askerlik şubesine teslimi gereklidir,
Askerlik hizmeti kesintiye uğrayan kişinin, sırf askeri suç niteliğindeki izin tecavüzü suçunu işlemesi mümkün olmadığından, izin tecavüzü suçunun temadisinin de aynı şekilde sona erdiği açıktır.
İnceleme konusu dosyada; sanık, izin tecavüzünde iken 25.1.2002 tarihinde işlediği gasp suçu nedeniyle 30.1.2002 tarihinde yakalanmış ve asker kişi olduğu belirlendiğinden, 31.1.2002 günü tutuklandığında askeri ceza ve tutuk evine konulmuştur. Yerleşik Askeri Yargıtay kararlarında kabul gördüğü üzere; izinsiz olarak kıt'a dışında bulunan asker kişinin yakalandığı veya başvurduğu sırada asker olduğunu açıklaması veya asker olduğunun anlaşılmasıyla izin tecavüzü veya firar eylemi sona ermektedir. Bu nedenle, izin tecavüzünde bulunan sanığın yakalandığı 30.1.2002 tarihinde temadinin sona erdiğinin kabulü gereklidir. Ayrıca, asker kişi sanığın, 1111 sayılı Kanunun 39'uncu maddesi uyarınca infaz için Cumhuriyet savcılığına teslimi ile askerlikle irtibatı kesildiğinden, infaz süresince izin tecavüzü suçunun faili olmayacağı da açıktır. Sanık genel ceza evinden tahliyesi sonrası askerlik şubesine teslim olunmayıp serbest bırakıldığından, askerlikle bağının yeniden kurulmadığı, dolayısıyla, kendiliğinden kıt'asına katıldığı tarihe kadar olan şiire bakımından kendisine herhangi bir kusur yüklenemeyeceği İzahtan varestedir.
Diğer taraftan, suç tarihlerini 15.10.2001- 26.11.2003 olarak belirleyen askeri mahkemenin, bu belirlemeyi esas alarak "temadinin uzunluğunu" gerekçe göstermek suretiyle temel cezayı teşdiden tayin etmesi de İsabetli bulunmamıştır.
Bu itibarla; öz vakıanın hatalı tespitine ve uygulamada takdir hatasına yol açan bu yasaya aykırılıklar hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy