(765 S. K. m. 448)
Sanık P.Er K.G.'nin, askeri mahkemece yapılan yargılaması sonucunda hakkında verilen ilk mahkûmiyet hükmünün, Dairemizin 16.7.2003 gün ve 2003/846-847 Esas ve Karar sayılı ilâmı ile, usule aykırılık yönünden, keza bozmaya uyularak verilen ikinci mahkûmiyet hükmünün ise, Dairemizin 8.6.2004 gün ve 2004/418-581 Esas ve Karar sayılı ilamıyla suç vasfı yönünden, ancak kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle bozulması üzerine, yerel askeri mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda, sanığın 12.10.2000 tarihinde bir kez ateş ederek, tek kurşun ile P.Çvş. Y.M.yi öldürdüğü. P.Er C.A.'yi da hayati tehlike geçirecek, uzuv tatiline sebep olacak ve 25 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaraladığı dosya kapsamıyla sabit görülerek;
1- Sanığın üstü olan P.Çvş. Y.M.'yi kasten öldürmek suçundan eylemine uyan TCK'nın 2/2'nci maddesi göz önüne alınarak, ASCK'nın 22.1.2004 tarih ve 5078/1 sayılı Kanunla değişik 91/3 (az vahim hâl cümlesi), TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca, yirmi sene ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 31 'inci maddesi uyarınca, müebbeden kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, TCK'nın 33'üncü maddesi uyarınca hükümlü bulunduğu süre içerisinde kanuni kısıtlılık altında bulundurulmasına. Medeni Kanunun 407'nci maddesi uyarınca yetkili vesayet makamına, sanığın cezasının infazına başlanmasını müteakip bildirimde bulunulmasına,
2- Sanığın P.Hr C.A.'yı kasıt ile öldürmeye tam teşebbüs suçundan, eylemine uyan TCK'nın 448, 62, 59/2'nci maddeleri uyarınca, on üç sene dört ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Hükmedilen ağır hapis cezalarının TCK'nın 71 'inci maddesi uyarınca, toplanarak otuz üç sene dört ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın kazanılmış hakları gereği, sonuç olarak "Otuz sene ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına",
TCK'nın 31'inci maddesi uyarınca müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına, TCK'nın 33'üncü maddesi uyarınca hükümlü bulunduğu süre içerisinde kanuni kısıtlılık altında bulundurulmasına, Medeni Kanunun 407'nci maddesi uyarınca yetkili vesayet makamına, sanığın cezasının infazına başlanmasını müteakip bildirimde bulunulmasına,
Sanığın eylemi sonucu meydana gelen 418.000 TL Hazine zararının, 353 sayılı Kanunun 16'ncı maddesi uyarınca sanığa ödettirilmesine, tutuklama sebepleri ortadan kalkmadığından tutukluluk hâlinin devamına, nezarette ve tutuklulukta geçirdiği ve geçireceği sürelerin 353 sayılı Kanunun 251/1'inci maddesi uyarınca mahkûmiyetinden mahsubuna, karar verilmiştir.
Sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmü, on beş seneden fazla hürriyeti bağlayıcı ceza içerdiğinden, 353 sayılı Kanunun 205/1-A maddesi gereğince resen temyiz incelemesine tabi bulunmaktadır.
Sanık müdafii hükmü süresinde temyiz ederek; müvekkili ile maktul arasında hiçbir husumet bulunmadığını, olayın gerçekleşmesinde her ikisinin nöbet yerine askeri usulün gerektirdiği şekilde kontrollü olarak götürülmeyişlerinin etkisi bulunduğunu, sanığın hedef almadan ateş ettiğini, suçu kasten işlemediğini, olayın şakalaşma sonucu meydana geldiğini, şüpheli durumların sanık lehine uygulanması gerektiğini, TCK'nın 455/2'nci maddesinin ihlâl edildiğini, fiili kasten işlemiş olsa bile, Askeri Ceza Kanununda değil, Türk Ceza Kanununda yapılan düzenlemeye göre cezalandırılması gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Müdahiller vekilleri, neden göstermeksizin süre tutum dilekçesi ile hükmü temyiz etmişler, gerekçeli hükmün tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi vermemişlerdir.
Tebliğnamede, hükmün usul ve esas yönlerinden yasaya uygun bulunduğu belirtilerek onanması talep olunmuştur.
Yapılan incelemede;
Erzincan 3'üncü Ordu Merkez Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta olan sanık P.Er K.G.'nin, 12.10.2000 tarihinde arkadaşı C.F.M. ile birlikte, 21.00-23.00 saatleri arasında 2 numaralı çevre emniyet nöbetçisi oldukları, nöbete giderken kendi başlarına doldur-boşalt yaparak nöbetlerini devir aldıkları, sanığın üzerinde kendisine zimmetli 579971 seri numaralı G-3 piyade tüfeğinin bulunduğu, nöbetin bitimine kısa bir süre kala nöbet yerlerinden ayrılarak KTM (Kabul Toplanma Merkezi) yemekhanesinin önüne geldikleri, yemekhanenin penceresini tıklattıkları ve içeride bulunan askerlerin camı açması üzerine sanık K.G.'nin saati sorduğu, "22.55" cevabını alınca bu kez yandaki pencerelere geçtikleri, her ikisinin yan yana iki ayrı pencereden içeriye silâhlarını soktukları, o gün KTM'ye gelen askerlerin ifadelerini tutanağa yazmakta olan Çvş. Y.M.'ye ve ona yardım eden Er C.A.'ya "ne yapıyorsunuz" diye sordukları, C.A.'nın sanık ve yanındaki arkadaşına "silâhla şaka olmaz, indirin silâhlarınızı" dediği, bu söz üzerine C.F.M.'nin silâhını indirdiği, sanık K.G.'nin silâhını indirmeyip "sizi vurmayanın anasını avradını sinkaf edeyim" diyerek tetiği çektiği, silâhın ateş almadığı, maktul Y.M.'nin Çavuş F.G.'den sanıkla arkadaşını silâhla şaka olmayacağına ilişkin olarak ikaz etmesini istediği, ancak bu ikaza mahal kalmadan, etraftaki sivil giyimli asker şahıslara "siviller kenara çekilsin" diyerek ikazda bulunan sanığın, kesitte elde edilen bilgi ve delillere göre sol eline aldığı silâhının kurma kolunu sağ eliyle çekip bırakarak tüfeğini kurup, takriben 9 m mesafeden maktul ve mağdurun bulunduğu istikamete yönelterek tetiği bir kez daha çekmek sureti ile ateş ettiği, masada oturur vaziyette ve yazı yazmakta olan P.Çvş. Y.M.'nin vücudunu hafif sola ve sanığa doğru çevirdiği, C.A.'nın ise onun tam arkasında ayakla ve duvara yaslanmış vaziyette durduğu, sanığın silâhından çıkan merminin maktul Y.M.'nin sol memesinin 5 cm sağ üzerinden girdiği, sağ kürek kemiğinin alt ucundan yaklaşık 4 cm aşağıdan çıktığı, arkasında duran C.A.'nın kasıklarından penis üzerinden geçmek suretiyle, yaralayıp arkasındaki duvarı da delerek malzemelik olarak kullanılan odanın duvarına saplandığı, Çvş. Y.M.'nin olaydan hemen sonra kalp, akciğer ve büyük damarlarındaki ateşli silâh yaralanması nedeniyle kan kaybı ve hemorojik şoktan vefat ettiği, mağdur C A.'nın ise olaydan sonra tedavi altına alınıp, GATA sağlık kurulunca dört kez ve toplam altı buçuk ay hava değişimi aldığı, çeşitli tarihlerde dört kez ameliyata alındığı, bu yaralanma neticesinde hayati tehlike geçirdiği, 25 gün iş ve güçten kaldığı, uzuv tatilinin mevcut olduğunun belirlendiği, sanığın olay sırasında üzerinde bulunan piyade tüfeğinin herhangi bir arızasının olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Askeri mahkemece, yapılan yargılama sonucu verilen ilk hüküm, Dairemizin 16.7.2003 gün ve 2003/846-847 Esas ve Karar sayılı ilâmı ile usule aykırılık nedeniyle bozulmuş, bozma ilâmına uyan askeri mahkemece verilen ikinci hüküm de, önceki hükümde olduğu gibi sanığın 12.10.2000 tarihinde üstü durumunda bulunan P.Çvş. Y.M.'yi hedef alarak ateş etmesi sonucu onu öldürmek ve C.A.y' ı öldürmeye rıza göstermek suretiyle, iki ayrı suçu işlediği ve TCK'nın 79'uncu maddesinde yer alan fikri içtima kuralının uygulanması gerektiği kabul edilerek, sanığın ölüm sonucunu doğuran üste fiilen taarruz suçundan dolayı cezalandırılmasına karar verilmiş, Dairemizin 8.6.2004 gün ve 2004/418-581 sayılı kararıyla eylemin tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu değil, kasten işlendiği, her ne kadar askeri mahkemece, sanığın P.Çvş. Y.M.'yi öldürme kastı ile hareket ettiği, mağdur P.Er C.A. ile ilgili olarak muhtemel (öngörülen) kastı nedeniyle, adam öldürmeye tam teşebbüs suçunu işlediği kabul edilerek, TCK'nın 79'uncu maddesi kapsamında fikri içtima kuralları uygulamak suretiyle, cezası daha ağır olan üstünü öldürmek suçundan dolayı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, doktrin ve yerleşik içtihatlar karşısında, fikri içtimada birden çok suçu sonuçlayan tek ve aynı fiilin mevcudiyeti gerektiği, ceza hukukunda fiil teriminin yalnız hareketi değil, neticeyi de (dış âlemdeki değişikliğin sayısını) içerdiği, olay sırasında hem maktul çavuş ve hem de mağdur erin tam nişan (atış) hattı üzerinde ve biri diğerinin önünde durduğu, G-3 piyade tüfeğinin alış gücüne ve hedef mesafesine göre, kurşunun her ikisini de delip geçmesi ve öldürmesinin mümkün olduğu, böylece olayda elde edilen neticeler itibariyle sanığın üstü konumunda bulunan P.Çvş. Y.M.'yi kasten öldürmekten, P.Er C.A.'yı da öldürmeye tam teşebbüs etmekten dolayı ayrı ayrı cezalandırılması ve gerçek içtima hükümleri uygulanarak cezalarının toplanması gerektiği belirtilerek, sanığın kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle hükmün bozulmasına karar verildiği görülmektedir.
Askeri mahkemece, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda, olay tanıklarının ifadeleri dikkate alınarak, sanığın bilerek ve isteyerek tüfeğinin kurma kolunu çekip bırakmak suretiyle tetiği düşürdüğü, bazı farklılıklar olmakla beraber, hiçbirisinin ifadesinde olayın dikkatsizlik veya tedbirsizlik neticesinde meydana geldiği hususunda hır beyanı bulunmadığı sanığın özellikle sizi vuracağım", "sizi vurmazsam anamı sinkaf etsinler" şeklindeki beyanları, pencere açılır açılmaz silâhının namlusunu içeriye doğrultması ve hatta ilkinde tetiği düşürdükten sonra ateş almadığını görüp yeniden kurma kolunu çekip bırakmış olması, boş kovanın yemekhanenin içinde bulunmuş olması, ateş etmeden önce olay yerinde bulunan sivil giyimli erlere hitaben "siviller kenara çekilsin" şeklindeki ikazı karşısında, olayın tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu olmadığı, şakalaşma amacı ile gerçekleşmediği, dolayısıyla eylemlerin kasten işlendiğinde herhangi bir tereddüt bulunmadığı kabul edilmektedir.
Önceki bozma ilâmımızda ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere, Yargıtay ve Askeri Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile doktrindeki görüşler dikkate alındığında sanığın, aynı nişan (atış) hattı üzerinde ve biri diğerinin önünde durmakta olan maktul çavuş Y.M. ve mağdur Er C.A.'ya yönelik olarak atış gücü yüksek silâhla bir el ateş edilmekle, tek bir hareket ile iki kişiyi birden kasten öldürmeye elverişli davranışta bulunduğu, olay sonucu P.Çvş. Y.M.'yi öldürdüğü, P.Er C.A.'yı ise öldürememiş olmakla birlikte, hayati tehlike geçirecek, uzuv tatiline sebep olacak, 25 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği, meydana gelen iki ayrı netice itibariyle, üstü durumunda olan P.Çvş. Y.M.'yi kasten öldürmek suçundan, keza P.Er C.A.'yı kasten öldürmeye tam teşebbüs etmek suçundan askeri mahkemece, yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle, üstünü kasten öldürmek suçundan dolayı az vahim hâl fıkrası uyarınca, asgari had üzerinden ve takdiri indirim yapılmak suretiyle, kasten adam öldürmeye tam teşebbüs etmek suçundan ise, asgari had üzerinden, kanuni ve takdiri indirim yapılmak suretiyle, ayrı ayrı cezalandırılmasına ilişkin hükümlerde ve sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek toplam ceza tayininde usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Mevcut deliller ve uygulama karşısında, müdafiin ve müdahiller vekillerinin temyiz sebepleri kabule değer görülmemiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy