(1632 S. K. m. 85 )
Genelkurmay Başkanlığı Destek Kıt'aları 1'inci Özel Ulaştırma Oto Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yerine getirmekte olan sanık Ulş.Er.B.İ.'nin,
Olay tarihlerinde 2'nci Özel Ulaştırma Oto Bölük Komutanlığında görevli iken, 24.12.2004 gününü 25.12.2004 gününe bağlayan geceleyin 22.30-00.30 saatleri arasında silâhlı olarak tuttuğu ceza evi nöbeti sona erdikten sonra, kendisini değiştirecek olan bir sonraki nöbet kıt'asının beş İlâ on dakika kadar gecikmesi üzerine, devriye onbaşısı olarak nöbetçilerin başında gelen mağdur P.Çvş. S.K.'ya sinirlenerek "Nerede kaldınız? Soğuktan götümüz dondu. Senin gibi çavuşu si...rim. Silâh sırtıma yapıştı. Senin attığın devriyenin a...na koyarım" dediği,
Nöbet değişimi yapılıp doldur-boşalt istasyonuna doğru giderlerken, mağdur çavuşun, bu sözler nedeniyle tutanak tutacağını söyleyerek ikazda bulunması üzerine, sanık erin, mağdur çavuşa karşı bu defa "Seninle sivilde görüşürüz. Çavuş rütbene mi güveniyorsun? Çarşıda çavuşluğun sökmez" şeklinde sözler sarf ettiği,
Maddi bir olay olarak sabit görülmüştür.
1) Hizmete müteallik bir muameleden dolayı üsle hakaret sucundan kurulan hükümle ilgili olarak yapılan incelemede;
Sanık Ulş.Er. B.İ.'nin, çavuş rütbesinde erbaş olup üstü konumunda bulunan ve 00.30-02.30 nöbetçilerini hazırlayıp nöbet değişimine beş-on dakika kadar gecikerek getiren ve bu sırada nöbet kıt'asının başında hizmet hâlinde bulunan mağdur P.Çvş. S.K.'ya, bundan dolayı sinirlenerek onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte bulunan "...sinkaf ederim, a.na koyarım" şeklinde sözler sarf etmek suretiyle sövmesi, ASCK' nin 85inci maddesinin son cümlesi kapsamına giren "hizmet esnasında ve hizmete müteallik muameleden dolayı üsle hakaret" suçunu oluşturduğundan,
Askeri mahkemece, sanığın üzerine atılı bu suçun sübuta erdiğinin kabulü ile, karar yerinde gösterilen yasal ve haklı gerekçelerle alt sınır üzerinden temel ceza tayin edilmesinde, 00.30-02.30 nöbetçilerinin geç kaldırılması nedeniyle nöbet değişimi için beş-on dakika kadar gecikilmiş olmasında mağdurun bir kusuru bulunmamakla beraber, sanık erin, bu gecikmenin mağdurdan kaynaklandığı zannıyla kapılmış olduğu hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında suç İşlediğinin ve bu durumun hafif haksız tahrik teşkil ettiğinin kabulünde ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasında herhangi bu isabetsizlik görülmediğinden,
Bu suçtan kumlan ve usul ve esas yönünden kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2) Silahlı iken ve hizmet esnasında üstü tehdit etmek sucu ile ilgili olarak yapılan incelemede;
Sanık Ulş.Kr B.İ.'nin, mağdur P.Çvş.S.K.'ya "...si...rim. ...a...na koyarım" diye söverek mevsuf üste hakaret suçunu işledikten sonra, cıva evi nöbet yerinden ayrılıp doldur-boşalt istasyonuna doğru giderlerken, yolda söylenmeye devam ettiğinden; mağdur çavuş tarafından bu konuda tutanak tutulacağı söylenerek uyanda bulunulması Özerine, sanık erin bu kez "Seninle sivilde görüşürüz. Çavuş rütbene mi güveniyorsun? Çarşıda çavuşluğun sökmez" diye karşılık vererek konuşmaya devam etmesinin "silâhlı iken ve hizmet esnasında üstü tehdit etmek" suçunu oluşturduğu kabul edilerek bu suçtan da mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Dairemizin 4.2.2003/159-154 ve 30.3.2004/366-360 tarih ve sayılı kararlarında da belirliliği gibi;
4551 sayılı Kanun ile değişik 1632 sayılı ASCK' nin 82'nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde "Amir veya üstünü herhangi bir suretle tehdit edenler ... " ifadesi dışında bir unsura yer verilmediğinden, bu suçun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde Türk Ceza Kanununda tanımlanan tehdit suçunun unsurlarının göz önüne alınması gerekmektedir.
765 sayılı TCK' nın 191 'inci maddesinin birinci fıkrasında, tehdit; "Bir kimse kanunda yazılı hâllerin haricinde başkasını ağır ve haksız bir zarara uğratacağını bildirerek tehdit ederse..." şeklinde tanımlanmıştır.
Öğreti ve uygulamaya göre tehdit, kişi huzurunu bozan, dolayısı ile kişinin iç hürriyetini azaltan (daraltan) bir fiildir.
Tehdit suçunun maddi unsuru, başkasını haksız bir zarara uğratacağını bildirmek olup, muayyen bir neticenin meydana gelmesine gerek bulunmamakla, tehdidin tehdit edilen kişinin bilgisine ulaştığı anda suç tekemmül etmiş sayılmakla, bu nedenle tehlike suçu niteliğini arz etmekle ve mağdurun bir hakkının veya meşru bir menfaatinin ihlâl edileceği tehdidi bu suçtaki zarar kavramını oluşturmakla beraber, tehdidin aynı zamanda maddi bir olgu olarak mağdurun iradesi üzerinde gerçekten etki yaratacak nitelikte olması gerekmektedir.
Diğer yandan tehdit suçunun manevi unsuru, mağduru haksız yere zarara uğratmak için tehdit konusundaki şuurlu (bilinçli) iradedir. Tehdit suçunun failinin, tehdit sayılabilecek bir fiilde bulunurken mağduru gerçekten haksız bir zarara uğratmak bilinci içerisinde bulunması, diğer bir deyişle tehdit kastıyla hareket etmiş olması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra temyiz incelemesine konu olaya dönecek olursak,
Sanık er, hafif haksız tahrikin etkisi altında çavuşa karşı söverek üste hakaret suçunu işledikten hemen sonra, doldur-boşalt istasyonuna doğru giderlerken aynı hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında söylenmeye, mağdur çavuşla tartışmaya devam ettiği sırada, öfkeyle sarf etmiş olduğu "Seninle sivilde görüşürüz, çavuş rütbene mi güveniyorsun? Çarşıda çavuşluğun sökmez" şeklindeki sözlerini tehdit kastı altında söylediği, bu sırada mağdur çavuşu gerçekten haksız bir zarara uğratma bilinci içerisinde olduğu, mücerret tehdit içeren bu sözlerinin; sarf edildiği zaman ve yer sarf edilme sebep ve şekli itibariyle mağdur çavuş özetinde ciddi anlamda bir korku ve endişe yaratacak, iç hürriyetini azaltacak (daraltacak) nitelikte bulunduğu konusunda tam bir vicdani kanaate varılması mümkün olmadığından,
Sanık erin, mücerret tehdit içeren bu sözlerinin, üste hakaret suçunu işledikten hemen sonra, bu eyleminin devamı mahiyetinde ve öfkeyle söylenmiş sözler olduğunun, olayda ayrıca bir de "üstü tehdit" suçunun unsurlarının bulunmadığının kabulü ile hakkında ASCK' nın 82/2'nci maddesinin tatbik edilmesi istemiyle dava konusu edilen bu suçtan ceza tayin edilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, aksi yöndeki görüş ve kabul ile mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı bulunmuştur.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy