(1632 S. K. m. 82)
Askerî mahkemece, sanığın;
a- 11.5.2003 tarihinde silâhla üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek ASCKnın 91/2 (az vahim hâl) ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca 10 ay hapis eczası ile cezalandırılmasına,
b- 20.5.2003 tarihinde üstü tehdit etmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 82/2 (birinci cümle) ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Aynı neviden hürriyeti bağlayıcı cezaların TCK'nın 71 inci maddesi uyarınca içtima ettirilerek neticelen 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Adlî müşahede altında geçirdiği günlerin mahkûmiyet süresinden mahsubuna, karar verilmiştir.
Hükümler; süresinde, sanık tarafından "verilen cezaların fazla olduğu, 647 sayılı Kanunun uygulanması gerektiği" ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; üste hakaret suçundan tesis edilen hapis cezasının onanması, üste fiilen taarruz suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ise suç vasfında hata nedeniyle bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
1- Silâhla üste fiilen taarruz suçu ile ilgili inceleme;
Artvin 211 'inci Hudut Alayında askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, 11.5.2003 tarihinde koğuşlar bölgesindeki silâhlığın önünde mağdur P.Onb. Y.S. ile birlikte bulundukları esnada ve mağdur onbaşı ile aralarında yaklaşık 1-2 metre kadar mesafe olduğu bir sırada, sanığın, mağdur P.Onb.Y.S.'yi yanına çığırarak "bana öyle bakına" diyerek, kendisine yakın olan silahlık mazgalından G-3 piyade tüfeğine ait kınından çıkmış bir kasaturayı alması sonrası, sol eliyle mağduru om/undan yakaladığı ve arasındaki mesafenin kısa olması nedeniyle savurmaksızın, elinde bulunan kasaturanın sivri tarafını mağdurun karın boşluğuna dayamak suretiyle bastırdığı, bu eylemini kasaturayı mağdurun kamından çekmeksizin bir kez daha tekrarladığı anda mağdur onbaşının sanığa "sakin ol, kendine gel" diyerek kendisini ittirdiği, fakat sanığın, buna rağmen mağdura hitaben "gözüme görünme dikkatli ol" şeklindeki sözleri söylemeye devam ettiği sırada orada bulunanlar tarafından uzaklaştırıldığı, maddî olay olarak sübut bulmaktadır. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Ancak;
Bir üst veya amirin otoritesini ve ona bağlı olarak cismanî bütünlüğü korumayı amaçlayan ASCK'nın 91'inci maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için, astın doğrudan doğruya üst veya amirin vücut bütünlüğüne yönelik olarak yapılan Baldın niteliğinde bir etkin eylemde (müessir fiilde) bulunması, keza bu saldırı esnasında "vurmak, çarpmak, iteklemek, silkelemek" gibi, Ceza hukukunun aradığı anlamda icrai hareketlerin yapılması, diğer bir ifadeyle suçun maddi unsurunu tevkil den icrai hareketlerin elverişli vasıtalarla bir eylem olarak ortaya konup yapılması, ayrıca suç kastının da bu yolda oluşması gerekir. (As.Yrg.Drl.Krl. 31.5.2001, E 58.K.59)
Maddi vakıanın oluş şekline göre sanığın, eyleminin üste fiilen taarruz suçunu oluşturduğunun kabulünde isabet yoktur. Yukarıda tarihi esas w karnı numarasına işaret edilen Askeri Yargıtay Daireler Kurulu kararında da belirtildiği gibi, sanığın hareketi, mağdurun vücut bütünlüğüne yönelik olmayıp, eylemi olaydan iki gün önce mağdur ile aralarında geçen hadiseden dolayı duyduğu husumet, beslediği kin sonucu onu korkutmaya, iç huzurunu bozmaya yönelik olduğu, bu nedenlerle eylemi ASCK'nın 82/2'nci maddesinde yazılı üstü tehdit suçunu oluşturduğundan, ASCK'nın 91/2'nci maddesi gereğince tesis edilen mahkûmiyet hükmünün, suç vasfındaki hala nedeniyle bozulması gerekmiştir.
2- Üstü tehdit suçu ile ilgili inceleme;
Sanığın, acemi eğitimi sırasında kendisine istihkak olarak bot verilmesine rağmen, askerlik hizmetini yerine getirdiği Artvin 21l.Hd.A.2.Hfp. Tb.5.Hf.P.Bl.K.lığına katıldığında, botunun bulunmaması nedeniyle, 25.5.2003 tarihinde bölük astsubayı nezaretinde yapılan bot dağıtımı esnasında, kendisine P.Çvş. N.C. tarafından kullanılmış (giyilmiş) bol verilmesi nedeniyle, aynı gün akşamüstü mağdur P.Çvş, N.C.'nin yolunu yanında P.Çvş. M.D., P.Er Ş.G. ve P.Er S.T. bulunduğu bir sırada keserek, mağdura hitaben "bana neden eski bot verdin, sana gününü göstereceğim, seninle görüşeceğiz, seni keseceğim" şeklinde sözler sarf ettiği, böylece sanığın, kendisinin üslü olan P.Çvş. N.C.'yi tehdit etmek suretiyle ASCK'nın 82/2'nci maddesindeki (birinci cümle) suçu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Sırf askerî suç niteliğinde bulunan ve ASCK'nın 82/2'nci maddesi ile yaptırıma bağlanan üstü tehdit suçundan verilen hapis cezasının, aynı Kanunun 47/A ve 5329 sayılı Kanun ile getirilen madde Ek 8' de belirtilen engel nedeniyle, mülga 647 sayılı Kanunun 4 ve 6, ya da 5237 sayılı TCK'nın 50 ve 51'inci maddelerinin tatbiki ile para cezasına veya kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesine ve ertelenmesine karar verilmesi de mümkün olmadığından,
Sanığın sübuta ve uygulamaya ilişkin yerinde görülmeyen tüm temyiz sebeplerinin reddiyle, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, askerî mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine ve incelenen dosya içeriğine göre kanuna uygun bulunan hükmün onanması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy