(1632 S. K. m. 137)
Askeri mahkemece; sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 137, TCK'nın 59/2, 647 sayılı Kanunun 4/1 (günlüğü 11.557.000 TL üzerinden) ve 6'ncı maddeleri gereğince 57.785.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine, olay nedeniyle meydana gelen 6.881.982.000 TL tutarındaki Hazine zararının 353 sayılı Kanunun 16'ncı maddesi uyarınca sanıktan tazminine, 492 sayılı Kanuna göre 371.627.028 TL nispi harç alınmasına karar verilmiştir.
Sanık, araç kullanmada yetersiz olduğunun komutanlıkça bilindiğini, yanına araç komutanı verilmediğini, Tbp.Atğm. S.D.'nin cama vurması sonucu dikkati dağıldığı için kazanın meydana geldiğini, kazaya aracın teknik yetersizliğinin de etken olduğunu, kurallara aykırı bir davranışının bulunmadığını, idareye hiç kusur verilmeyip kendisine tam kusur vermesini kabul etmediğini, hasar bedelinin ne şekilde hesaplandığının anlaşılamadığını, bu aracın piyasa değerinin ne olduğunun bilinmediğini, vasıfsız bir işçi olarak çalıştığını belirterek hükmü süresinde temyiz etmiştir.
Tebliğnamede, sanık hakkında açılan kamu davasının reddine karar verilmesi gerekirken, mahkûmiyete hükmolunmasının kanuna aykırı olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmesi istenmiştir.
İncelemede:
Askeri mahkemece, gerekçeli hükümde, sanığın "...25 Ekim 2003 günü kendisine zimmetli 266260 plâka no.lu Land-Rover askeri ambulans aracı ile, kalp rahatsızlığı nedeniyle kıt'a revirine sevk edilen J.Komd.Er S.D.'yi götürmek üzere görevlendirildiği, J.Tbp.Atğm. S.D.'nin aracın arkasına hastanın yanına bindiği, önde BTR aracı, arkasında Land-Rover koruma aracı ve en arkada sanığın kullanımındaki 266260 plâka no.lu Land-Rover marka askeri ambulans aracı olmak üzere saat 23.00 sularında intikale başladığı, Lice-Hani Karayolu üzerine Uzunlar Köyü yol ayrımına gelindiğinde, saat 23.40 sularında en öndeki BTR aracın yavaşlaması sonucu, koruma aracı olarak görevlendirilen Land-Rover aracın BTR aracını sollamaya geçtiği, bu esnada sanığın da BTR aracını sollamaya başladığı, sollamayı tamamlarken direksiyonu aniden sola kırması nedeniyle aracın sağ tekerlerinin bir süre yerden kesilerek takla attığı, kazada Tbp.Atğm. S.D.'nin on beş gün, J.Kr S.D.'nin bir gün, J.Kr K.K.'nın bir gün iş ve gücünden kalır şekilde yaralandıkları, her üç olay mağdurunun sanık hakkında şikâyetçi olmadıkları, kaza sonucu askeri araçta 6.881.982.000 TL Hazine zararının meydana geldiği, olay nedeniyle dinlenen bilirkişi mütalâasında, sanığın Trafik Kanununun 52'nci maddesine göre 'sürücüler hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun getirdiği şartlara uydurmak zorundadır' hükmünü ihlâl edecek şekilde, dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullanmasından dolayı 8/8 oranında kusurlu bulunduğu, keza sanığın Kara Yolları Trafik Kanununun 54/1-A maddesinde belirtilen 'geçmek kuralına riayet etmemek' kuralını ihlâl ettiğinden 8/8 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, sanığın eylemi sonucu askeri araçta meydana gelen hasarın dışında araçta bulunan 3 şahsın yaralanması nedeniyle TCK'nın 459/1 ve 3üncü maddeleri ile TCK'nın 79'uncu maddesi göz önüne alındığında, şikâyet unsuru yokluğundan yararlanma olayı yerine daha ağır cezayı gerektiren ASCK'nın 137'nci maddesi uyarınca cezalandırılması cihetine gidilmiş" tir şeklindeki gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Sanığın, olay anında kurallara aykırı olarak tehlikeli araç kullanması sonucu araç devrilerek mühimce hasara uğramış, araçta bulunan üç kişiden birisi 15 gün, ikisi ise birer gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanmışlar ve sanıktan şikâyetçi olmamışlardır. Böylece, sanık tek fiille tehlikeli araç kullanmak, taksirle yaralamaya sebebiyet vermek ve hizmette kusur dolayısıyla harp malzemesinin mühimce hasarına sebebiyet vermek suçlarını işlediğinden (ortada fikri içtima bulunduğundan), TCK'nın 79'uncu maddesine göre en ağır cezayı öngören Hizmette kusur dolayısıyla harp malzemesinin mühimce hasarına sebebiyet vermek suçundan, ASCK'nın 137'nci maddesi uyarınca cezalandırılması gerekmektedir.
Ancak, Hani Cumhuriyet Başsavcılığının 6.2.2004 tarih ve 2003/199 Hazırlık, 2004/22 Takipsizlik sayılı takipsizlik kararı ile; taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan mağdurların şikâyetçi olmamaları nedeniyle, tehlikeli araç kullanma suçundan ise, yasal süresi içinde ön ödeme yaptığından sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ve bu karara itiraz edilmemiştir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 13.1.2005 tarih ve 2005/2-6 esas ve karar sayılı kararında, "...sanığın tek fiilinden doğan ihlâllerden biri hakkında verilen takipsizlik kararının, bu eylemle doğrudan irtibatlı durumdaki hizmette tekâsül sonucu askeri aracın mühimce hasarına sebebiyet vermek suçu açısından da olumsuz dava (muhakeme) şartı niteliğinde olduğu, dolayısıyla da, Cumhuriyet Başsavcılığınca tehlikeli şekilde vasıta kullanmak suçundan dolayı tesis edilen ön ödemeye bağlı takipsizlik kararının, ASCKnın 137nci
maddesinde belirtilen suçun yargılama konusu yapılmasına engel teşkil edeceği sonucuna varılarak, sanık hakkında hizmette tekâsül sonucu askeri aracın mühimce hasarına sebebiyet vermek suçundan dolayı açılan kamu davası ile ilgili olarak davanın reddine karar verilmesi..." gerektiği kabul edilmiştir.
Hani Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında, tehlikeli araç kullanmak suçundan takipsizlik kararı verilmesi karşısında, Dairemizce de benimsenen Daireler Kurulunun 13.1.2005 tarihli kararındaki görüş dikkate alınarak, sanık hakkında Hizmette tekâsül dolayısıyla harp malzemesinin mühimce hasarına sebebiyet vermek suçundan görülen kamu davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilip mahkûmiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirmiş, Hazine zararı ile ilgili evrakın ilgili Muhakemat Müdürlüğüne gönderilmesine işaret edilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy