(765 S. K. m. 230)
Sanığın 30.9.2001 tarihinde memuriyet görevini ihmal etmek suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK'nın 144'üncü maddesi delaletiyle, TCK'nin 230/1, TCK'nin 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 (beher günü 4.745.000 TL olarak), TCK'nin 72'inci maddeleri uyarınca sonuç olarak 474.512.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Kanunun 6'ncı maddesi uyarınca cezalarının ertelenmesine, sebebiyet verdiği 1.387.575.000 TL askeri kantin zararının TCK'nin 230/3'üncü maddesi uyarınca sanığa ödettirilmesine karar verilmiştir.
Sanığın yokluğunda verilen hüküm, 26.7.2004 tarihinde sanığın babasına tebliğ edilmiş, ancak yerel mahkeme, sanığın babası ile aynı adreste oturup oturmadıkları hususunda bir açıklık bulunmadığını, bu nedenle kararın bizzat sanığa tebliğ edilmesini, sanığın adresinde bulunamaması nedeniyle kanuni yakınına tebliğ edilmesi hâlinde, aynı konutta oturup oturmadıklarının saptanarak, buna dair tutanağın gönderilmesini Mardin İl Emniyet Müdürlüğünden talep etmiştir.
Mardin İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince, gerekçeli hüküm 13.9.2004 tarihinde bizzat sanığa tebliğ edilmiş, sanık 13.9.2004 tarihli dilekçesi ile özetle; müsnet suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığını, beraatına karar verilmesi gerektiğini, ek savunma hakkı tanınması gerektiğini, para cezasının tecil edilme koşulları bulunduğu hâlde tecil edilmediğini, zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılması gerektiğini ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Askeri Yargıtay Başsavcılığı, gerekçeli hükmün Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak, sanıkla aynı çatı altında oturan babasına 26.7.2004 tarihinde tebliğ edildiğini, kanun yol ve süreleri ile başvuru makamının bildirildiğini, sanığa sonradan 13.9.2004 tarihinde yapılan tebligat üzerine sanığın süresinde temyize geldiğini, ancak geçerli olan ilk tebligattan sonra süresinde temyize gelmediği için yeniden temyize gelme hakkı bulunmadığını belirterek, 353 sayılı Kanunun 214/1 'inci maddesi uyarınca bir karar verilmesi için dava dosyasını yerel mahkemeye iade etmiş, mahkemece askeri savcılığın talebi doğrultusunda 2.12,2004 gün ve 2004/274-499 sayılı duruşmasız işlere ait karar ile, sanığın temyiz talebinin süresinde yapılmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu kararın, 27.12.2004 tarihinde sanığa tebliği üzerine, sanık 31.12.2004 tarihli dilekçe ile itirazda bulunmuş, temyiz dilekçesinde belirttiği hususları tekrarladığını, hükmün ve temyiz isteminin süre yönünden ret kararının usulüne uygun verilmediğini, adreste bulunan kıraathaneyi çalıştırdığını ve orada yatıp kalktığını, bu yüzden babasına yapılan tebligattan çok sonra haberdar olduğunu belirterek, hükmün incelenmesine gecilerek bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Tebliğnamede; yargı kararlarının ilgiliye tebliği sırasında başvurulacak kanun yollan, usulleri ve süreleri ile ilgili olarak Anayasanın 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun ile değişik 40/2'nci maddesi göz önüne alındığında, gerekçeli hüküm tebliğ edilirken bu hükme karşı ne kadar süre içinde temyiz yoluna başvurulacağı bildirilmekle birlikte, hangi merci ya da mercilere başvurulabileceği hususu belirtilmediğinden, yapılan tebligatın usulüne uygun ve geçerli bir tebligat niteliğinde bulunmadığı, bu nedenle temyiz isteminin süresinde olduğu, duruşmasız işlere ait kararın kaldırılmasına ve temyiz incelemesi yapılmasına karar verilmesinin gerektiği, 765 sayılı TCK'nın 230/1 'inci maddesi uyarınca kurulmuş bulunan mahkûmiyet hükmünün, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9'uncu maddesi hükmü uyarınca "Lehe Kanun hükümlerinin uygulanması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
Yargı kararlarının ilgiliye tebliği sırasında başvurulacak kanun yolları, usulleri ve süreleri ile ilgili olarak, Anayasanın 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun ile değişik 40/2'nci maddesi göz önüne alındığında, dava konusu olayda gerekçeli hüküm tebliğ edilirken, bu hükme karşı ne kadar süre içinde temyiz yoluna başvurulacağı bildirilmiş olmakla beraber, hangi merci ya da mercilere başvurulabileceği hususunun belirtilmediği belirlendiğinden, yerel mahkemece yapılan tebligatın usulüne uygun ve geçerli bir tebligat niteliğinde bulunmadığı, bu nedenle temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldığından, tesis edilen duruşmasız işlere ait kararın kaldırılarak temyiz incelemesinin yapılmasına karar verilmiştir.
Yapılan temyiz incelemesinde;
Iğdır-Aralık ilçesinde bulunan 2'nci Hudut Tabur Komutanlığı Merkez Gökay kantininde, 21-Şubat-30 Eylül 2001 tarihleri arasında kantin sorumlusu olarak görev yapan sanık ere, kantin malzemelerinin kantin yönetimince teslim edildiği, bilirkişi raporundaki çizelge uyarınca ilk ayda bir miktar açık çıktığı, bu açığı kendi imkânları ile kapattığı, takip eden dört aylık dönemde herhangi bir açık vermediği, son iki ayda ise açık vermeye başlayarak kantindeki malzemelerin satış fiyatına göre sayılması, sayınım hesabının tutulması, paralarının düzenli olarak kantin yetkililerine teslimi konusundaki görevlerini ihmali sonucunda 1.387.575.000 TL tutarındaki mal veya parayı teslim edememesi sureti ile, memuriyet görevini ihmal etmek suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Sanık hakkında memuriyet görevini ihmal suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde, karar tarihi itibariyle usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden herhangi bir isabetsizlik görülmemiş ve sanığın temyiz sebeplerinin cezadan kurtulmaya yönelik olduğu belirlenmiş ise de;
12.10.2004 tarih ve 25611 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 257'nci maddesi kapsamında yeniden düzenlenmiş olan müsnet suçun unsurları itibariyle değişikliğe uğradığı anlaşıldığından ve aynı Kanunun 7/2'nci maddesi lehe kanun hükümlerinin uygulanmasını öngördüğünden, bu yasal değişiklik sonrasında sanığın hukuki durumunun askeri mahkemece değerlendirilmesi bakımından mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Terhisli olan sanık hakkında yeniden kurulacak hükümde, kantin zararının ödettirilmesine dair karar verildiğinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği hususuna işaret olunmuştur.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy