(1632 S. K. m. 66)
Askeri mahkemece, sanığın 16.12.2000-16.8.2003 tarihleri arasında mükerrer firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 66/2-c ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca bir yıl sekiz ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Komutan, "mükerrerlik" unsurunun oluşmadığını öne sürerek, hükmü sanık lehine temyiz etmiştir.
Tebliğname de; gerekçeli hükümde belirtilen, sanığın önceki firar suçuna ilişkin hüküm tarihine nazaran mükerrerlik unsurunun gerçekleşmediği, ancak, dava dosyasındaki bir başka firar suçundan verilmiş hükmün kesinleşme tarihinin araştırılarak, mükerrerlik unsurunun değerlendirilmesi gerektiği ve sanığın adli gözlem altına alınmamış olmasının ve tasdiksiz faks metni hâlindeki yakalama tutanağı ile kıt'aya sevk yazısına itibar edilmesinin isabetli olmadığı belirtilerek, hükmün noksan soruşturma nedeniyle bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
Eğitim birliğine 26.8.1993 tarihinde sevk edilen sanığın, 21.10.1993-8.11.1993, 31.10.1994-7.11.1994 ve 1.12.1995-21.5.1995 tarihleri arasında izin tecavüzü, 22.11.1993-30.11.1993 ve 12.1.1996-25.10.2000 tarihleri arasında firar ve 8.11.1993 tarihinde de askeri eşyayı kaybetmek suçlarını işlediği, 22.11.1993-30.11.1993 tarihleri arasındaki firar suçu nedeniyle Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 4.10.1994 tarih ve 1994/193-322 esas ve karar sayılı hükmüyle beş ay hapis cezasına hükmedildiği, bu hükmün kesinleştiğine ve cezanın infaz edildiğine dair dava dosyasında belge veya bilgi bulunmadığı, sanığın, 12.1.1996-25.10.2000 tarihleri arasındaki firar suçu nedeniyle 6'ncı Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 21.2.2001 tarih ve 2001/841-111 esas ve karar sayılı hükmüyle bir yıl on beş gün hapis cezasına mahkûm edildiği, 30.9.2002 tarihinde kesinleştirilen bu hükmün infazının 18.8.2003-30.11.2003 tarihleri arasında yapıldığı, bu suçu nedeniyle tutuklu yargılanmış olan sanığın 13.12.2000 tarihinde Adana Askeri Ceza ve Tutuk Evinden tahliyesi sonrası merkez komutanlığına teslim edildiği, 14.12.2000 tarihinde Yüreğir Askerlik Şubesi tarafından bir gün yol süresi verilerek İskenderun'daki birliğine sevk edildiği, ancak zamanında birliğine katılmadığı, 16.8.2003 tarihinde İstanbul'da polis tarafından yakalandığı ve askeri mahkemece, sanığın 16.12.2000-16.8.2003 tarihleri arasında mükerrer firar suçunu işlediğinin kabul edildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Gerekçeli hükümde, "...sanığın önce işlemiş olduğu başka bir firar suçuna ilişkin olarak hakkında 1 yıl 15 gün hapis cezası verildiği ve bu kararın 30.9.2002 tarihinde kesinleştiği, bu suçtan dolayı 3.11.2000-13.12.2000 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, bu nedenle eylemin mükerrer firar suçuna vücut verdiği..." değerlendirmesine yer verilmiş ise de; iddia konusu firar suçunun başlangıç tarihi, ilk firar suçundan kurulan hüküm tarihinden ve dolayısıyla kesinleşme tarihinden öncesine tekabül ettiğinden, ASCK'nın 42'nci maddesinde düzenlenmiş "tekerrür" kurumunun ön şartının, gerekçeli hükümdeki anlatım itibariyle gerçekleşmediği açıktır.
Ancak; sanığın 22.11.1993-30.11.1993 tarihleri arasında işlediği firar suçu nedeniyle, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesince kurulmuş 4.10.1994 tarih ve 1994/193-322 esas ve karar sayılı mahkûmiyet hükmünün kesinleşme ve cezanın infaz tarihlerinin ortaya konulup, mükerrerlik şartlarının değerlendirilmesi gerektiği de izahtan varestedir.
Öte yandan; sanığın 1993 yılında askere alınmış olması, askerlik hizmeti sırasında bir çok kez bu hizmetini kesintiye uğratması, askerlik şubesi tarafından hazırlanmış "hizmet safahatı cetvelinde", "nerede olduğu belli değildir" şeklinde belirlemeler bulunması ve iddia konusu firar eyleminin 2000 tarihinde başlaması dikkate alındığında, sanığın askerlik hizmet hesabının sağlıklı bir şekilde yapılmasında ve firar tarihi itibariyle askerlik hizmetinin sona erip ermediğinin tespit edilmesinde zaruret bulunmaktadır.
Diğer taraftan; her ne kadar sanığın şube şahsi dosyasında psikiyatrik rahatsızlığına ilişkin rapor bulunmadığı bildirilmiş ise de, sanığın askerlik hizmeti süresince birçok kez firar ve izin tecavüzü suçlarını işlemiş olmasına nazaran, suç tarihleri itibariyle cezai ehliyetinin ve askerliğe elverişli olup olmadığının araştırılması gerektiği de aşikârdır.
Ayrıca, sanığın 13.12.2000 tarihinde tahliyesi sonrasında askerlik şubesi tarafından bir gün yol süresi verilerek birliğine sevk edildiğine ve yakalanarak ele geçirildiğine ilişkin belge ve tutanak aslı veya tasdikli suretlerinin temin edilmemiş olması eksiklik teşkil etmektedir.
Bu itibarla, komutanın haklı görülen temyiz itirazının kabulü ile mahkûmiyet hükmünün, noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy