(353 S. K. m.120)
Askeri mahkemece; sanığın,
5.6.2003-1.12.2003 tarihleri arasında kendiliğinden başvurmakla sona eren bakaya suçunu işlediği sabit kabul edilerek, ASCK'nın 63/1-A maddesinin "üç aydan sonra gelenler" cümlesi, TCK'nın 59/2 ve 647 S.K'nın 4'üncü maddeleri uyarınca 1.155.700.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, verilen ağır para cezasının 647 sayılı Kanunun 5'inci maddesi uyarınca aylık, 20 eşit taksit hâlinde sanıktan tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm, yasal süresi içerisinde sanık tarafından özetle; verilen cezaya itiraz ettiği, kasıtlı davranmadığı, mecburiyet nedeniyle çalışmak zorunda kaldığı ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, hükmün bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
353 S.K.'nın 120/1, 130/Son maddeleri uyarınca iddianamenin tebliği ile, duruşma günü arasında en aşağı bir haftalık süre geçmesi gerekirken; sanığa iddianame 14.10.2004 tarihinde tebliğ edilmesine karşın, sorgusunun bir hafta geçmeden 19.10.2004 tarihinde saptanması, askeri mahkemece yazılan talimatta da yasal süre konusunda bir açıklık bulunmaması karşısında, sorgunun tespiti için belirlenen yasal süreye uyulmadan ve sanığa duruşmanın tehir ya da talikini isteme hakkı olduğu bildirilmeden, duruşmaya devam edilerek hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğundan, hükmün usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma karşısında sanığın temyiz itirazları ve davanın esası hakkında bu aşamada bir inceleme yapılmamıştır.
Öte yandan; 5335 sayılı Kanunla değişik 5083 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda ağır (adli) para cezasına çevrilmede; beher gün bedelinin 9 YTL olarak dikkate alınması gerektiğine işaretle yetinilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy