(1632 S. K. m. 66)
Sanık hakkında, firar (kararda mükerrer firar) suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, suçun istenemez suç vasfına büründüğü gerekçesiyle verilen 18.11.2002 tarihli beraat kararının, komutanın aleyhe temyiz istemine binaen Dairemizin 13.5.2003 tarih ve 2003/593-591 esas ve karar sayılı ilâmı ile, dosyada sağlık kurulu raporunun bulunmadığı, suçun başlangıç tarihinin yanlış belirlendiği, atılı suçun unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle bozulması üzerine; askeri mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, sanığın 23.5.2000-22.1.2001 tarihleri arasına izin tecavüzü (firar) suçunu işlediği kabul edilerek, eylemine uyan ASCK'nın 66/1-b ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri gereğince on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, gözetim altında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezasından indirilmesine karar verilmiştir.
Sanık, sebep göstermeksizin hükmü süresinde temyiz etmiş; tebliğname de, gerekçeli hükmün delillerin değerlendirilmesi bölümünde sanığın firar suçunu işlediği kabul edilmesine rağmen, kısa karar ile gerekçeli hükmün başında ve sonuç kısmında izin tecavüzünden bahsedilerek ASCK'nın 66/1-b maddesi uyarınca ceza tayin edilmesinin karışıklığa neden olduğu, keza suç vasfına ilişkin değişiklik nedeniyle sanığın savunmasının da alınmadığı belirtilerek hükmün usul yönünden bozulmasına karar verilmesi istenmiştir.
İnceleme:
Usul yönünden;
6.10.2003 tarihli duruşmada sanığın yeniden müşahede allına alınmasına karar verildiği, 8.12.2003 ve 19.4.2003 tarihli duruşmalarda bu husus tekrarlandığı hâlde, 6.9.2004 tarihinde söz konusu ara kararından vazgeçilmeksizin hükme varılması,
Sanık hakkında firar suçundan kamu davası açıldığı hâlde, bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda sanığın ek savunması alınmaksızın, izin tecavüzü suçundan ASCK'nın 66/1-b maddesi uyarınca hüküm kurulması, gerekçeli hükmün başlangıcına suçun adının izin tecavüzü yazılıp, delillerin değerlendirilmesi bölümünde dosyaya ve olayın cereyan tarzına uygun şekilde firar suçunun oluştuğunun kabul edilmesi, ardından hüküm fıkrasında kısa karar tekrarlanmak suretiyle sanığın izin tecavüzü suçunu işlediğinden bahisle ASCK'nın 66/1-b maddesi uyarınca hüküm kurulması, gerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması, gerekse gerekçeli hükümde teşevvüş yaratılması yönünden,
Yasaya aykırı bulunduğundan, hükmün öncelikle usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Esas yönünden inceleme;
Sanığın daha önce işlediği suçlara ait adli sicil kaydında geçen ve dosyadaki firar suçuna ait mahkûmiyet kararları (kesinleşme şerhli) ve infaz evrakları getirtilmeden, sağlık kurulu raporu aldırılması usule ve yerleşmiş uygulamaya aykırı ise de, inceleme konusu davayı etkilemediği için bu aşamada yapılacak bir işlem bulunmamaktadır.
Keza sanıkta teşhis edilen "Kronik Nitelik Kazanmış Antisosyal Kişilik" hastalığı, 765 sayılı Kanunun 47'nci maddesi kapsamına girmemesine rağmen, 5237 sayılı TCK'nın 32/2'nci maddesi (önemli derecede olmamakla birlikte, işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi) kapsamına girebileceği akla gelebilir ise de, adli raporun ruhsal muayene ve tartışma bölümlerinde ayrıntılı olarak belirtilen teşhis, tespit ve kanaatin yeterli olduğu, bu hususta yeni bir araştırmaya gerek olmadığı, sanığın söz konusu rahatsızlığının 5237 sayılı Kanunun 32/2'nci maddesi kapsamına da girmediği sonucuna varılmıştır.
İncelenen dosyadaki suçundan 31.7.2001 tarihinde tutuklanan sanık, 26.8.2001 tarihinde GATA-Çamlıca Göğüs Hastalıkları Hastahanesi tutuklu koğuşundan firar ettiğinden ve daha sonra hakkında çıkarılan tutuklama müzekkeresinin infazına da başlanmadığından mahsup işleminin buna göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy