(647 S. K. m. 4) (1632 S. K. m. 117) (353 S. K. m. 251)
Askeri mahkemece; sanığın, asta müessir fiil suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK'nın 117/1'inci maddesi uyarınca takdiren ve sonuç olarak yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 12.8.2004-27.8.2004 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği sürelerin, 353 sayılı Kanunun 251/1 'inci maddesi uyarınca cezasından mahsubuna karar verilmiştir.
Sanık, hükmü süresinde temyiz ederek özetle; suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını, varsayımlara dayanılarak hüküm kurulduğunu, şüpheden yararlandırılması gerektiğini, tanıkların baskı altında kaldığını, tanık beyanlarında çelişki olduğunu, beraatına karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir,
Tebliğnamede, hükmün sübut yönünden bozulması talep olunmuştur.
Yapılan incelemede;
Afyon İhsaniye İlçe Jandarma Komutanlığında görevli olan sanığın, 9.5.2004 tarihinde, nöbetçi astsubay olarak nöbet hizmetini yerine getirdiği sırada, bazı personelin Gazlıgöl kolluk devriyesini icra ettiği, aynı davada emre itaatsizlikte ısrar suçundan yargılanıp, mahkûmiyetine karar verilen ve temyize gelinmediği için, hakkındaki mahkûmiyet hükmü temyiz incelemesine tâbi tutulmayan diğer sanık S.K.'nın, 12.00-14.00 nöbetini sanık astsubayın talimatı ile Er E.Ü.'nün tuttuğu, E.Ü.'nün yerine de sanık Er S.K.'yı, 16.00-18.00 saatlerinde nizamiye nöbetçisi olarak belirlediği, Nöb.Çvş. M.T. G. tarafından bildirilmesine rağmen, S.K.'nın nöbete gelmemesi üzerine, sanığın Er S.K.'yı gazinoya çağırttığı, sorduğunda görevden yeni geldiğini nöbete çıkmayacağını, kimsenin kendisini nöbete çıkartmadığını söyleyerek emri açıkça reddettiği, ikazlara rağmen ret etmeye devam ettiği, mahkemenin kabulüne göre; sanık J.Astsb.Çvş. O.K.'nın mağdur Er S.K.'nın kafasını sol koltuğunun altına alarak, sırtını birkaç kez gazinodaki televizyon sehpasının altındaki duvara ittirmek suretiyle vurduğu, mağdurun gazinodan dışarı çıktığı, Er S.K.'nın muayenesi sonucu, sırt bölgesinde sol tarafta, orta hatta yakın 7-8 cm uzunluk ve 0,2-0,4 cm genişliğinde hafif hiperemi mevcut bulunduğuna ilişkin adli muayene raporunun mevcut bulunduğu, tanıklar S.D. ve C.B.'nin aşamalardaki yeminli ifadeleriyle, mağdurun birlik komutanlığı ve askeri savcılık ifadelerinin örtüştüğü belirtilerek, sanığın asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, cezalandırılması yönüne gidildiği anlaşılmaktadır.
Olayın mağduru olan Er S.K. askeri savcı huzurunda, sanığın kalasını kolunun altına sıkıştırıp, sırtını TV sehpasının altındaki duvara vurmaya başladığını, yaklaşık on kez vurduğunu, bu esnada sırtının sehpanın sivri kısmına denk geldiğini,
Askeri mahkeme huzurunda alınan ifadesinde; kendisine sanık tarafından vurulmadığını, duvara çarpmadığını beyan ettiği, çelişki üzerine sorulduğunda, daha önce böyle söylemek istediğini, bölük komutanının karakolda ne ifade verdiysem o şekilde ifade ver dediğini beyan ettiği, askeri savcının duruşmada söz alarak, ifadeleri bizzat kendisinin aldığını, sanıkların birbirlerini aklamaya çalıştıklarını belirttiği, mağdur sanık Er S.K.'nın 16.12.2004 tarihinde dilekçe vererek sonuçta dava konusu olayın olmadığını, bölük komutanının bu olayı sanıkla hesaplaşmak için kullandığını, nöbet görevine gitmek istememesi dışında bir disiplinsizliğinin olmayıp, kendisine karşı müessir fiil ika edilmediğini belirttiği, yine olayla ilgili bilgi ve görgüsü olan tanık J.Er C.B.'nin mahkeme ifadesinde sanığın sinirlenip, mağduru boynundan tutup, koltuğunun altına sıkıştırıp duvara doğru çok şiddetli olmayacak şekilde ittirdiğini beyan ettiği, yargılama sırasında 1.12.2004 tarihinde mahkemeye ibraz ettiği dilekçesinde, sanığın mağduru dövmesi değil, silkelemesi olduğunu belirttiği görülmektedir.
Olayla ilgili dinlenilen tanıkların beyanlarının olaya yeterince açıklık getirmediği, ancak mağdur S.K.'nın, tanıklar S.D. ve C.B.'nin beyanları ve yargılama aşamasında tanık C.B. ve mağdur tarafından verilen dilekçeler dikkate alındığında, sanığın mağdur ve tanıkları etkilemeye matuf davranışlarda bulunduğunun belirlendiği, böylece, sanığın olay günü mağdur sanık S.K.'nın boynunu koltuğunun altına alıp duvara ittirmek suretiyle, astını kasten itip kakmak suretiyle asta müessir fiilde bulunmak suçunu işlediği, dosyada mevcut delillerden anlaşılmakta olup, mahkemenin bu yöndeki kabulünde, asgari hadden uygulama yapmış olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; sanığın geçmişte sabıkasının bulunduğu belirtilerek, bu cezası para cezasına çevrilmemiş ve aynı gerekçe ile suç işlemedeki eğilimi dikkate alınarak, ertelenmesi yönündeki talebinin reddine karar verilmiş olup,
647 sayılı Kanunun 4/2'nci maddesinde "suç tarihinden önce para cezasına veya tedbire çevrilmiş olsa dahi, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmemiş olanlar hakkında hükmolunan otuz güne kadar (otuz gün dâhil) hürriyeti bağlayıcı cezalarla, .....kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar, yukarıdaki bentlerde yazılı ceza veya tedbirlerden birine çevrilir" hükmü yer almış, aynı maddenin 4'üncü fıkrasında uygulamada asıl mahkûmiyetin, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbir olduğu belirtilmiştir. Buna göre daha önce para cezası ile cezalandırılmış olmakla birlikte, hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûmiyeti bulunmayan sanıklar hakkında hükmolunan bir ay veya daha az süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların, 647 sayılı Kanunun 4/2'nci maddesi hükmüne göre, zorunlu olarak para cezasına çevrilmesi gerekmekte olup, Askeri Yargıtayın yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır {Askeri Yargıtay. Yrg. 1.D.'nin 29.5.2001 gün, 2001/425-419, 3.D.'nin 18.9.2001 gün 2001/658-633 sayılı kararları), sanığın önceki mahkûmiyeti dikkate alındığında, iki ayrı asta müessir fiil suçundan yargılanıp paraya çevirmeli ve ertelemeli ceza aldığı, bu nedenle asla müessir fiil suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, zorunlu olarak para cezasına çevrilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy