(1632 S. K. m. 82)
Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının 20.12.2004 gün ve 2004/553-272 Esas-Karar sayılı iddianamesi ile; 15 Kasını 2004 tarihinde nöbetçi onbaşı P.Er M.K. saat 07.00'da nöbet değişimini yaptıktan sonra 05.00-07.00 eski nöbetçilerini bölük bölgesine getirirken eski nöbetçi sanık P.lir M.Z.'nin kepinin toz olduğunu görerek silmesi için ikaz ettiği, sanığın "onbaşı oldun g...mü kalktı" dediği, bunun üzerine nöbetçi onbaşının "fazla konuşma, hadi gidelim" dediği, B binası önüne geldiklerinde sanığın hücum yeleğinden dolu şarjörünü çıkartıp tam dolduruş yaptıktan sonra nöbetçi onbaşı P.Er M.K.'ye silâhının namlusunu çevirip elini tetiğe getirerek "sıkayım mı lan" deyip nöbetçi onbaşıyı tehdit ettiği, nöbetçi onbaşı P.Er M.K.'nin saklanarak yalvarmaya başladığı, bunun üzerine sanığın silâhını indirerek doldur-boşalt yaptığı, nöbetçi subayının yanına gittiklerinde sanığın aynı şekilde nöbetçi onbaşıyı "senin yanına bu olayı bırakmayacağım, beni şikâyet ettin" diyerek tehditlerine devam ettiği, böylece sanığın silâhlı tehdit suçunu işlediği iddiası ve eylemine uyan TCK'nın 191/2'nci maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış;
Askeri mahkemece; sanığın 3.3.2005 tarihinde terhis olması suretiyle askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin kesilmiş olduğu, sanığa yüklenen suçun askeri bir suç olmadığı, askeri bir suça bağlı bulunmadığı gerekçesiyle 353 sayılı Kanunun 17 ve 19'uncu maddeleri gereğince askeri mahkemesinin görevsizliğine karar verilmiştir.
Bu hüküm, askeri savcı tarafından kanuni süresi içerisinde özetle; atılı suçun ASCK'nın Ek-6'ncı maddesinde yer alması sebebiyle sanık terhis olsa da askeri mahkemenin görevli bulunduğu ileri sürülerek temyiz edilmiş; Başsavcılık tebliğnamesinde, kanuna aykırı kurulan görevsizlik hükmünün bozulmasına karar verilmesi istenmiştir.
Yapılan incelemede;
Hâlen terhisli bulunan sanığın, Ankara GATA Ds.Kt.Mhf.Bl.K.lığı emrinde 1983/4 tertip P.Er olarak fiili askerlik hizmetini yapmakta iken, 15.11.2004 günü 05.00-07.00 saatleri arasında ceza evi silâhlı nöbetçisi olduğu, bu nöbetinin bitiminde nöbetçi onbaşı P.Er M.K.'nin, gelip nöbetçileri değiştirdiği ve yeni nöbetçileri bıraktıktan sonra sanığı ve aynı yerde nöbet tutan Hv.P.Er M.T.'yi alarak hep birlikte bölük istikametine doğru yürümeye başladıkları, bu sırada sanığın kepinin tozlanmış olduğunu gören nöbetçi onbaşı Pir M.K.'nin sanığa "kepin tozlanmış, silkele" dediği, sanığın da kepini çıkarıp şaka olsun diye M.K.'nin omzuna bir kere vurduğu, bunun üzerine Mustafa nın "sabah sabah ne vuruyorsun, zaten moralim bozuk" dediği, sanığın bizimde moralimiz bozuk diye cevap verdiği, bilâhare yürürlerken her ikisinin itişip kakışmaya başladıkları, ellerini tokat atar gibi birbirlerinin yüzlerine götürdükleri, bu arada nöbetçi onbaşının sanığa bir tekme salladığı, bunun üzerine, sanığın silâhını omzundan eline alarak Mustafa'ya vururum seni dediği, akabinde silahındaki boş şarjörü çıkarıp hücum yeleğinden aldığı dolu şarjörü taktığı ve kurma kulunu çekip bırakarak silahını tam dolduruşa getirdiği, silâhı nöbetçi onbaşı M.K.'ye çevirmeye yeltenirken araya giren P.Er. M.T.' nin silâhın namlusunu havaya kaldırdığı, daha sonra sanığın dolu şarjörü silahından çıkardığı ve doldur-boşalt yaptığı, ortamın sakinleşmesini müteakip hep birlikte bölük bölgesine gittikleri maddi vakıa olarak dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Sanığın gerçekleştirdiği eylem nedeniyle silâhlı tehdit suçundan dava açılmış ve askeri mahkemece atılı suçun askeri mahkemede yargılanması gereken bir suç olmadığı (sanığın terhis olmasıyla askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin kesildiği) gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de;
Mağdur ile sanık olay tarihinde aynı rütbede olmakla birlikte, Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinin 396'ncı maddesinde yazılı görevleri yapmakta olan bölük nöbetçi onbaşılarının, bu görevleri esnasında ve maddede yazılı yetkilerini kullanırken hem rütbelerinin amiri sayılacaklarının Askeri Yargıtayın yerleşik içtihatları ile kabul edilmesi karşısında, dosyada mevcut nöbet çizelgesine göre, olay tarihinde nöbetçi onbaşı olması sebebiyle hem rütbelerinin ve diğer erlerin amir ve üstü sayılması gereken P.Er M.T' nin olayın cereyan etliği esnada nöbetçi onbaşılık görevinin devam edip etmediğinin, diğer bir ifadeyle 05.00-07,00 saatleri arasındaki Disiplin Ceza Evi nöbetçileri olan sanık ile P.Er M.T.' nin nöbetlerini değiştirdikten sonra onları nereye kadar götürdükten sonra nöbetçi onbaşı olarak yapması gereken işlerin sona ereceğinin araştırılması, olayın vuku bulduğu B binası önüne geldiklerinde nöbetçi onbaşılık görevi hâlen devam etmekte ise, mağdurun olay Öncesinde kepinin tozlu olduğunu gördüğü sanığa kepini silkelemesini ikaz dışında yetki hudutlarını aşan bir müdahalesinin olmadığı da göz önünde bulundurularak, sanığın eyleminin sübutu hâlinde ASCK' nın 82/2'nci maddesinde düzenlenen "Amiri silâhlı tehdit" suçu olarak vasıflandırılması;
Aksi hâlde, yani olayın meydana geldiği anda nöbetçi onbaşı P.Er M.K.' nın sanık açısından nöbetçi onbaşılık görevi sona ermiş ise, yani sanığı nöbet yerinden aldıktan sonra bırakması gereken yere bırakmış ve ondan sonra olay vuku bulmuş ise, nöbetçi onbaşılık görevinin diğer yönlerden bütün gün devam ettiği dikkate alınarak, sanığın eyleminin sübutu hâlinde bu kez de Türk Ceza Kanunun 258'inci maddesinde düzenlenen "Görevli Memuru Tehdit" suçu olarak vasıflandırılması;
Ve her iki durumda da davaya askeri mahkemede bakılması gerekirken (ASCK' nın 82'inci maddesinde düzenlenen "Amiri silâhlı tehdit" suçuna doğal olarak askeri mahkemede bakılacağı gibi, ASCK' nın Ek-6'ncı maddesinde düzenlenen "Görevli memuru tehdit" suçunun sanığı olan asker kişi terhis olsa da yargılamasının askeri mahkemede yapılacağı Uyuşmazlık Mahkemesinin 8.5.1992/16-16, 12.11.1993/48-48 ve 14.6.1996/20-20 tarih ve sayılı kararları ile Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 30.9.2004/36-119 tarih ve sayılı kararında vurgulanmıştır), sanığın eyleminin hatalı şekilde TCK'nin 191/2' inci maddesinde düzenlenen "Silâhlı tehdit" suçunu oluşturduğu kabul edilerek ve terhis olmasıyla askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilgilinin kesildiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmesi kanuna aykırı bulunduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy