(1632 S. K. m. 82)
Askeri mahkemece; sanığın askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçunu islediği kabul edilerek, ASCK' nın 130/1, 130/2, 50. TCK' nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4'üncü maddeleri gereğince 1.113.750.000-TL, ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, tutuklulukla geçen sürelerin 353 sayılı Kanunun 251/1' inci maddesi gereğince günlüğü en yüksek hadden ağır para cezasına çevrilerek verilen ağır para cezasından mahcubuna, 647 sayılı Kanunun 6' ncı maddesi gereğince cezanın ertelenmeline, 1.655.770-TL Hazine zararının ASCK' nın 130/son maddesi gereğince sanığa ödettirilmesine karar verilmiştir.
Adli müşavir ve askeri savcı özetle; sanığın eyleminin silâhla üste (amire) fiilen taarruz suçunu oluşturduğunu belirterek, sanık aleyhine temyize gelmişlerdir.
Diğer sanık Uzm. J.Çvş. K.S ye ait mahkûmiyet hükmü taraflarca temyiz edilmediğinden inceleme dışı bırakılmıştır.
Yapılan incelemede;
15.1.2004 günü sanık Uzm. J.Çvş. K.S.' nin nöbetçi astsubayı olduğu, sanık J.Er H.B.'nin de 15.00-18.00 saatleri arasında lojman koruma nöbetinin bulunduğu, K.S.' nin 15.00-18.00 saatleri arasında nöbetçi olan askerlere doldur-boşalt istasyonunda doldur-boşalt yaptırdığı, nöbet değişimi araçla yapıldığından, 731042 plâkalı araca nöbet tutacakları bindirdiği, ancak sanık H.B.' nin ve İ.Y. adlı nöbetçi erin araçta yer olmadığı için araca binemedikleri, K.S.' nin giderken bu iki ere doldur-boşalt istasyonunun yanında beklemelerini emrettiği ve nöbet değişimi için araçla bölgeden ayrıldığı, sanık H.B.' nin emre uymayarak daha Önce almış olduğu hastaneye sevk kağıdını revir doktoruna imzalatmak için kendisine beklemesi emredilen yerden ayrıldığı, K.S.' nin kalan iki nöbetçinin nöbet değişimini yapmak için geri döndüğü sırada sanığı beklemesi için emir verdiği yerde göremediği, sanığı bularak yanına gelmesi için çağırdığı, fakat sanık H.B.' nin laubali bir şekilde geldiği, bunun üzerine K.S.' nin sinirlendiği ve sanığa bağırdığı, müteakiben dizinin alt tarafına dört defa tekme attığı, sanığın yapılan muayenesi sonucunda sol dizinin altında 3x5 cm. ebatlarında üç adet ekimoz bulunduğunun tespit edildiği, bu sırada iki şahsın birbirlerine çok yakın mesafede (bir ayak boyu) oldukları, akabinde sanığın sağ elinde bulunan ve namlusu yeri gösteren tüfeği ile beraber hafif yana döndüğü, silâhını yere paralel hâle getirdiği, yarım dolduruşta bulunan tüfeğini kurma kolunu çekip bırakmak suretiyle tam dolduruşa geçirdiği, bunun üzerine K.S.' nin eli ile tüfeğin namlusunu alttan vurup namluyu havaya doğru kaldırdığı, sonra sanığa arkadan sarıldığı, bu esnada sanığın tüfeğin emniyet mandalını seri konuma getirdiği, tetiğe bir kez bastığı ve iki adet merminin ateşlendiği, atılan mermiler nedeniyle 1.655.770-TL Hazine zararı meydana geldiği, maddi olay olarak sübut bulmaktadır. Mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
Ancak; bir üst veya amirin otoritesini ve ona bağlı olarak cismani bütünlüğünü korumayı amaçlayan ASCK' nin 91' inci maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için, astın doğrudan doğruya üst veya amirin vücut bütünlüğüne yönelik olarak yapılan saldın niteliğinde bir etkin eylemde (müessir fiilde) bulunması, keza bu saldırı esnasında "vurmak, çarpmak, iteklemek, silkelemek" gibi ceza hukukunun aradığı anlamda icrai hareketlerin yapılması, diğer bir ifadeyle suçun maddi unsurunu (eskil eden icrai hareketlerin, elverişli vasıtalarla bir eylem olarak ortaya konup yapılması, ayrıca, suç kastının da bu yolda oluşması gerekir. (As.Yrg.Drl.Krl. 31.5.2001, E.58, K.59)
Maddi vakıanın oluş şekline göre sanığın, eyleminin askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçunu oluşturduğunun kabulünde isabet olmadığı gibi; üste fiilen taarruz suçuna vücut vermesi de mümkün değildir. Yukarıda tarih, esas ve karar numarasına işaret edilen Askeri Yargıtay Daireler Kurulu Kararında da belirtildiği gibi, sanığın hareketi mağdurun vücut bütünlüğüne yönelik olmayıp, eylemi olay günü Nöbetçi Astsubayı olan Uzm.J.Çvş. K.S.' nin kendisine müessir fiilde bulunması nedeniyle onu korkutmaya iç huzurunu bozmaya yönelik olduğu, bu nedenlerle eylemi ASCK' nin 82/2' nci maddesinde yazılı üstü tehdit suçunu oluşturduğundan, askeri savcı ve adli müşavirin sanığın eyleminin silâhla üste fiilen taarruz suçunu oluşturduğu yönündeki görüşlerine de iştirak edilmeyerek, ASCK' nin 130'uncu maddesi gereğince askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçundan tesis edilen mahkûmiyet hükmünün, suç vasfındaki hata nedeniyle bozulması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy