(1632 S. K. m. 91)
5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesince tesis olunan 26.8.2003 gün ve 2003/1307-917 Esas ve Karar sayılı kararı ile, hükümlünün, hizmet esnasında üste fiilen taarruz suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan ASCK'nın 91/2 (az vahim hâl cümlesi), TCK'nın 51/son ve 59/2'nci maddeleri uyarınca sonuç olarak üç ay on gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, yasal süresi içinde taraflarca temyiz edilmeyen karar 28.12.2004 tarihinde kesinleşmiştir.
Milli Savunma Bakanı tarafından; olay günü olan 16.5.1998 tarihinde koğuştaki yatağında yatmakta olan hükümlünün kendisini nöbet hizmeti için uyandırmaya gelen mağdur Nöbetçi Çavuş P.Çvş. R.D. ile tartıştıktan sonra, mağdurun kendisine palaska ile vurmasının da etkisiyle mağdurun boğazına sarılıp vurduğunun anlaşıldığı, askeri mahkemece de maddi olayın bu şekilde kabulünde, hâkimin takdirine müteallik fiili meselede kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak fiili taarruzun "hizmet esnasında" yapıldığının kabulü ve bu şekilde uygulama yapılması için Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 12.3.1969 tarih ve 1969/4-4 Esas ve Karar sayılı İçtihadında da belirtildiği üzere, tarafların her ikisinin de fil hâl hizmette bulunmaları, aralarında hizmet münasebetinin teessüs etmesi ve fiilin hizmet gereklerinden doğmuş olmasının gerektiği, olay sırasında sanığın koğuştaki yatağında istirahat hâlinde bulunduğu kabul edildiğine göre, tarafların her ikisinin de hizmet hâlinde bulunmaları koşulunun gerçekleşmediği, bu hususlar göz önüne alındığında, hükümlü hakkında ASCK'nın 91/l'inci maddesi gereğince mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken, maddi hukuk kuralına muhalefet edilerek ASCK'nın 91/2'nci maddesi gereğince mahkûmiyet cihetine gidilmesinin kanuna aykırılık oluşturduğu belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmesinin temini amacıyla Askeri Yargıtay Başkanlığına başvurması hususunda Askeri Yargıtay Başsavcılığından istemde bulunulduğu görülmektedir.
Olay günü nöbetçi çavuşu olan mağdur P.Çvş. R.D.'nin nöbet hizmeti sebebiyle sanığı nöbete kaldırmak istemesi üzerine sanığın, mağdurun boğazına sarılıp mağdura vurduğunun dosyada mevcut deliller karşısında mahkemece kabul edilerek, sanığın hizmet esnasında ve mağdurun ağır ve haksız tahriki sonucunda üste fiilen taarruz suçunu işlediğinden bahisle, askeri mahkemece ASCK'nın 91/2 (az vahim hâl cümlesi) ve TCK'nın 51/son, 59/2'nci maddeleri uyarınca cezalandırıldığı anlaşılmakta ise de;
Fiilen taarruz eyleminin "hizmet esnasında" yapıldığının kabulü için Askeri Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 12.3.1969 gün ve 1969/4-4 Esas ve Karar sayılı içtihadında belirtilen kıstasların mevcudiyeti gerekmekte olup, tarafların her ikisinin de fil hâl hizmette bulunmaları, aralarında hizmet münasebetinin teessüs etmesi ve fiilin hizmet gereklerinden doğmuş olması hususlarının mevcudiyeti şart olup, olay sırasında sanığın koğuştaki yatağında İstirahat hâlinde bulunduğu kabul edildiğine göre, tarafların her ikisinin de hizmet hâlinde bulunmaları koşulu gerçekleşmediğinden, sanık hakkında ASCK'nın 91/1'inci maddesi gereğince karar verilmesi gerekirken, aynı Kanunun 91/2'nci maddesi gereğince karar verilmesi kanuna aykırı bulunduğundan, Milli Savunma Bakanının yazılı emirle bozma istemi kabul edilerek, 353 sayılı Kanunun 243/5-B maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulmuştur.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy