(1632 S. K. m. 91)
Askeri mahkemece; sanığın,
1- 10.2.2004 tarihinde üste hakaret suçunu islediği sabit görülerek, ASCK'nın 85/1 (ilk cümlesi) ve TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2- 10.2.2004 tarihinde mağdur P.Çvş. M.KB.'ye yumruk vurmak suretiyle üste fiilen taarruz suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK'nın 91/1 (Az vahim hâl cümlesi), TCK'nın 51/3, 59/2'nci maddeleri uyarınca bir ay yirmi gün hapis cefası ile cezalandırılmasına,
3- 10.2.2004 tarihinde mağdur P.Çvş. M.K.B.'ye önce ensesine, sonra da muhtelif yerlerine vurmak suretiyle üste fiilen taarruz suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK'nın 91/1 (az vahim hâl cümlesi), TCK'nın 59/2'nci maddeleri uyarınca beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Aynı neviden hürriyeti bağlayıcı cezalarının TCK'nın 71'inci maddesi uyarınca toplanarak, sonuç olarak dokuz ay beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık, hükmü yasal süresi içinde temyiz ederek özetle; olayın başlangıcında çavuş K.B.'nin iteklemesi üzerine aralarında tartışma çıktığını, askerler araya girince ayrıldıklarını, bu arada çavuş ile A.B. isimli er arasında tartışma çıkıp, kavgaya dönüştüğünü, ayırmaya çalıştığı sırada önceki kini ile çavuşun kendisine tokat attığını, bunun üzerine kendisini müdafaa için vurduğunu, olayın meydana gelmesinin asıl failinin Çvş. M.K.B. olduğunu, verilen cezanın yüksek ve yersiz olduğunu belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Tebliğnamede; sanığın üste hakaret ve olay günü saat 21.30'da işlenen üste fiilen taarruz suçuna ilişkin mahkûmiyet hükümlerinin onanması, aynı gün saat 19.00 da işlenen üste fiilen taarruz suçundan mahkûmiyet hükmünün ise, lehe kanun uygulaması yapılabilmesini temin yönünden bozulması talep olunmuştur.
Erzurum Pasinler 7/3 Mekanize Piyade Tabur Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta olan sanığın, 10.2.2004 günü saat 19.00 sularında yemekhanede iken, mağdur P.Çvş. M.K,B.yi temizlik yapan askerlerin başında durması için çağırdığı, mağdur çavuşun gitmek istememesi üzerine sanığın bu konuda ısrar ettiği ve sözlü tartışma sırasında mağdura hitaben birkaç kez "rütbe aldın, götün kalktı oğlum, seni sinkaf edeceğim" şeklinde sözler sarf ettiği, böylece sanığın üste hakaret suçunu işlediği dosyada mevcut delillerden anlaşılmaktadır.
Sanığın bahse konu küfürleri sarf etmesi ve mağdurun ikazlarına rağmen sanığın küfürlü sözler söylemeye devam etmesi üzerine, mağdurun da sanığa "seni sinkaf edeceğim" şeklinde küfür ettiği, bunun üzerine sanığın bir eliyle mağdurun boğazını tutarak, diğer eliyle yüzüne yumruk attığı ve çıkan kavganın etraftaki askerler tarafından sonlandırıldığı, böylece, sanığın olay günü saat 19.30 sularında üste fiilen taarruz suçunu işlediği dosyada mevcut delillerden anlaşılmaktadır. Askeri mahkeme, sanığın kafeteryadaki olayda mağdur P.Çvş. M.K.B.'nin kendisine "sinkaf ederim" şeklinde etmesinden .sonra üste fiilen taarruz teşkil eden yumruk atma eylemini gerçekleştirdiğini, mağdurun bu küfürlü sözünden önce sanığın herhangi bir üste fiilen taarruza ilişkin eylemi olmadığını, bu nedenle mağdurun küfürlü sözünün sanığın ruh yapısı üzerinde şiddetli bir elem ve hiddet meydana getirdiğini belirterek, ağır haksız tahrik sonucu bu suçu işlediğini kabul ederek cezasından indirim yapmıştır.
Aynı gün saat 21.30 sularında, sanık ile mağdurun kavgasını öğrenmiş olan ve aynı davada üste fiilen taarruz suçundan yargılanıp ceza alan ve temyize gelmeyen diğer sanık P.Er A.B.'nin koğuşta mağdur çavuşa "Bir dakika gelir misin" diyerek ranzaların arasında götürdüğü, akabinde mağdur çavuşun suratına kafa attığı, o esnada sanık Er S.B.'nin arkadan gelerek mağdurun ensesine yumruk vurduğu ve her iki sanığın da mağdura müteaddit defalar vurdukları, böylece sanığın aynı gün mağdur çavuşa ikinci kez üste fiilen taarruzda bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Sanığın mağdur çavuşa olay günü saat 19.00 sularında yemekhanede iken, temizlik yapan askerlerin başında durmasını isteyip, çavuşun kabul etmemesi ve aralarında sözlü tartışma çıkması üzerine hakaret amiz sözler söylemek suretiyle işlediği üste hakaret suçundan dolayı askeri mahkemece verilen mahkûmiyet hükmünde ve gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş olup, sanığın temyiz istemi kabule değer bulunmamıştır.
Saat 19.00 sularında yemekhanede (kafeteryada) sanık ile mağdur çavuş arasında karşılıklı küfürleşmeleri müteakip, sanığın mağdurun boğazını tutarak diğer eliyle yüzüne yumruk vurmak suretiyle işlediği üste fiilen taarruz eyleminde askeri mahkeme sanığın, mağdur çavuşun kendisine "sinkaf ederim" şeklinde söz sarf etmesinden sonra yumruk atma eylemini gerçekleştirdiğini, bu sözden önce üste fiilen taarruza ilişkin eylemi olmadığı için, bu eylemini kapıldığı ağır haksız tahrik sonucu işlediğini kabul etmiş ise de; olayın başlangıcında küfürlerin sanık tarafından sarf edildiği, mağdurun ikazına rağmen sanığın küfür etmesi üzerine mağdurun küfür etmiş olduğunun, özellikle Tanık H.C'nin mahkeme huzurunda alınan ve mağdurun beyanlarını doğrulayan ayrıntılı ifadesi ile belirlenmiş olması karşısında, olayda sanık yönünden ağır haksız tahrikin bulunmadığı ve haksız tahrik hükümlerinden yararlanmaması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Sanık ile mağdur arasında 10.2.2004 tarihinde saat 19.00 sıralarında meydana gelen ilk üste fiilen taarruz olayını müteakip, aynı gün saat 21.30 sularında koğuşta ikinci bir üste fiilen taarruz olayının gerçekleştiği, önceki olaydan haberdar olan sanığın arkadaşı diğer sanık Er A.B.'nin mağdur çavuşu koğuşta yanına çağırıp ranzaların arasına götürüp kafa ve yumrukla vurması sırasında, sanığın da arkadan gelerek mağdurun ensesine ve muhtelif yerlerine vurmak suretiyle taarruzda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın aynı gün iki buçuk saat ara ile ve önceki olay nedeniyle ikinci defa aynı mağdura karşı üste fiilen taarruzda bulunmuş olmasının, aynı suç işleme kararının icrası cümlesinden olarak, birden ziyade eylemde bulunmak suretiyle teselsülen işlenmiş olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla, sanığın mağdur P.Çvf, M.K.B.'ye karşı işlemiş olduğu, biri ağır haksiz tahrik sonucu olduğu kabul edilen iki ayrı üste fiilen taarruz eylemlerinin, müteselsil suç niteliği taşıdığı ve tek fiil üzerinden cezalandırılarak cezasında artırım yapılması gerektiği, bu yüzden her iki mahkûmiyet hükmünün bozulması gerektiği sonucuna, ulaşılmıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy