(1632 S. K. m. 82, 90, 91, 117) (765 S. K. m. 59, 80) (AYDK 13.01.2000 T. 2000/30 E. 2000/16 K.) (YCGK 05.04.1993 T. 1991/4-348 E. 1993/70 K.) (YCGK 03.05.1993 T. 1993/4-102 E. 1993/129 K.)
Dolayısıyla, sanığın üzerine atılı ve tüm unsurları itibarıyla oluşan, asta müessir fiil ve üste fiilen taarruz suçlarından mahkûmiyetine ve unsurları itibarıyla oluşmayan üstü tehdit suçundan beraatına karar verilmesi gerekirken, eylemin bir bütün halinde, müteselsilen üste mukavemet suçu kabul edilerek, hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Savcılığının 18.6.2004 tarihli ve 2004/467-218 Esas ve Karar sayılı iddianamesiyle;
Sanık Ord.Asb.Çvş. F.M.'nin, 29.4.2004 günü; mağdur Hv.Slh. Kd. Çvş. S.S.'ye Sen benim kim olduğumu bilmiyorsun, seninle sivilde görüşmeyelim diyerek üstü tehdit, mağdur Ord. Er E.E.'ye tokat atarak, asta müessir fiil ve mağdur Hv.Slh.Kd.Çvş. S.S.'nin yakasından tutarak ittirmek suretiyle, üste fiilen taarruz suçlarını işlediği iddia olunarak, ASCK'nın 82/2'nci maddesinin Vinci cümlesi, 117/1 ve 9l/Vinci maddesinin 1'inci fıkrası (cümlesi) uyarınca cezalandırılması için kamu davası açılmış,
Yapılan yargılama sonunda, sanığın eylemlerinin bir bütün halinde, müteselsilen üste mukavemet suçunu oluşturduğu kabul edilerek, ASCK'nın 90/1-2, TCK'nın 80 ve 59/2'nci maddeleri uyarınca iki ay yirmi yedi gün hapsine karar verilmiştir.
Hüküm, müdafi tarafından, İddianamedeki suç ve vasıflandırma ile müvekkilimin mahkûm edildiği suç farklı ve çelişkilidir. Sanığın mahkûm edildiği maddeler ile maddi vakıa örtüşmemektedir. Müvekkilimin davranışları, korku ve endişe saiki ile işlenmiş, tepkisel tavırlar olup, üzerine atılı suçlar oluşmamıştır. TCK'nın 80'inci maddesinin tatbiki ile cezasının 1/6 oranında artırılması ve cezasının ertelenmemesi hukuka aykırıdır. diye beyanda bulunularak süresinde temyiz edilmiştir.
Askeri savcı tarafından da, Sanık astsubayın, kendisini şapkasını giymesi konusunda uyaran ve sinirli ve saygısızca davranması üzerine, kimlik bilgilerini alan mağdur astsubaya, bu işlemin yapılması sırasında herhangi bir cebir, şiddet ve tehdit de bulunmayıp, mağdur astsubayın tutanağım tutmasından sonra koşarak askerî araç park yerine gelip, burada iddianamede yazılı eylemleri işlediği, amire mukavemet suçunu işlediğinin kabulüyle, mahkûmiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, sanık aleyhine ve süresinde temyize gelinmiştir.
Tebliğnamede, sanığın hareketlerinin üste mukavemet suçunu oluşturduğunun kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak suçun birden çok hareketle işlenmiş olmasına bakılarak teselsülün varlığının kabulüyle, cezada artırıma gidilmesinin kanuna aykırı olduğu belirtilerek bozma isteminde bulunulmuştur.
Dosya kapsamına göre, Balıkesir Ord. Ok. ve Eğt. Mrk. Loj. Ds. K.'lığı M.Y. M. Amirliği emrinde görev yapmakta olan sanık Ord.Asb. Çvş. F.M.'nin, 29.7.2004 günü akşam saat 17.00 sıralarında, Özmerkez Alışveriş Merkezi civarında kamuflajlı üniformasıyla, şapkasız olarak dolaşırken kendisini gören ve şapkasını neden takmadığını sorarak ikaz eden askeri inzibat görevlisi mağdur Hv.Slh.Kd.Çvş. S.S.'ye, Takıp takmayacağımı sen mi söyleyeceksin, sen de astsubaysın, git başımdan diyerek sinirli bir tutum ve davranışla karşılık verdiği, yanında kendisiyle birlikte şehir devriyesine çıkmış olan askerî inzibat görevlisi mağdur Ord. Er E.E.'de hazır bulunan mağdur astsubayın, sanığa, Bu benim görevim, şapkanı tak dediği ve sanığın kimlik bilgilerini alarak tutanak tutmaya başladığı, tutanak tutulurken, sanık astsubayın, inzibat görevlisi mağdur astsubaya Sen ispiyoncusun, bu sana yakışıyor mu? Sen de astsubaysın diyerek engellemeye çalıştığı ve ardından, mağdur astsubayın rütbesini tutarak Sen bunu boşuna taşıyorsun dediği, başlangıçtan beri sanık astsubayın yanında sivil giyimli olarak bulunan tanık Ord.Kd.Çvş. R.K.'nın sanığı sakinleştirerek uzaklaştırmaya ve mağdur astsubayı da tutanak tutmaması için ikna etmeye çalıştığı, mağdur astsubayın tutanağını tutup inzibat görevlisi mağdur Ord. Er E.E. ile beraber olay yerinden ayrılarak, yolun karşı tarafında bulunan Orduevi Müdürlüğüne ait otoparka giderek askeri inzibat aracına bindiği, Bu sırada, sanık Ord.Asb.Çvş. F.M.'nin, koşarak arkalarından geldiği ve aracın kapısını açarak, içeride oturmakta olan mağdur Hv.Slh. Kd. Çvş. S.S.'ye Bir dakika dur, nereye gidiyorsun? Seninle konuşacağım, illa yalakalık yapmamız mı gerekiyor? diye bağırdığı, mağdur astsubayın Alâkası yok, görevimi yapıyorum diye cevap verdiği, sanık astsubayın, bir yandan aracın kapısının kapanmasına engel olurken, diğer yandan mağdur astsubaya Sen benim kim olduğumu bilmiyorsun, seninle sivilde görüşmeyelim diye bağırdığı, mağdur Ord. Er E.E.'nin araya girerek aracın kapısını kapatmak istemesi üzerine, sanık astsubayın mağdur Ord. Er E.E.'ye tokat attığı, bu defa mağdur astsubayın araya girerek sanığa engel olmak istemesi üzerine, sanık astsubayın, mağdur astsubayı yakasından tutarak aracın içine ittirdiği, olay nedeniyle toplanan kalabalığın arasında bulunan ve kendisinin emekli bir astsubay olduğunu söyleyen bir kişi tarafından sanığın olay yerinden uzaklaştırdığı, maddi birer olay olarak sabit görülmüştür.
Askeri mahkemece, bu şekilde meydana gelen olayda sanık astsubayın hareketlerinin, bir bütün halinde müteselsilen amire mukavemet suçunu oluşturduğu kabul edilerek, ASCK'nın 90/1-2 ve TCK'nın 80'inci maddelerinin tatbikiyle yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 90'ıncı maddesi ile yaptırıma bağlanan mukavemet suçunun oluşabilmesi için; bu suçun faili olan asker kişinin, bir amir veya üstünü zorla ve tehdit ile hizmet emrini ifadan menetmeğe yahut hizmete müteallik bir muameleyi yapmak veya yapmamak için zorlamağa kalkışması gerekmektedir.
Olay günü yanında askerî inzibat görevlisi mağdur Ord. Er E.E.'de hazır bulunduğu hâlde, şehir merkezinde devriye hizmetini yerine getirmekte olan inzibat görevlisi mağdur Hv.Slh.Kd.Çvş. S.S., yolda, üzerinde kamuflâjlı askerî üniforması giyili olduğu halde, şapkasız olarak dolaşırken gördüğü, astı konumundaki sanık Ord.Asb.Çvş. F.M.'ye müdahale ederek şapkasını başına takmasını emretmiş, ancak, sanık astsubayın sinirli bir tavır takınması ve yukarıda yazılı sözleri sarf ederek disiplinsiz tutum ve davranışlar sergilemeye devam etmesi üzerine, tutanak tutmaya başlamış, sanık astsubay bu işleme de sözle karşı gelerek, tutanak tutulmasını önlemeye çalışmış, ancak, mağdur astsubay soğukkanlı bir biçimde, tutanak tutma işlemini tamamladıktan sonra mağdur Ord. Er E.E. ile beraber olay yerinden ayrılıp, yolun karşı tarafına geçerek Orduevi Müdürlüğüne ait otoparkta bulunan inzibat aracının başına gitmiş ve böylece, sanık astsubayın kıyafet disiplinine aykırı davranışına müdahale edilmesi görevi ve bu müdahale sırasında itiraz edilerek disipline aykırı söz ve davranışlarda bulunulması nedeniyle, tutanak tutulması işlemleri sona ermiştir.
İşte bu aşamadan sonra, sanık Asb. F.M., biraz önce yapılıp bitirilen hizmete ilişkin işlemlerden dolayı, hırsa kapılarak mağdur astsubay ve erin peşinden koşmuş, otoparkta araca binerlerken yetişerek burada mağdur astsubayı sözle tehdit etmiş, mağdur ere bir tokat atmış ve ardından mağdur astsubayı yakasından tutarak aracın içerisine doğru itmiştir.
Sanığın, astı konumundaki mağdur Ord. Er E.E.'ye tokat atması, ASCK'nın 117/1'inci maddesinde yazılı asta müessir fiil suçunu, üstü konumunda bulunan mağdur Hv.Slh.Kd.Çvş. S.S.'yi yakasından tutarak aracın içine doğru ittirmesi de, ASCK'nın 91/1'inci maddesinde yazılı üste fiilen taarruz suçunu oluşturmaktadır.
Sanık astsubayın, mağdur astsubayı yakasından tutarak ittirmesinden hemen önce Sen benim kim olduğumu bilmiyorsun, seninle sivilde görüşmeyelim diye bağırmasının ASCK'nın 82/2'nci maddesinde yazılı üstü tehdit suçunu oluşturduğu düşünülebilir ise de; amir ve üste fiilen taarruz suçunun amir ve üstü tehdit suçunu da bünyesinde taşıyan müterakki bir suç niteliğini taşıması (As. Yrg. 3.D. 19.11.2002/1153-1149, 4.D. 3.3.1970/73-159), üste fiilen taarruz sırasında söylenen tehdit içerikli sözlerin ayrıca tehdit suçunu oluşturmaması (As. Yrg. Drl. Krl. 13.1.2000/30-16, l.D. 15.11.2000/749-745, 3.D. 11.12.2002/1257-1253), kavga sırasında öfkeyle söylenen sözlerde tehdit kastının varlığından söz edilemeyeceği gibi mağdur üzerinde korku meydana getirmeyeceğinden, tehdit suçunun yasal unsurlarının bulunmaması (Y.C.G.K. 5.4.1993/348-70, 3.5.1993/102-109, As. Yrg. 3.D. 30.03.2004/366-360) nedeniyle, üste fiilen taarruz suçunun işlenmesinden hemen önce sarf edilen ve tehdit içeren bu sözlerin üstü tehdit suçunu oluşturmayacağı sonucuna varılmıştır.
Müdafiin, sanığın hareketlerinin herhangi bir suçu oluşturmadığına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemekle beraber; yukarıda açıklanan nedenlerle, sanığın, üzerine atılı ve tüm unsurları itibarıyla oluşan asta müessir fiil ve üste fiilen taarruz suçlarından mahkûmiyetine ve unsurları itibarıyla oluşmayan üstü tehdit suçundan da beraatına karar verilmesi gerekirken, eylemlerinin bir bütün hâlinde müteselsilen üste mukavemet suçunu oluşturduğunun kabulüyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması kanuna aykırı bulunduğundan bozma kararı verilmesi gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy