(1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4, 5) (1111 S. K. m. 42)
Askeri mahkemece; sanığın, 4.11.2002-3.4.2003 tarihleri arasında tatbikat bakayası suçunu işlediği sabit görülerek, ASCK'nın 63/1-A (üç aydan sonra gelenler cümlesi), TCK'nın 59/2 ve 647 sayılı Kanunun 4/1'inci maddeleri gereğince, sonuç olarak 1.155.000.000 TL Ağır para cezası ile mahkûmiyetine, verilen ağır para cezasının 647 sayılı Kanunun 5/3'üncü maddesi gereğince aylık 10 eşit taksitte tahsiline karar verilmiştir.
Sanık, askerlik şubesi tarafından çıkarılan seferberlik celp çağrı pusulasının, babasına tebliğ edildiği 12 Şubat 2002 tarihinde kendisinin Erzurum Orduevinde askerlik görevini yapmakta olduğunu, bu nedenle, tebligatın geçerli olmadığını düşündüğünü belirterek, kanuni süresi içerisinde temyize gelmiş; Başsavcılık tebliğnamesinde mahkûmiyet hükmünün esas (sübut) yönünden bozulmasına karar verilmesi istenmiştir.
Kahramanmaraş/Pazarcık Askerlik Şubesi yükümlüsü olan sanık adına çıkarılan "Seferberlik Tatbikatı/Ferdi Seferberlik Eğitimi İçin Silahaltı Davetiyesi"nin 12.2.2002 tarihinde babası N.D.'ye tebliğ edilerek, Yıldırım-2002 Seferberlik Tatbikatı için en geç 4 Kasım 2002 tarihinde Gelibolu/Ortaköy 18'inci Zırhlı Tugay Komutanlığına katılmasının istendiği, ancak sanığın istenen tarihte adı geçen birliğe katılmadığı, bilahare aradan beş aya yakın bir süre geçtikten sonra, 3.4.2003 tarihinde kendiliğinden Pazarcık Askerlik Şubesine başvurması üzerine, aynı birliğe sevkinin yapıldığı ve 5.4.2003-11.4.2003 tarihleri arasında tazeleme eğitimi görerek, terhis edildiği tüm dosya kapsamından maddi bir vakıa olarak anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı gibi meydana gelen olay nedeniyle, sanığın 4.11.2002-3.4.2003 tarihleri arasında atılı suçu işlediğini kabul eden askeri mahkemece yazılı olduğu şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
ASCK'nın 63/1-A maddesinde düzenlenen atılı suçun oluşması için, diğer şartların (kabul edilecek bir özrü olmamak, birlikte işleme bağlı arkadaşlarının ilk kafilesi yollanmış bulunmak vs. gibi) yanında, usulüne uygun bir tebligat yapılmış olmasının da gerekli bulunması; 1111 sayılı Askerlik Kanununun 42 ve devamı maddeleri ile, Askeri Yargıtayın yerleşik içtihatlarında, tebligatın öncelikle bilinen adresinde mükellefin kendisine, adres bırakmadan ayrılmış ise, aralarında sıra gözetmeksizin ana-baba, kardeş ve sair akrabalardan birince yapılacağının kabul olunması; bütün bunlardan daha önemli olarak da, Malatya Askerlik Dairesi Başkanlığının "Yıldırım-2002 Seferberlik Tatbikatları ve Ferdi Seferberlik Eğitimleri" konulu emrinin "Personel Seferberlik Tatbikatı ve Ferdi Seferberlik Eğitiminde Yapılacak İşlemler" başlıklı Ek-A' sının "Silahaltı Davetiyelerinin Hazırlanması ve Tebliği ile İlgili İşlemler" başlıklı (2) maddesinin 12'nci bendinde "Henüz terhis olmamış erbaş ve erlerin SAD' ları, askerlik şubesi başkanlıklarınca, yükümlülerin halen muvazzaflık hizmetini yapmakta oldukları birlik ve kurumlara gönderilmek suretiyle tebliğ edilecektir" şeklinde bir düzenlemenin yer alması karşısında;
Yıldırım-2002 Seferberlik Tatbikatına katılması hususundaki silahaltı davetiyesinin babasına tebliğ edildiği, 12.2.2002 tarihinde Erzurum 9'uncu Kolordu Orduevi Müdürlüğü emrinde askerlik hizmetini yerine getirmekte olan sanığın birlik adresinin, yerli kayıtlı bulunduğu Pazarcık Askerlik Şubesi Başkanlığınca bilinmesi gerektiğinden ve bu durum karşısında babasına yapılan tebligat kanunen geçerli sayılabilecek bir tebligat niteliğinde bulunmadığından, unsurları yönünden oluşmayan atılı suçtan sanığın beraatına karar verilmesi gerekirken, mahkumiyet hükmü tesisi kanuna aykırı bulunmuş ve bozulmasına karar verilmek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy