(5271 S. K. m. 237) (1632 S. K. m. 117) (765 S. K. m. 59) (647 S. K. m. 4, 6) (1412 S. K. m. 365) (353 S. K. m. 197, 198, 257) (AYDK 27.10.2005 T. 2005/85 E. 2005/89 K.) (AYDK 22.09.2005 T. 2005/56 E. 2005/68 K.) (AYDK 23.06.2005 T. 2005/66 E. 2005/59 K.) (YCGK 25.03.2003 T. 2003/5-41 E. 2003/54 K.) (YCGK 26.03.2002 T. 2002/6-92 E. 2002/223 K.) (YCGK 01.06.1999 T. 1999/6-111 E. 1999/143 K.)
Askeri mahkemece;
1. Sanık J.Astsb. Çvş. V.K.'nın,
a) Er R.U.'ya karşı asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 117/1, 765 sayılı TCK'nın 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6'ncı maddeleri gereğince, 55 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine;
b) Er D.O.'ya karşı asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 117/1, 765 sayılı TCK'nın 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6'ncı maddeleri gereğince, 55 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine;
c) Er S.A.'ya karşı asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 117/1, 765 sayılı TCK'nın 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6'ncı maddeleri gereğince, 55 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine;
2. Sanık J.Astsb. Kd. Uçvş. M.A.'nın, 18.10.2004 tarihinde Er S.A.'ya karşı asta müessir fiil suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 117/1, 765 sayılı TCK'nın 59/2, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6'ncı maddeleri gereğince, 55 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
Hükümler, müdahale talebi reddolunan H.D.A. tarafından, davaya katılma talebinin haksız olarak reddedildiği, verilen cezanın az ve yetersiz olduğu, oğlunun kaza ile diğer şahısları öldürmesinin ve intihar etmesinin sorumlusunun doğrudan doğruya dosyada belirtilen sanıklar olduğu ileri sürülerek, süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, hükmün usul yönünden bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Hükümler, sadece müdahale talebi reddolunan H.D.A. tarafından temyiz edildiğinden ve H.D.A.'nın Er R.U.'ya ve Er D.O.'ya karşı işlenmiş olan asta müessir fiil suçlarına ilişkin doğrudan ya da dolaylı olarak zarar görmesi söz konusu olmadığından, temyiz incelemesi, sanıkların müteveffa Er S.A.'ya karşı gerçekleştirdikleri asta müessir fiil suçlarına ilişkin mahkumiyet hükümleri ile ilgili olarak yapılmıştır.
Ömerli İlçe J.K.lığına bağlı İkipinar J.Krk. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan (müteveffa) J.Er S.A.'nın, 27.7.2004 tarihindeki pusu görevi sırasında, üzerine zimmetli G-3 piyade tüfeği ile, pusu mevziine gelmekte olan J.Er R.U. ve J.Er E.Ş.'yi kasten öldürdükten sonra, tüfeğin namlusunu çenesinin altında dayayıp ateş etmek suretiyle intihar ettiği, bu olayla ilgili olarak yapılan hazırlık soruşturması sonunda, her üçünün ölümünden sadece Er S.A. nın sorumlu olduğu, ancak onun da intihar sonucu ölmesi nedeniyle dava ve ceza ile ilişkisinin ortadan kalktığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş; ancak, soruşturma sırasında karakol komutanı olan sanık J.Astsb. Kd. Uçvş. M.A. ile karakol komutan yardımcısı olan sanık J.Astsb. Çvş. V.K.'nın, gerek ölümünden önce müteveffaya gerekse değişik zamanlarda diğer mağdurlara karşı asta müessir fiil suçunu işlediklerinin tespit edilmesi üzerine, haklarında kamu davası açılmıştır.
Yapılan yargılama sırasında, müteveffa Er S.A.'nın annesi H.D.A. 29.7.2005 tarihli duruşmaya katılarak, pazılı ve sözlü olarak davaya müdahil olarak katılma talebinde bulunmuş; askeri mahkemece, suçtan zarar gören sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle talebi reddedilmiştir.
Yargılama sonunda. sanık J.Astsb. Kd. Üçvş. M.A.'nın müteveffaya karşı, diğer sanık J.Astsb. Çvş. V.K.'nın da, biri müteveffaya karşı olmak üzere üç ayrı asta müessir fiil suçunu işledikleri kabul edilerek cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Gerekçeli hüküm H.D.A.'ya 31.8.2006 tarihinde tebliğ edilmiş, H.D.A. da, 1.9.2006 tarihinde Mersin 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına verdiği dilekçe ile, müdahale talebinin reddine ilişkin ara kararı ve mahkumiyet hükümlerini süresi içinde temyiz etmiştir.
353 sayılı Kanunun 206'ncı maddesi gereğince, müdahale talebinin reddine ilişkin ara kararın hükümle birlikte temyiz edilebilen kararlardan olduğu; ayrıca, aynı Kanunun 206'ncı maddesi gereğince, katılma isteği reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların kanun yollarına başvurabilecekleri, dolayısıyla H.D.A.'nın temyize hakkı olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır.
Bu durumda, öncelikle müdahale talebi reddedilen H.D.A.'nın, oğluna karşı asta müessir fiil suçunu işledikleri iddia olunan sanıkların yargılama konusu yapılan eylemleri ile ilgili olarak, gerek mülga 1412 sayılı CMUK'un 365 ve gerekse 5271 sayılı CMK'nın 237'nci maddelerinin öngördüğü anlamda suçtan zarar gören kişi olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 353 sayılı Kanunun katılma yolu ile dava ve şahsi dava müesseselerini düzenleyen 257'nci maddesinde, askeri mahkemelerde, bu Kanunun 197 ve 198'inci maddelerindeki şartlar dairesinde katılma yolu ile dava olunabileceği gibi, şahsi dava da açılabileceği, bu hallerde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı, bu başvurmalar üzerine askeri mahkemenin vereceği kararların temyiz olunabileceği öngörülmüştür.
1412 sayılı CMUK'un 365'inci maddesi, Suçtan zarar gören her şahıs, tahkikatın her halinde müdahale yolu ile kamu davasına iltihak edebilir. şeklinde hüküm içermektedir. Maddede suçtan zarar gören kavramına yer verilmekle birlikte, kanunda kavramın tanımı yapılmamıştır.
Doktrinde, CMUK'un 365'inci maddesinin ilk halinde yer alan, Bir kişinin suçtan zarar görmüş sayılması için suçun hayata, sıhhate, ırza, şahsi haklara ve mallara yönelmiş olması gerektiğine ilişkin ifadelerin de etkisiyle, sadece eylemin doğrudan doğruya zarar verdiği, yani suç teşkil eden fiil ile meşru bir hakkı (uzvu, şerefi veya itibarı) ihlal edilen kişinin suçtan zarar gören olduğu kabul edilmiştir.
Gerek Yargıtayın, gerekse Askeri Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında da, doktrine paralel olarak, kamu davasına müdahil olabilmenin en önemli koşulunun suçtan doğrudan zarar görme hali olduğu, dolaylı zararlara dayanılarak kamu davasına katılmanın mümkün olmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.3.2003 tarihli, 2003/5-41 esas ve 2003/54 karar sayılı; 26.3.2002 tarihli, 2002/6-92 esas ve 2002/223 karar sayılı; 11.4.2000 tarihli, 2000/4-65 esas ve 2000/69 karar sayılı; 1.6.1999 tarihli, 1999/6-111 esas ve 1999/143 karar sayılı; 13.10.1998 tarihli, 1998/3-232 esas ve 1998/307 karar sayılı; 4.11.1997 tarihli, 1997/6-209 esas ve 1997/226 karar sayılı; Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 27.10.2005 tarihli, 2005/85-89 esas ve karar sayılı; 22.9.2005 tarihli, 2005/56-58 esas ve karar sayılı; 23.6.2005 tarihli, 2005/66-59 esas ve karar sayılı; 27.8.2002 tarihli, 2002/56-56 esas ve karar sayılı kararları bu yöndedir).
1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 237/1'inci maddesinde ise, Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkeme sindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler. hükmü ile, mağdur, suçtan zarar gören ve malen sorumlu olanların kamu davasına katılabilecekleri düzenlenmiştir.
Görüldüğü gibi, maddede mağdur ve suçtan zarar gören ayırımı yapılmıştır. Kanun koyucu, bu iki kavramın farklı kişileri ifade edebileceğini kabul ederek, her ikisine de yer verme gereğini duymuştur. Mağdur, suçtan doğrudan zarar görendir. Yani, yargılama konusu eylemin hakkını doğrudan ihlal ettiği kişidir. Suçtan zarar gören ise, mağdurdan daha geniş bir kavram olup, suçtan dolaylı olarak zarar görenleri de kapsar (Özbek, Veli Özer: CMK İzmir Şerhi - Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun Anlamı, Seçkin Yayınları, Ankara 2005, s. 905).
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olaya baktığımızda;
Karakol komutanı olan sanık J.Astsb. Kd. Üçvş. M.A. ile karakol komutan yardımcısı olan sanık J.Astsb. Çvş. V.K.'nın, emir komutaları altında askerlik hizmetini yapmakta olan müteveffa Er S.A.'ya karşı gerçekleştirdikleri asta müessir fiil eylemleri ile Er S.A.'nın intihar eylemi arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi bulunmamakla birlikte, bu eylemlerin mağduru durumunda bulunan müteveffa Er S.A.'nın annesi H.D.A.'nın, sanıkların eylemleri nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 237'nci maddesinde öngörülen anlamda, dolaylı da olsa suçtan zarar gören kişi durumunda olduğu açıktır. Bu nedenle, H.D.A.'nın kamu davasına katılma hakkı bulunduğu halde, bu yöndeki talebi reddedilerek, adı geçenin katılan sıfatına bağlı olarak CMK'da yer alan haklarını kullanma imkanından yoksun bırakılması ve taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması hukuka aykırı olduğundan, her iki sanık hakkındaki Er S.A.'ya yönelik asta müessir fiil suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy