(1632 S. K. m. 82, 85) (5237 S. K. m. 43, 44, 62) (5271 S. K. m. 147, 191) (353 S. K. m. 154) (765 S. K. m. 79) (AYDK 04.03.2004 T. 2004/50 E. 2004/43 K.)
Askeri mahkemece; sanığın, 8.1.2005 tarihinde,
1) Uzm. J. Çvş. Z.Ç.'ye karşı üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 85/1 (Birinci cümlesi) ve 5237 sayılı TCK'nın 62/1'inci maddeleri gereğince, iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2) J. Üçvş. M.Ş.'ye karşı üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 85/1 (Birinci cümlesi) ve 5237 sayılı TCK'nın 62/T inci maddeleri gereğince, iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
3) Uzm. J. Çvş. Z.Ç.'ye karşı üstü tehdit suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 82/2 (Birinci cümlesi) ve 5237 sayılı TCK'nın 62/1'inci maddeleri gereğince, beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
4) J. Üçvş. M.Ş.'ye karşı üstü tehdit suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 82/2 (Birinci cümlesi) ve 5237 sayılı TCK'nın 62/1'inci maddeleri gereğince, beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
karar verilmiştir.
Bu hükümler; temyiz aşamasında vekâletname ibraz eden sanık müdafii tarafından yasal süresi içerisinde ve özetle, bir suret iddianame elden verilmeden ve duruşmalardan vareste tutulmayı isteyip istemediği sorulmadan sanığın sorgu ve savunmasının tespit edilmiş olmasının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde usule aykırılık oluşturduğu, sanığın olaya doğrudan müdahil olmadığı gibi, üstü olduğu iddia edilen kişiler sivil elbiseli olduklarından müvekkilinin o kişilerin kim olduğunu bilmesinin beklenemeyeceği, atılı suçların sübuta erdiğine dair yeterli ve açık delil bulunmadığından unsurları itibarıyla oluşmadığı, olayın başlangıcı ve oluş şekli itibarıyla müvekkilinin de tanıkları olmasına rağmen dinletemediği, tanıkların ifadelerinde birbirlerini kolladıkları, tek bir olay nedeniyle dört ayrı ceza tayininin yersiz olduğu ve müvekkili hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasına dair gösterilen gerekçenin yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede; iki ayrı üste hakaret ve iki ayrı üstü tehdit suçunu oluşturduğu kabul edilen sözlerin, müteselsilen üste hakaret ve müteselsilen üstü tehdit suçlarını oluşturması nedeniyle, tüm mahkûmiyet kararlarının sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması için bozulması gerektiğine dair görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Sanık hakkında üste mukavemet suçundan kurulan beraat hükmü ile diğer sanık T.K. hakkında görevli memura mukavemet suçundan verilen görevsizlik kararı taraflarca temyiz edilmediğinden, temyiz incelemesi dışında bırakılmıştır.
Dosya içeriğinden, acemi eğitimini Devrek 2'nci J.Er Eğt. Tb. 4'üncü J.Er Eğt. Bl. K.lığı emrinde tamamladıktan sonra, Balıkesir İl J.K.lığı emrine dağıtımı yapılan sanık (Ter.) J.Er T.K.'nın, 8.1.2005 tarihinde memleketi olması nedeniyle kanunî izne gönderildiği Devrek'te çarşıda dolaşmakta iken, karşılaştığı acemi birliğinde beraberce görev yaptıkları J.Onb. Y.O. ve J.Onb. H.Z.'ye, eğitim esnasında yaşanan bazı olaylar nedeniyle özellikle rütbeli personeli kastederek, Dünya küçük, her şey askerlikte kalmıyor! şeklinde sözler sarf ettiği, ayrıca her iki onbaşıyı tartaklamaya çalıştığı, sanığın elinden kaçarak kurtulan Y.O. ve H.Z.'nin durumu telefonla J.Kd. Çvş. M.A. Y.'ye bildirmelerinden sonra, yine kendileri gibi çarşıda sivil elbiseli olarak dolaşan J.Üçvş. M.Ş. ve Uzm. J.Çvş. Z.Ç. ile buluştukları, bu esnada sanık Er'in babasının, olayın yanlış anlaşıldığını söyleyerek kendilerini sanığın ağabeyi T.K.'nın saatçi dükkânına davet ettiği, dükkânda geçen konuşma ve tartışmalar sırasında sanık J. Er T.K.'nın mağdurlar J.Üçvş. M.Ş. ve Uzm. J.Çvş. Z.Ç.'ye Sizi sinkaf ederim, siz kimsiniz lan, biz Devrekliyiz, bize bir şey olmaz, siz burada ailenizle rahat rahat dolaşamazsınız, bana yaptıklarınızı unutmadım, bunların hesabını vereceksiniz, sizinle daha sonra görüşeceğiz... şeklinde sözler sarf ettiği, daha sonra haber verilmesi üzerine olay yerine gelen inzibatlar J.Er A.C. ve J.Onb. C.C.'nin sanık Er'i Devrek İlçe J.K.lığına götürdükleri
Maddî olaylar olarak sabit görülmüştür.
1) Usul yönünden yapılan incelemede;
Askeri mahkemenin 16.12.2005 tarihli talimatı doğrultusunda sorgu ve savunmasının tespit edildiği Devrek Asliye Ceza Mahkemesinin 6.2.2006 tarihli istinabe duruşma tutanağı incelendiğinde, sanığın kimliği tespit edilip, yasal hazırlık süresi ile duruşmalardan vareste tutulma talebinin ve aynı şekilde 5271 sayılı CMK'nın 147'nci maddesinde yazılı diğer haklarının hatırlatıldığının belirtilip, CMK'nın 191'nci maddesi uyarınca iddianamenin ve askeri mahkemedeki duruşmanın 23.2.2006 tarihinde yapılacağına ilişkin talimatın okunmasından sonra, haklarını anladığını, müdafii talebinin olmadığını ve duruşmalardan vareste tutulmayı talep ettiğini söylemesi üzerine, tüm usul hukuku kurallarına riayet edilmek suretiyle iddianame uyarınca sorgu ve savunmasının tespit olunduğu, keza yargılamanın hiçbir aşamasında tanık dinletme hususunda bir talep veya beyanının bulunmadığı anlaşıldığından, müdafiin usule ve müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2) Esas yönünden yapılan incelemede;
Yukarıda açıklandığı şekilde gerçekleşen maddî olayda, sanık Er'in J.Üçvş. ve Uzm. J.Çvş. rütbelerinde olmaları nedeniyle üstü durumunda bulunan mağdurlar M.Ş. ve Z.Ç.'ye Sizi sinkaf ederim, siz kimsiniz lan şeklinde sözler sarf ederek onların şeref, namus ve haysiyetine kastî tecavüzde bulunmak suretiyle ASCK'nın 85/1'inci maddesinin T inci cümlesi kapsamına giren üste hakaret ve ....Biz Devrekliyiz bize bir şey olmaz, siz burada ailenizle rahat dolaşamazsınız, bana yaptıklarınızı unutmadım, bunların hesabını vereceksiniz, sizinle daha sonra görüşeceğiz şeklinde mağdurların iç huzur ve emniyet duygularını ihlâl edecek tarzda sözler söyleyerek ASCK'nın 82/2'nci maddesinin 1'inci cümlesinde düzenlenen üstü tehdit suçlarını işlediği sanığın inkâra yönelik savunmaları, mağdurlar J.Üçvş. M.Ş., Uzm.J.Çvş. Z.Ç. ve tanık J.Onb. Y.O.'nun yeminsiz, tanık J.Kd. Çvş. M.A. Y.'nin yeminli ifadeleri ile tanık J.Onb. H.Z.'nin 353 sayılı Kanunun 154'üncü maddesi uyarınca okunulmakla yetinilen hazırlık ifadesinden anlaşıldığından, müdafiin müvekkilinin olaya doğrudan müdahil olmadığı gibi, atılı suçların sübuta erdiğine dair yeterli ve açık delil bulunmadığından unsurları itibarıyla oluşmadığı yönündeki temyiz sebebi kabule değer görülmemiştir.
Aynı şekilde, sanık Er'in, Devrek'te konuşlu 2'nci J.Er Eğt. Tb. 4'üncü J.Er Eğt. Bl. K.lığı emrinde acemi eğitimini tamamladıktan sonra, 7.8.2004 tarihinde Balıkesir İl J.K.lığı emrine dağıtım edildiği, mağdurların da sanık gibi 4'üncü J. Er Eğt. Bl. de görev yaptıkları, hepsinden önemlisi, sanığın yargılamanın hiçbir aşamasında sivil giyimli olmaları nedeniyle tartıştığı bu kişilerin üstü olduğunu bilmediği yönünde herhangi bir iddiasının bulunmadığı, keza, dosya içeriğine göre, mağdurların sanık lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek söz ve davranışlarının söz konusu olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık müdafiinin bu yöndeki temyiz sebeplerinde de haklılık görülmemiştir.
Diğer taraftan, sanığın üstü olan J.Üçvş. M.Ş. ve Uzm. J.Çvş. Z.Ç.'Ye yönelik olarak sarf ettiği ve üste hakaret suçunu oluşturduğu hususunda şüphe bulunmayan Sizi sinkaf ederim, siz kimsiniz lan şeklindeki sözlerden sonra sarf ettiği ....Biz Devrekliyiz bize bir şey olmaz, siz burada ailenizle rahat dolaşamazsınız, bana yaptıklarınızı unutmadım, bunların hesabını vereceksiniz, sizinle daha sonra görüşeceğiz şeklindeki sözlerin hakaret eyleminden ayrı ve müstakilen üstü tehdit suçunu oluşturduğu, bu sözlerin hakaret suçunun unsuru veya şiddet sebebi kabul edilemeyeceği, mağdurların şeref ve namusuna yönelik tahkir ve tezyiften ayrı olarak, can güvenliklerini hedef alacak nitelikte ve ciddiyette, yaşamlarına ağır bir zarar vereceğini ifade edecek şekil ve boyutta tehdit içerdiği, bu itibarla, sanığın eylemiyle kanunun iki ayrı hükmünü ihlâl ettiği, bu eylemlerin aynı yer ve zamanda birbiri ardına gerçekleşmiş olmasının suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 79 ve 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 44'üncü maddeleri kapsamında tek bir suç olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından, müdafiin, tek bir olay nedeniyle dört ayrı ceza tayininin yersiz olduğu şeklindeki temyiz sebebi de kabule değer görülmemiştir.
Nitekim, benzer olaylara ilişkin olarak As. Yrg. Drl. Krl.'nun 8.11.1984 tarihli, 1984/229-218; 4.3.2004 tarihli, 2004/50-43; 9.6.2005 tarihli, 2005/54-51, As. Yrg. 4'üncü D.nin 20.1.2004 tarihli, 2004/63-61 ve As. Yrg. 3'üncü D.nin 11.5.2004 tarihli, 2004/526-520 esas ve karar sayılı kararlarının kabulü de bu yöndedir.
Sanığın, 8.1.2005 tarihinde mağdurlar J.Üçvş. M.Ş. ve Uzm. J.Çvş. Z.Ç.'Ye karşı sarf ettiği sözlerle iki ayrı üste hakaret ve iki ayrı üstü tehdit suçlarını işlediği konusunda duraksama bulunmamakla beraber;
Suçların işlendiği tarihten sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 43/2'nci maddesi ile Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda.... zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmış bulunmaktadır. Doktrinde Aynı neviden fikrî içtima olarak adlandırılan bu kabule göre, bir fiille birden fazla şahsa hakaret edilmesi durumunda, sadece bir suçun mevcut olduğu kabul edilmeli ve bir cezaya hükmolunmalıdır.
Ancak; verilecek ceza zincirleme suç için öngörülen oranda artırılmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, sanığın eylemlerinin birisi üste hakaret diğeri üstü tehdit olmak üzere iki ayrı suç olarak kabul edilip, verilecek cezaların zincirleme suç için öngörülen oranda artırılması gerekirken, dört ayrı suç kabul edilerek ayrı ayrı ceza tertip edilmesi hukuka aykırı olduğundan, mahkûmiyet hükümlerinin suç vasfındaki bu hata nedeniyle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy