(1632 S. K. m. 66,177) (5237 S. K. m. 62) (765 S. K. m. 40) (YİBK. 06.03.1940 T. 1940/5 E. 1940/68 K.) (YCGK. 31.01.2006 T. 2006/1-4 E. 2006/7 K.)
Hükümlü Hv. P.Er R.T. hakkında;
1) Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 27.9.2006 tarihli 2006/692-459 sayılı ilamı ile 13.11.2005-15.6.2006 tarihleri arasında işlediği firar suçundan ASCK'nın 66/1-a ve TCK'nın 62/1'inci maddeleri gereğince on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlü tarafından temyiz edilen bu hükmün, Dairemizin 6.3.2007 tarihli, 2007/454-454 sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği,
2) İstanbul 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinin 12.4.2001 tarihli 1999/224 esas ve 2001/98 karar sayılı ilamı ile adam öldürme, 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve gasp suçlarından delil yetersizliği nedeniyle ayrı ayrı beraatine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 1'inci Ceza Dairesinin 25.3.2002 tarihli ve 4353-982 sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, yargılandığı bu suçlardan dolayı 27.8.1999-25.4.2000 tarihleri arasında tutuklu kaldığı,
Hükümlünün, firar suçundan kesinleşen on ay hapis cezasının infazı sırasında, 26.7.2007 tarihinde kayda giren dilekçesi ile; beraat ettiği adam öldürme, 6136 sayılı Yasaya aykırılık ve gasp suçları nedeniyle tutuklu kaldığı sürenin infazı devam eden firar suçunun cezasından mahsup edilmesini talep etmesi üzerine,
Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 30.7.2007 tarihli, 2007/916-332 sayılı duruşmasız işlere ait kararıyla, hükümlünün, beraat ettiği çeşitli suçlar nedeniyle 27.8.1999-25.4.2000 tarihleri arasında tutuklu kaldığı sürenin, infaz edilmekte olan firar suçunun cezasından mahsup edilmesine dair talebinin reddine karar verildiği,
anlaşılmaktadır.
9.8.2007 tarihinde tebliğ edilen bu karara, hükümlü tarafından süresinde itiraz edilmiş; tebliğnamede, itirazın reddine karar verilmesi istenilmiştir.
Yapılan incelemede;
Dairemizin 22.5.2007 tarihli 2007/1212-1206 ve 9.8.2007 tarihli 2007/1772-1794 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; mahsup konusunda mülga 765 sayılı TCK'nın 40'ncı maddesinin 1'inci fıkrasında, hüküm kesinleşmeden önce meydana gelen tutukluluğun ceza mahkumiyetinden indirileceği; 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 63'üncü maddesinde de hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin, hükmolunan hapis cezasından indirileceği belirtilmiş olmakla; her iki yasada da mahsubun mecburiliği (hukuki) sistemi kabul edilmiş, benzer düzenlememelere Askeri Ceza Kanununun 177 ve 353 sayılı Kanunun 251/1'inci maddelerinde de yer verilmiştir.
Konu Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 11.10.1993 tarihli, 1993/103-101 sayılı kararında, İşlenen bir suç sebebiyle maruz kalınan her türlü özgürlüğü kısıtlayıcı sürelerin, niteliğine bakılmaksızın hükümlülük süresinden indirilerek cezanın infazının yapılması gerekmektedir şeklinde açıklanmış, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 63'üncü maddesi de yargısal kararlarda vurgulanan hususları yasal temellere oturtmuştur.
Tutuklu kalınan sürenin mahkumiyetten mahsup edilebilmesi için, tutukluluğun mahsup yapılacak suça konu mahkumiyete ait olması gerekmeyip, sanığın tutuklu kaldığı suçtan dolayı verilecek hükmün kesinleşmesinden önce, işlemiş olduğu diğer bir suç nedeniyle de tutuklu kalınan sürenin mahsubu olanaklıdır. Burada önemli olan husus, mahsuba konu mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesidir. Bunun da temel nedeni, sanığın daha önceden tutuklu kaldığı süreye güvenerek yeniden bir suç işlemesine engel olmak düşüncesidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 6.3.1940 tarihli ve 1940/5-68 sayılı kararı ile Ceza Genel Kurulunun 30.12.2003 tarihli ve 2003/8-291-303 sayılı, 31.1.2006 tarihli ve 2006/1-4-7 esas ve karar sayılı kararları da bu doğrultudadır (Yargıtay Kararları Dergisi Ekim-2006, s. 1662).
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; hükümlünün, infaza (dolayısıyla mahsuba) konu on aylık hapis cezasına konu firar suçunu, İstanbul 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinin 12.1.2001 tarihli, 1999/224 esas ve 2001/98 karar sayılı beraat kararlarının 25.3.2002 tarihinde kesinleşmesinden sonra işlediği, bu durumda, 27.8.1999-25.4.2000 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği sürenin, firar suçu nedeniyle aldığı on ay hapis cezasından mahsup edilmesine ilişkin talebinin reddine dair duruşmasız işlere ait kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, itirazın reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy