(1632 S. K. m. 130, 136, 137) (477 S. K. m. 52) (353 S. K. m. 9, 19, 176, 209, 217)
Sanığın 9.3.2005 tarihinde mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda,
Askeri mahkemece; sanığın eyleminin ASCK'nın 136/1-B-C madde ve fıkralarında belirtilen mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu değil, 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kanununun 52'nci maddesinde vücut bulan hizmete mahsus ve değeri 250 YTL yi geçmeyen eşyanın harap olmasına sebebiyet vermek suçunu oluşturduğu kabul edilerek, 353 sayılı Kanunun 9, 19/1 ve 176'ncı maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine, dava dosyasının kararın kesinleşmesinden sonra sanığın, 477 sayılı Kanunun 52'nci maddesi uyarınca yargılanmasının temini için görevli Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı Disiplin Mahkemesine gönderilmek üzere Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığına tevdiine karar verilmiştir.
Hüküm (Görevsizlik kararı); yasal süresi içinde askeri savcı tarafından, nöbet talimatına aykırı hareketle meydana gelen zarar arasında doğrudan doğruya bir ilişki, sebep netice ilişkisi bulunmasa bile, dolaylı da olsa bir ilişkinin mevcudiyetinin ASCK'nın 136'ncı maddesinin oluşması için yeterli olduğu, hasarın 250 Milyon TL'nin altında olmasının ASCK'nın 136/1-B,C maddesinde belirtilen suçun oluşumunu engellemeyeceği, eylemin mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunu oluşturduğu ileri sürülerek; sanık tarafından, yasal süre dışında suç işleme kastının bulunmadığı, eksik incelemeye dayalı karar verildiği ileri sürülerek;
Temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, sanığın temyiz isteminin reddine ve görevsizlik kararının bozulmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Mhfz. A.Mhf. Tb. Köşk Mhf.Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaptıktan sonra halen terhisli bulunan sanığın, 9.3.2005 tarihinde 03.00-05.00 saatleri arasında 39 nolu sabit nöbet yerinde nöbetçi olarak görevlendirildiği, saat 04.00'de nöbet yerinden ayrılıp nöbet yerine 3 nolu köpekli devriye nöbetçisi P.Er S.T.'yi bırakarak 37 nolu sabit nöbet yeri nöbetçisi P.Er E.K.'nın yanına gittiği, telsizinin, bataryasını aldığı, (+) ve (-) kutuplarını jelatin ile birleştirip jelatin kor gibi olunca sigarasını yaktığı, tekrar 39 nolu sabit nöbet yerine gelip P.Er S.T. ile beraber sigara içtiği ve bu durumun Köşk Nöb.Sb.P.Ütğm. C.P. tarafından tespit edildiği, yapılan incelemede, bataryanın bakalit kısmının (+) ve (-) uçları arasının eridiğinin ve aşırı deşarjdan dolayı bataryanın şarj edilemez hale geldiğinin belirlendiği, olay nedeniyle 15,52 YTL Hazine zararı doğduğu maddi olay olarak kabul edilen eylemle ilgili olarak, askeri mahkemece; sanığın eyleminin 477 sayılı Kanunun 52'nci maddesinde vücut bulunan hizmete mahsus ve değeri 250 YTL yi geçmeyen eşyanın harap olmasına sebebiyet vermek suçunu oluşturduğu kabul edilerek, yukarıda açıklandığı şekilde görevsizlik kararı verilmiş ise de;
Sanığa tebliğ edilen nöbet talimatlarında telsiz kullanımı ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı, yine tebliğ edilen 590 nolu günlük emirde bataryaların (+) ve (-) kutuplarının birleştirilerek sigara yakılmasının yasaklanmış olduğu, ancak konusu suç teşkil eden bir eylemle ilgili emir şeklinde düzenleme yapılamayacağından, emir haline getirilse bile bu davranışının emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturmayacağı açık bulunmaktadır.
Askeri savcı, nöbet talimatına aykırı hareketle, meydana gelen zarar arasında doğrudan doğruya bir ilişki bulunmasa bile, dolaylı da olsa bir ilişkinin mevcudiyeti halinde ASCK'nın 136'ncı maddesi kapsamında mazarratı mucip nöbet talimatına aykırı hareket etmek suçunun oluşturacağını ileri sürmüş ise de, ortada aksine hareket edildiğini gösterir ve sanığa tebliğ edilmiş nöbet talimatı bulunmadığı gibi, 590 nolu günlük emrin nöbet talimatı olarak düşünülmemesi gerektiği cihetle, askeri savcının temyizi kabule değer bulunmamıştır.
Ayrıntıları Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 29.1.1965 tarihli ve 6-15 sayılı kararında açıklandığı gibi, ASCK'nın 137 ve 477 sayılı Kanunun 52'nci maddelerinde yazılı suçlar birbirlerinden tamamen farklı unsurları içermektedir.
ASCK'nın 137'nci maddesinde yazılı suçun oluşumu için, meydana gelen zarar miktarı ne olursa olsun sanığın Hizmet veya vazife halinde bulunması, hasara uğrayan askeri eşyanın Gemi, uçak, silah ve harp malzemesinden biri olması, hasarın Tekasül sonucu oluşması ve Mühimce olması gerekmektedir.
477 sayılı Kanunun 52'nci maddesinde yazılı disiplin suçunun oluşumu için, sanığın hizmet veya vazife halinde bulunması şart olmadığı gibi, askeri eşyanın Özürsüz kaybedilmesi veya Harap olmasına sebebiyet verilmesi, bu eşyanın Gemi, uçak, silah ve harp malzemesi dışında kalan hizmete mahsus eşyalardan biri olması yeterli bulunmaktadır.
Somut olayda, sanık eylemini gerçekleştirirken nöbet yerinden ayrılmak suretiyle hizmet dışına çıkmış bulunduğundan ve hasara uğrayan telsiz bataryası harp malzemesi niteliğinde olduğundan, sanığın eylemi ASCK'nın 137 ve 477 sayılı Kanunun 52'nci maddeleri kapsamında bulunmamaktadır.
Ancak; askeri eşyanın tahsis gayesi dışında, özel çıkar sağlamak amacıyla kullanılması, ASCK'nın 130'uncu maddesinde düzenlenen askeri hizmete mahsus eşyayı özel menfaati için kullanmak suçunu oluşturmaktadır.
Somut olayda telsiz bataryası tahsis gayesi dışında kullanılarak, (+) ve (-) kutupları jelatinle birleştirilmek suretiyle kor haline getirilip sigara yakılmıştır. Bu suretle sanığın eylemi haksız fiil teşkil etmesi sebebiyle askeri eşyayı hususi menfaatinde kullanmak suçunu oluşturduğundan ve verilen zararın miktarı önemli olmadığından, bu suçtan yargılama yapmaya askeri mahkemeler görevli bulunduğundan, askeri mahkemece verilen görevsizlik kararında isabet görülmemiştir.
Diğer taraftan sanığın yokluğunda tefhim edilen hükmün 13.4.2006 tarihinde aynı çatı altında oturan babasına tebliğ edildiği, sanığın 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra temyiz layihasını 28.4.2006 tarihinde verdiği, anlaşılmış, bu suretle görevsizlik kararına yönelik temyiz talebinin 353 sayılı Kanunun 209'uncu maddesindeki yasal süre dışında yapılması nedeniyle, 353 sayılı Kanunun 217/1 'inci maddesi gereğince temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy