(353 S. K. m. 9, 12, 17, 18, 19) (765 S. K. m. 404) (5271 S. K. m. 8) (ANY. MAH. 01.07.1998 T. 1996/74 E. 1998/45 K.) (UYŞ. MAH. 26.12.2005 T. 2005/38 E. 2005/46 K.) (UYŞ. MAH. 26.12.2005 T. 2005/41 E. 2005/49 K.)
Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının 17.2.2005 tarihli 2005/128-109 sayılı iddianamesi ile Gnkur.Ds.Kt. Sos. Hiz. Bşk.lığı emrinde görevli sanıklar P.Çvş. Y.A., P.Er R.O.Y., P.Er A.K. ve Ulş. Onb. B.K.'nın, 8.2.2005 tarihinde kışla pide fırını odun deposunda toz esrar kullanmak suretiyle uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediklerinden bahisle, eylemlerine uyan mülga 765 sayılı TCK'nın 404/2'nci maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı;
Askeri mahkemece; sanıklardan P.Çvş. Y.A. nın 21.5.2005 tarihinde terhis edildiği ve bu nedenle askeri mahkemede yargılanmasını gerektiren ilginin kesilmiş olduğu, yüklenen suçun askeri bir suç olmadığı, askeri bir suça bağlı bulunmadığı, askeri bir suç olma ihtimali de bulunmadığı, suçun dört sanık tarafından birlikte ve beraberce işlendiği iddia edildiğinden, yargılama ekonomisi, delillerin birlikte değerlendirilmesinden elde edilecek faydalar göz önünde tutularak, 353 sayılı Kanunun 12, 17 ve 19'uncu maddeleri gereğince, askeri mahkemenin görevsizliğine, dava dosyasının Ankara Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hüküm, askeri savcı tarafından özetle; tüm sanıklar hakkında görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, 353 sayılı Kanunun 12'nci maddesi hükmünün tatbiki için sivil ve asker kişiler tarafından müştereken/iştirak halinde işlenmiş bir suçun bulunması gerektiği, somut olayda sanıklarca iştiraken işlenmiş bir suçun söz konusu olmadığı, her bir sanığın müstakil nitelikte eyleminin bulunduğu, bir sanığın diğer bir sanığın eylemine şerik olmadığı, ayrıca birlik komutanlığı tarafından her bir sanık için ayrı suç dosyası tanzim edilmiş olması ve ayrı hakimlerce adli faaliyetin yürütülebilme olasılığı da düşünüldüğünde, askeri mahkemenin uygulamasının kabulüne olanak bulunmadığı, askerlik sıfatı devam eden sanıklar açısından askeri mahkemenin görevli olduğu ileri sürülerek, süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, tüm sanıkların terhis edilmiş olmaları nedeniyle, görevsizlik kararının onanması yönünde görüş ve düşünce bildirilmiştir.
Sanık (Ter.) P.Çvş. Y.A. hakkındaki görevsizlik kararı temyiz edilmediğinden, inceleme dışında tutulmuştur.
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun Genel Görev başlıklı 9'uncu maddesi; Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazdı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. hükmünü içermektedir.
Öğretide ve uygulamada askeri suçlar;
1. Unsurlarının ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanununda yazılı olan, başka bir anlatımla Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza kanunu ile cezalandırılmayan suçlar;
2. Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanununda, kısmen diğer ceza kanunlarında gösterilen suçlar;
3. Türk Ceza Kanununa atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar;
olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.
353 sayılı Kanunun 4191 sayılı Kanunla değişik Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi başlıklı 17'nci maddesi de; Askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer. biçiminde iken, Anayasa Mahkemesinin 11 Mart 2000 tarihli ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 1.7.1998 tarihli, 1996/74 esas ve 1998/45 karar sayılı kararı ile maddenin ikinci tümcesinde yer alan ...ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması... sözcüklerinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak, yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.
353 sayılı Kanunun Müşterek Suçlar başlığı altında düzenlenen 12'nci maddesinde, Askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmayan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir. denilmek suretiyle, askeri olan suçlar ile askeri olmayan suçlara göre görevli yargı yeri belirlenmiştir.
Bu durumda, asker kişi sıfatı devam eden sanıklar ile yargılama aşamasında terhis edilmiş olan sanıkların, Türk Ceza Kanununda düzenlenmiş bulunan suçtan dolayı 353 sayılı Kanunun 12'nci maddesi gereğince birlikte yargılanmalarının mümkün olup olmayacağının incelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık Mahkemesinin 26.12.2005 tarihli, 2005/38-46 sayılı ve aynı tarihli, 2005/41-49 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, 353 sayılı Kanunun 12'nci maddesinde yer alan bir suçun müştereken işlenmesi hali", bir eylemin iştirak halinde, aynı kasıt altında birlikte işlenmesi durumunu ifade eder.
353 sayılı Kanunun 18'inci maddesinde, Bir kimse birkaç suçtan sanık olur veya bir suçta ne sıfatla olursa olsun birkaç sanık bulunursa bağlılık var sayılır. denildiği, 5271 sayılı Kanunun Bağlantı kavramı başlıklı 8'inci maddesinde de, aynı düzenlemenin yer aldığı görülmektedir.
Sanıkların kışla pide fırını odun deposunda toz esrar kullanmaları şeklinde gerçekleşen somut olayda, tek bir eylem değil, sanık sayısınca eylem ve suç mevcut olduğu, 353 sayılı Kanunun 18'inci maddesinde belirtilen bağlılık ile 12'nci maddesinde belirtilen bir eylemin aynı kasıt altında birlikte işlenmesi durumunun söz konusu olmadığı, sanıkların cezalandırılmaları için iştirak hükümlerinin uygulanmasının gerekmediği, her bir sanığın kendi eyleminden ve müstakil olarak sorumlu olduğu, sanıklara yüklenen uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçunun her bir sanık için ayrı ayrı teşekkül ettiği anlaşılmaktadır.
Sanıklara yüklenen ve Türk Ceza Kanununda düzenlenmiş bulunan uyuşturucu madde bulundurmak ve kullanmak suçunun askeri suç olmadığı, askeri bir suçu oluşturma ihtimali de bulunmadığı kuşkusuzdur.
Sanıklardan P.Çvş. Y.A.'nın, kovuşturma aşamasında 21.5.2005 tarihinde terhis edildiği, müsnet suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanığın terhis edilmiş olması nedeniyle askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmiş olduğu; sanık Ulş. Onb. B.K.'nın da, görevsizlik kararının tebliği aşamasında 4.7.2005 tarihinde terhis edildiği, bu sanık açısından da askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmiş olduğu, 353 sayılı Kanunun 17'nci maddesi gereğince, her iki sanıkla ilgili olarak askeri mahkemenin yargılama görevinin sona erdiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır.
Diğer sanıklar P.Er R.O.Y. ile P.Er A.K.'nın, muhtemel terhis tarihlerinin 24.8.2005 ve 26.11.2005 olduğu bildirilmesine rağmen, kesin terhis edildiklerine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, sanıklar P.Er R.O.Y. ile P.Er A.K.'nın, birliğinden ve askerlik şube başkanlığından, terhis olup olmadıklarının araştırılması, terhis olmuş iseler buna ilişkin evrak asılları veya tasdikli suretlerinin dosyaya ithalinin sağlanması, elde edilecek sonuca göre askeri mahkemenin görevli olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinden, bu sanıklar hakkındaki görevsizlik kararının, noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy