(5237 S. K. m. 22, 62, 63, 85) (1632 S. K. m. 30, 35, 146) (353 S. K. m. 218)
Askeri mahkemece, sanığın; 23.7.2005 tarihinde silahı ve cephanesi hakkında dikkatsizlik, nizamlara ve emirlere ve talimatlara riayetsizlik dolayısıyla bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 146'ncı maddesi delaletiyle TCKnın 85/1, 22/3 ve 62'nci maddeleri gereğince, altı yıl üç ay hapis cezası ile mahkumiyetine, ASCK'nın 30, 35'inci maddeleri gereğince rütbesinin geri alınmasına, yasal olanak bulunmadığından hapis cezasına seçenek yaptırımların ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına, bu husustaki istemlerin reddine, gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin, TCK'nın 63'üncü maddesi gereğince cezasından indirilmesine karar verilmiştir.
Bu hüküm, kanuni temyiz süresi içerisinde;
Sanık müdafii tarafından özetle, sanığın eyleminin bilinçli taksir ile ölüme sebebiyet vermek suçu olarak değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu yönde gösterilen gerekçelerin yetersiz ve çelişkili olduğu, cezasının alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle tayinine ilişkin gerekçenin yetersiz olduğu, keza bilinçli taksir hükümlerine göre yapılan artırımın yeterli gerekçe olmadan üst sınırdan yapıldığı ileri sürülerek ve duruşma istemli olarak,
Müdahiller vekili tarafından, lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek,
Temyiz edilmiştir.
Başsavcılık tebliğnamesinde, sanık müdafiinin duruşmalı temyiz incelemesi isteminin reddine, mahkumiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü, 353 sayılı Kanunun 218'inci maddesinde belirtildiği şekilde on yıl ve daha fazla hapis cezasını içermediğinden, temyiz incelemesi duruşmasız olarak yapılmıştır.
Diğer sanıklar (Ter.) J.Çvş. E.S. ve (Ter.) J.Er E.B. haklarında emre itaatsizlikte ısrar suçundan tesis olunan beraat hükümleri taraflarca temyiz edilmediğinden, temyiz incelemesinin dışında tutulmuştur.
Olayın vuku bulduğu tarihlerde Çeşme İlçe J.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yerine getirmekte olan (Temyize gelmeyen sanık) J.Çvş. E.S.'nin, 23.7.2005 günü saat 23.50 sıralarında önleyici kolluk devriyesi görevine çıkmak için (Temyize gelmeyen diğer sanık) J.Er E.B. ile birlikte hizmet binasının arka bölümünde bulunan doldur-boşalt istasyonuna giderek hazırlık yaptıkları ve devriye komutanını beklemeye başladıkları, J.Er E.B.'nin bir ara merakını gidermek amacıyla J.Çvş. E.S.'nin üzerinde taşıdığı 767100 seri numaralı Unigue marka 7,65 mm çapındaki görev silahını incelemek istediği, ancak Çvş. Evren henüz bir cevap vermeden onun belinde takılı tabancayı kılıfının içerisinden çekerek aldığı ve içindeki dolu şarjörü çıkararak Çvş. Evren'e geri verdiği, Çvş. Evren'in şarjördeki mermileri sayarak kontrol ettikten sonra şarjörü cebine koyduğu., J.Er E.B.'nin ise doldur-boşalt tarafına giderek önce tabancanın kurma kolunu çektiği, bilahare horozun kalkık vaziyette durduğunu görerek, emniyeti açıp tetik düşürerek horozun yerine gitmesini sağlamaya çalıştığı, birkaç kez denemesine rağmen bunu başaramayınca tabancayı Çvş. Evren'e götürüp göstererek, horozun kalkık olduğunu ve bunu indiremediğini söylediği, Çvş. Evren'in ise silahtan fazla anlamadığını, biraz sonra nöbete gidecek olduklarını, içeride anlayan birine silahı göstermesini söylediği, bunun üzerine elindeki tabanca ile birlikte hemen doldur-boşalt istasyonunun bitişiğindeki koğuşlar bölgesine doğru giden J.Er E.B.'nin merdivenlerde sanık J.Çvş. İ.T.H. ile karşılaştığı ve ona tabancadaki sorunu anlatarak silahtan anlayıp anlamadığını sorduğu, sanığın anladığını söyleyerek tabancayı Emrah'tan aldığı ve üst katta bulunan koğuşa girdiği, Emrah ile daha sonra yanlarına gelen J.Çvş. R.Ş.'nin de sanığın peşinden koğuşa girdikleri, bu esnada koğuştaki aydınlatma lambalarının kapalı bulunduğu ve koridordan sızan ışıkla koğuş içerisinin aydınlandığı, sanığın koğuşun giriş istikametine göre kapının sağ tarafından yaklaşık üç metre mesafede ve koğuşun köşesine yakın bir yerde bulunan dolabına giderek buradan kendisine daha önce hizmet sebebiyle teslim edilen bir adet dolu şarjörü alıp, E.B.'nin verdiği tabancaya taktığı, bilahare kurma kolunu çektiği, tabancanın emniyet mandalı Emniyet konumunda iken şarjör dolu veya boş olarak tabancaya takıldığında ve üst mekanizma çekildiğinde mekanizmanın horozu kurmayı müteakip geride takılı vaziyette kaldığı, bu konumda şarjörün dolu veya boş olduğunun mekanizma üst kısmından görülebildiği, geri konumda takılı vaziyette bulunan mekanizmayı, emniyet mandalını Atışa hazır konumuna getirmeden yerine getirmenin mümkün olmaması nedeniyle, emniyet mandalını atışa hazır hale getirdiği, emniyet mandalının açılmasını müteakip silahın kapak takımının ileri gittiği ve tam bu esnada atım yatağına mermi aldığı, horozun kalkık durumda kaldığı, sanığın kalkık durumundaki horozu tetik düşürerek normal konumuna getirmek istediği, bu esnada sanığın tetik üzerinde bulunan parmağıyla tetiğe baskı yapıp tetik düşüreceğini düşünen P.Çvş. R.Ş. ile P.Er E.B.'nin beraberce yapma diye seslenmeleriyle birlikte silahın ateş aldığı, sanığın tetiğe dokunduğu sırada ayakta olduğu, silahı tutmakta olduğu sağ elini ileriye doğru uzatmış vaziyette ve silah namlusunun müteveffa J.Er A.Y.'nın uyumakta olduğu üst ranza istikametinde bulunduğu halde, sanık tarafından hedef gözetilmeksizin tetik düşürüldüğü, tabancadan çıkan merminin, namlunun yönelik bulunduğu doğrultuda yol alarak sanığın ayakta durmakta olduğu yere 2 metre mesafede ve sanığın görüş alanı içerisinde bulunan, yerden 131 cm yükseklikteki üst ranzada uyumakta olan J.Er A.Y.'nin baş kısmına (Sol oksipital bölgedeki sol kulağının 1 cm yukarısına) isabet ettiği, ateşli silah yaralanmasına bağlı olarak komaya giren müteveffanın derhal İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldığı, ancak yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 30.7.2005 günü vefat ettiği tüm dosya kapsamından maddi bir vakıa olarak anlaşılmakla sübuta ermekte, askeri mahkemenin kabulü de bu yönde bulunmaktadır.
Açıklanan oluş şekline göre, sanığın eyleminin TCK'nın 85/1'inci maddesinde tarifi yapılıp müeyyidesi gösterilen taksirle bir insanın ölümüne neden olmak suçunu oluşturduğunun kabulünde, yerinde ve haklı gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle temel cezanın tayininde, yine yerinde ve inandırıcı gerekçelerle bilinçli taksir hükümleri uygulanarak cezasının artırılmasında (Gece yarısına doğru saat 23.50 sıralarında koğuşta birçok arkadaşının yatmakta olduğunu bilmesi gereken üniversite mezunu olan çavuş rütbesinde bulunan sanığın, tam dolduruşa getirdiği tabancanın namlusunu havaya çevirmeden tetik düşürüldüğünde tabancanın ateş alacağını ve çıkan merminin yatmakta olan arkadaşlarına isabet edebileceğini öngöremeyeceği düşünülemeyeceğinden), tertip olunan sonuç cezanın kanuni imkansızlık nedeniyle seçenek yaptırımlara çevrilmemesi ve ertelenmemesi ile bu hususlardaki taleplerin reddine karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, sanık müdafiinin bu hususlara yönelik temyiz sebeplerinde haklılık görülmemekle birlikte;
Rütbenin geri alınması fer'i cezasının düzenlendiği ASCK'nın 35'inci maddesinin atıfta bulunduğu aynı Kanunun 30'uncu maddesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası için öngörülen hallerin tümü kasti suçlara ilişkin olup, taksirli suçlar açıkça hariç tutulduğundan, sanık hakkında atılı taksirli suçtan tertip edilen hapis cezası ile birlikte rütbenin geri alınması cezasına da hükmedilmesi hukuka aykırı olduğu gibi, vekille temsil edilen müdahiller hakkında vekalet ücretine karar verilmemesi de hukuka aykırı bulunduğundan, mahkumiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy