(5237 S. K. m. 50, 51, 62) (1632 S. K. m. 63, 66, 73, 130) (353 S. K. m. 220) (2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230)
Askeri mahkemece; sanığın,
1) 30.6.2005-11.7.2005 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 66/1-b, 63 ve 5237 sayılı TCK'nın 62'nci maddeleri gereğince, beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına;
2) 30.6.2005 tarihinde askeri hizmete mahsus eşyayı terk etmek suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 130/1 ve 5237 sayılı TCK'nın 62'nci maddeleri gereğince, iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı TCK'nın 51'inci maddesi gereğince cezasının ertelenmesine, bir yıllık denetim süresini iyi haili olarak geçirdiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılmasına, neden olduğu 90.09 YTL Hazine zararının ASCK'nın 130/son maddesi gereğince, sanıktan tazminen tahsiline, sanığın silah altında bulunması nedeniyle nispi harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükümler, sanık tarafından, sözlüsünün başkasına verilmesine engel olmak için firar etmek zorunda kaldığı ileri sürülerek, süresinde temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, firar suçuna ilişkin hükmün, kanun maddelerinin yanlış uygulanmış olması nedeniyle düzeltilerek onanmasına; askeri hizmete mahsus eşyayı terk etmek suçuna ilişkin hükmün, son sözünde Takdir mahkemenindir diyen sanık hakkındaki hapis cezasının niçin adli para cezasına çevrilmediği ve takdir hakkının neden erteleme yönünde kullanıldığı hususlarına ilişkin gerekçe gösterilmemiş olması nedeniyle, gerekçesizlik yönünden bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Halen terhisli olan sanığın, 1'inci P.Eğt. Tug. 8'inci P.Eğt. A. 1'inci Avcı Eğt. Tb. 1'inci Bl. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaparken, 30.6.2005 tarihinde izinsiz olarak birliğini terk ettiği ve giderken üzerinde bulunan bir takım kamuflajlı eğitim elbisesi, bir çift yazlık bot ve bir adet palaskayı beraberinde götürdüğü, bilahare 11.7.2005 tarihinde kendiliğinden dönerek birliğine katıldığı, firara giderken götürmüş olduğu askeri eşyaları, beyanına göre bir mağazaya bırakarak, terk etmiş olduğundan geri getirmediği, böylece 30.6.2005-11.7.2005 tarihleri arasında firar suçunu ve 30.6.2005 tarihinde askeri hizmete mahsus eşyayı terk etmek suçunu işlediği maddi olay olarak sübut bulmaktadır.
1) Firar suçuna ilişkin olarak:
Firar suçu vasıf ve mahiyeti itibariyle mazeret kabul etmeyen suçlardan olduğundan, sanığın temyiz sebebi kabule değer görülmemiştir.
Askeri mahkemece; karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle, yazılı olduğu şekilde, firar suçuna ilişkin olarak asgari hadden ceza tayin edilip, kanuni ve takdiri indirim uygulanmak suretiyle mahkumiyet kararı verilmiş olmasında, sırf askeri suç vasfındaki firar suçundan hükmedilen hapis cezasının, ASCK'nın 47/A ve 5329 sayılı Kanunla eklenen Ek 8'inci maddeleri gereğince, adli para cezası ya da tedbirlerden birine çevrilmemesinde ve ertelenmemesinde usul, sübut, vasıf ve takdir yönlerinden hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte;
Sanık hakkında ceza tayin edilirken, ASCK'nın 66/1'inci maddesinin (a) bendi yerine (b) bendinin uygulanması; ayrıca, tayin edilen bir yıl hapis cezasına ilişkin temel cezadan, altı hafta içerisinde kendiliğinden dönerek birliğine katıldığından bahisle ASCK'nın 73'üncü maddesi gereğince 1/2 oranından indirim yapılması gerekirken, ASCK'nın 63'üncü maddesi gereğince indirim yapıldığının belirtilmiş olması hukuka aykırı görüldüğünden, mahkumiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiş; fakat bu bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/2-H maddesi gereğince, hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
1) Askeri hizmete mahsus eşyayı terk etmek suçuna ilişkin olarak: Sanık sorgu ve savunmalarında, beraberinde götürdüğü askeri elbiseleri çarşıda bir mağazada çıkardığını, ancak daha sonra mağazanın yerini bulamadığını beyan etmiş ise de; hizmet gereği kendisine teslim edilen askeri malzemeyi firara gitmeden önce herhangi bir yerde muhafaza altına alma imkanı mevcut iken, tanımadığı ve bilmediği bir mağazada bırakarak terk etmesi nedeniyle, askeri eşyayı terk etmek suçuna ilişkin savunmalarına itibar edilmemiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Askeri mahkemece; karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle, yazılı olduğu şekilde, sanık hakkında asgari hadden ceza tayin edilip, kanuni ve takdiri indirim uygulanmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmiş olmasında usul, sübut ve vasıf yönlerinden hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte;
T.C. Anayasasının 141/3 ve 5271 sayılı CMK'nın 34'üncü maddelerinde, mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı belirtilmektedir. Hükmün gerekçeden yoksun olması, 353 sayılı Kanunun 207/3-G maddesinde mutlak hukuka aykırılık olarak belirtilmiştir.
5271 sayılı CMK'nın 230'uncu maddesinde de, hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar düzenlenmiştir. Anılan maddenin 1'inci fıkrasının (d) bendine göre, mahkumiyet hükmünün gerekçesinde, Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanakların gösterilmesi gerekmektedir.
Bu düzenlemelere göre, mahkeme huzurundaki son sözünde Takdir mahkemenindir şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılan sanığın bu beyanının, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi talebini de içermesi ve ASCK'nın 130'uncu maddesinde düzenlenmiş olan askeri hizmete mahsus eşyayı terk etmek suçunun sırf askeri suç niteliğinde olmaması nedeniyle adli para cezasına veya seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesine kanuni bir engel bulunmaması karşısında, sanık hakkındaki kısa süreli hapis cezasının neden adli para cezasına çevrilmediğinin ve takdir hakkının neden hapis cezasının ertelenmesi yönünde kullanıldığının gerekçesinin belirtilmemiş olması nedeniyle, gerekçesizlik (usul) yönünden hukuka aykırı bulunan mahkumiyet hükmünün, bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy