(5237 S. K. m. 32, 57) (765 S. K. m. 46, 47)
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 4.10.2004 tarihli, 2004/196-727 esas ve karar sayılı kararı ile sanık hakkında tesis olunan mahkumiyet hükmünün, Dairemizin 5.7.2005 tarihli, 2005/822-812 esas ve karar sayılı ilamı ile noksan soruşturma yönünden kanuna aykırılıktan bozulması üzerine, bozma kararına ve ilamda belirtilen noksanlık ikmal edilerek yeniden yapılan yargılama sonunda;
11.1.2002-14.1.2002 tarihleri arasında yakalanmakla son bulan mehil içi firar suçunu işlediği iddia edilen sanığın, suç tarihlerinde akıl hastalığı nedeniyle davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olduğundan, 5237 sayılı TCK'nın 32/1'inci maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, 5237 sayılı TCK'nın 32/1 ve 57'nci maddeleri gereğince yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmiştir.
Bu hüküm, sanık müdafii tarafından kanuni süresi içerisinde özetle, halen ruhi bir problemi bulunmayan sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmemesi gerektiği, 765 sayılı TCK'nın 46'ncı maddesinin sanık lehine olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiş; Başsavcılık tebliğnamesinde, usul ve esas bakımından hukuka uygun bulunan güvenlik tedbiri uygulamasına dair hükmün onanmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Halen terhis edilmiş bulunan sanığın, 900'üncü Ord. Ana Depo Ulş. Orta Oto Tb. Yük. Akt. Bl. K.lığı emrinde 283'üncü K.D. Ulş. Onb. olarak askerlik hizmetini yerine getirmekte iken; 11.1.2002 tarihinde rahatsızlığı sebebiyle randevulu olarak Etimesgut 600 Yataklı Hava Hastanesi Üroloji Polikliniğine sevk edildiği, aynı gün saat 10.00 sıralarında hastaneye gittiği ve doktorun kendisinden istediği işlemleri yaptırdığı, ancak sperm testinde başarılı olamaması sebebiyle saat 12.30 sıralarında kimseden izin almaksızın hastaneden ayrıldığı, aynı gün hastaneye geri dönmediği gibi birliğine de gitmediği, aradan bir süre geçtikten sonra 14.1.2002 günü saat 15.00 sıralarında Etimesgut Merkez Karakol Amirliği görevlilerince yakalanarak Zh.Brl.Ok. ve Eğt. Tüm. Mrk. K.lığı teslim edildiği, aynı gün saat 16.40'da birliğinden gelen Bl. Astsb. Ulş. Kd. Üçvş. M.A.'ya teslim edilerek, önce 600 Yataklı Hava Hastanesi Acil Servisine ve orada yapılan muayenesini müteakip de birliğine götürüldüğü dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan oluş şekline göre, sanığın, 11.1.2002-14.1.2002 tarihleri arasında yakalanmakla sona eren mehil içi firar suçunu işlediğinde herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Ancak, sanığın suç tarihlerinde mülga 765 sayılı TCK'nın 47'nci maddesinden yararlanmasını gerektirecek şekilde ruhsal rahatsızlığının mevcut olduğunun, bu rahatsızlığının suç tarihlerinden sonra 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 32/1'inci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulunun 5.4.2006 tarihli ve 38 no.lu ek raporu ile belirlenmesi karşısında, mülga 765 sayılı TCK'nın 47'nci maddesine göre sanık lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 32/1'inci maddesi uygulanmak suretiyle sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına ve TCK'nın 57'nci maddesine göre yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yukarıda sözü edilen 5.4.2006 tarihli ek raporda sanığın halen şifasının tebeyyün ettiği belirtilmekte ise de; 5237 sayılı TCK'nın 32'nci maddesi gereğince uygulanacak güvenlik tedbiri ile ilgili aynı Kanunun 57/2'nci maddesi gereğince, güvenlik tedbirinin sona erdirilmesi için Sanığın toplum için tehlikeliliğinin ortadan kalktığının, ya da önemli ölçüde azaldığının tedavi altına alındığı yüksek güvenlikli sağlık kurumunun sağlık kurulu raporu ile tespitinin gerektiği, ek rapordaki Halen şifasının tebeyyün ettiğine dair ifadenin, 5237 sayılı TCK'nın 57/2'nci maddesinin uygulanması bakımından yeterli olmadığı, ancak infaz aşamasında sanığın toplum için tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının tespiti halinde TCK'nın 57/3'üncü maddesinde belirtilen hususlar da değerlendirilmek suretiyle infaza son verilebileceğinden, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinde haklılık görülmemektedir.
Bu nedenle, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy