(1632 S. K. m. 47, 91, Ek m. 8) (5237 S. K. m. 29, 62) (5271 S. K. m. 231) (3682 S. K. m. 8)
Üste fiilen taarruz suçundan sanık (Ter.) Tnk.Er Mehmet GÜNEŞ hakkında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesince tesis olunan 18.12.2008 tarihli, 2008/1142-1251 Esas ve Karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, kanuni süresi içinde sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası, Askeri Yargıtay Başsavcılığının hükmün bozulması istemini içeren 19.03.2009 tarihli ve 2009/3257 sayılı tebliğnamesine bağlı olarak Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 18.10.2007 tarihli, 2007/958-874 Esas ve Karar sayılı kararı ile atılı suçtan sanık hakkında kurulan ilk mahkumiyet hükmünün, Dairemizin 25.03.2008 tarihli, 2008/842-843 Esas ve Karar sayılı ilamı ile, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun Askeri Mahkemece değerlendirilmesi bakımından bozulması üzerine, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; sanığın, 22.11.2006 tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 91/1 (Az vahim hal cümlesi), TCK'nın 29/1 ve 62/1'inci maddeleri gereğince, üç ay on gün hapis cezası ile mahkumiyetine, ASCK'nın Ek 8 ve 47/A maddeleri gereğince yasal imkan bulunmadığından, hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına tedbire çevrilmesine ve ertelenmesine yer olmadığına, CMK'nın 231/6-a maddesi gereğince yasal imkansızlık sebebiyle takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Bu hüküm, sanık tarafından kanuni süresi içerisinde, suçsuz olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiş; Başsavcılık tebliğnamesinde, mahkumiyet hükmünün, uygulamaya ilişkin gerekçesizlik yönünden bozulmasına karar verilmesi istenilmiştir.
Yapılan incelemede;
Sanık Mehmet GÜNEŞ'in, Zh.Brl.Ok.ve Eğt.Tüm.Öğr.Bşk.Eğt.Ds.Bl.K.lığı emrinde 1986/2 tertip Tnk.Er olarak askerlik hizmetini yerine getirmekte iken, terzihane ve koğuş sorumlusu olarak görevli olması nedeniyle, 22.11.2006 günü sabahı koğuş ve lavabo temizliği ile görevlendirilen erleri almak için koğuşa geldiği, bu esnada yeni tertip askerlerden Tnk.Er Cengiz KIZILKAYA ve Tnk.Er Emrah BAKIR'ın koğuştaki yatakların çarşaflarını germekte oldukları, sanığın adı geçen erlere Bölük çavuşunun temizlik için ayırdığı askerler siz misiniz? diye sorduğu, Cengiz KIZILKAYA ve Emrah BAKIR'ın Çarşafları germek için gönderildik diye cevap vermeleri üzerine sanığın Çarşafları gerdikten sonra koğuş ve lavabo temizliği için buraya gelin dediği, bu sırada koğuşta bulunmakta olan mağdur Tnk.Çvş.Taylan PEKTAŞ'ın sanığa hitaben Bu askerleri hiçbir yere alamazsın, bunlar çarşafları düzeltecekler, sonra içtimaya gidecekler dediği, sanığın ise Bana Bölük Başçavuşu emir verdi, senin yetkin yok, hatta bu saatte koğuşta bulunmaman gerekir deyip kapıyı sertçe çarparak koğuşun dışına çıktığı, sanığın bu davranışı üzerine arkasından giden mağdurun Adam gibi çık ulan, kapıyı çarpma, artistlik yapma diye bağırdığı, mağdurun bu sözleri üzerine koğuşa dönen sanığın mağdurun üzerine doğru yürüyerek Sikerim böyle işi, Bölük Başçavuşu bana emir veriyor, sen keyfine göre görevimi engelliyorsun dediği ve aralarında tartışma başladığı, tartışmanın devamında sanığın mağduru boğazından tutarak ittirdiği, bu sırada mağdurun Hadi bana vur, askerliğini yakayım, ben çavuşum demesi üzerine sanığın eylemini devam ettirmeyip mağduru hafifçe iteklediği, bilahare her ikisinin ayrıldıkları, olay nedeniyle mağdurda ciddi bir yaralanma meydana gelmediğinin, sadece boyun bölgesinde yer yer ekimotik alanlar ve trakea üstünde polposyor hassasiyet saptandığı, mağdurun sanıktan şikayetçi olmadığı ve davaya katılmak istemediği, sanığın cezai ehliyetinin tam olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı şekilde meydana gelen maddi olayda, sanığın, mağdur Tnk.Çvş. Taylan PEKTAŞ'ı boğazından tutarak ittirmesi eylemi ile üste fiilen taarruz suçunu işlediğinde kuşku bulunmadığından, suçsuz olduğu yönündeki temyiz sebebinde haklılık görülmemiştir.
Bu nedenle, Askeri Mahkemece; karar yerinde gösterilen haklı ve inandırıcı gerekçelerle, yazılı olduğu şekilde, sanığın eyleminin az vahim hal kapsamında kabul edilmesi, alt sınırdan tayin olunan temel cezadan gerekli kanuni ve takdiri indirimlerin yapılması, kanunen mümkün olmadığından kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmemesi ve ertelenmemesi suretiyle kurulan mahkumiyet hükmünde, diğer yönlerden herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte;
Dosyada mevcut adli sicil kaydında (Dz.50) yer alan ve tamamı Diyarbakır Çocuk Mahkemesi Başkanlığı tarafından tesis olunan mahkumiyet hükümlerinin sırasıyla 05.03.2003, 26.03.2003 ve 08.05.2003 tarihlerinde kurulduğu ve yine sırasıyla 13.03.2003, 03.04.2003 ve 11.10.2004 tarihinde kesinleştikleri (Dz.97-102), hükümlerin tümünde sonuç olarak tayin olunan ağır para cezalarının ertelenmesine ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 2253 sayılı Kanun'un 38/2'nci maddesi gereğince, tüm cezalar bakımından sanığın 1'er yıl dememe süresine tabi tutulmasına karar verildiği,
Sözü edilen mahkumiyet hükümlerinin kurulduğu tarihte yürürlükte olan 2253 sayılı Kanun'un 38/1-4 maddesi hükümleri ile halen yürürlükte bulunan 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun Geçici 2'nci maddesinin atıfta bulunduğu 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 8/e maddesi gereğince, deneme süresi içinde suç işlenmemesi ve tabi tutulduğu koşullara uyulması halinde, bu mahkumiyetlerin (765 sayılı TCK'nın 95/2'nci maddesine göre) esasen vaki olmamış sayılacakları,
İnceleme konusu davada müsnet üste fiilen taarruz suçunun işlendiği 22.11.2006 tarihi itibarıyla, Diyarbakır Çocuk Mahkemesi Başkanlığı tarafından tesis olunan hükümlerde belirtilen 1'er yıllık deneme sürelerinin ve 3682 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 8/e maddesinde öngörülen iki yıllık sürenin suç işlemeden geçirildiğinin anlaşılması nedeniyle, bu mahkumiyetlerin esasen vaki olmamış sayılmalarının gerekmesi karşısında, Askeri Mahkemenin sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verirken CMK'nın 231/6-a maddesi uyarınca yasal imkansızlık sebebiyle... şeklinde gösterdiği gerekçenin hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, mahkumiyet hükmünün uygulamaya ilişkin gerekçesizlik nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklandığı üzere;
Sanığın temyizine atfen ve resen, uygulamaya ilişkin gerekçesizlik yönünden hukuka aykırı bulunan mahkumiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun'un 221/1'inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
21.04.2009 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy