(1632 S. K. m. 47, 68, 77, 85, 91, 115, 131, Ek m. 8) (5237 S. K. m. 35, 50, 52, 62) (647 S. K. m. 4) (5083 S. K. m. 3) (765 S. K. m. 59, 61, 80) (5271 S. K. m. 231) (353 S. K. m. 221)
Zimmet, göz hapsi yerinden kaçmak, memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak, mehil içinde yakalanarak firar, müteselsilen amire hakaret, üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçlarından sanık TSK'den ilişiği kesilmiş Ord.Bçvş. Mustafa DURMAZ hakkında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesince tesis olunan 10.04.2007 tarihli, 2007/172-276 Esas ve Karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükümlerin, yasal süresi içinde sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası, Askeri Yargıtay Başsavcılığının ayrı ayrı bozma istemini içeren 11.11.2008 tarihli ve 2008/10699 sayılı tebliğnamesine bağlı olarak Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece; sanığın,
1- 22.12.2004 tarihinde zimmet suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 131/1 (Az vahim hal cümlesi), TCK 35, 62, 50, 52, 647 sayılı Kanun'un 4/1 ve 5335 sayılı Kanun ile değişik 5083 sayılı Kanun'un 2'nci maddeleri uyarınca 825 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2- 24.12.2004-27.12.2004 tarihleri arasında göz hapsi yerinden kaçmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 77/1, TCK 62, 50, 52, 647 sayılı Kanun'un 4/1 ve 5335 sayılı Kanun ile değişik 5083 sayılı Kanun'un 2'nci maddeleri uyarınca 275 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
3- 04.11.2004 tarihinde kişisel çıkar sağlamak amacıyla memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 115/2, TCK 62, 50, 52, 647 sayılı Kanun'un 4/1 ve 5335 sayılı Kanun ile değişik 5083 sayılı Kanun'un 2'nci maddeleri gereğince, 1650 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
4- 20.04.2005-21.04.2005 tarihleri arasında mehil içi yakalanmakla sona eren firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 68/1 ve TCK'nın 62'nci maddeleri gereğince bir ay yirmi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
5- 15.04.2005 tarihinde amire hakaret suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 85/1, TCK 80 ve 59 'uncu maddeleri gereğince, iki ay yirmi yedi gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
6- 19.04.2005 tarihinde üste hakaret suçunu işlediği kabul edilerek ASCK'nın 85/1 ve TCK'nın 62'nci maddeleri gereğince, iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
7- 19.04.2005 tarihinde üste fiilen taarruz suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK'nın 91/1 (Az vahim hal cümlesi) ve TCK'nın 62'nci maddeleri gereğince, beş ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
Hükümler; yasal süresi içinde sanık tarafından, ASCK'nın 131/1'inci maddesiyle TCK'nın 61'inci maddesinin birlikte düşünülemeyeceği, zimmet suçunun netice suçu olup bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı, ASCK'nın 115/2'nci maddesi uyarınca verilen cezada suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ASCK'nın 85/1'inci maddesinin unsurları oluşmadığından ve ASCK'nın 91/1 'inci maddesi uygulaması ile birlikte ele alınması gerektiğinden, her iki maddeden ayrı ayrı ceza verilmesinin yasaya aykırı olduğu, 5237 ve 765 sayılı Ceza Kanunlarında lehe olan hükümlerin ayrıntılı ve dökümlü ve mukayeseli ele alınmamasının yasaya aykırı olduğu il sürülerek;
Sanık müdafii tarafından, Askeri Mahkemece, sanığın görev yaptığı yerdeki psikolojik baskılar sonrası alkol müptelası olması ve alkol bağımlısı olarak bilinç dışı yaptığı eylemlerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğü, sanık lehine olan hükümlerin uygulanmadığı, tek yanlı tanık ifadeleri ile bağlı kalınarak, Şüphe sanık lehine uygulanır kuralının uygulanmadığı ileri sürülerek,
Temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, mahkumiyet hükümlerinin ayrı ayrı bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede;
1) Zimmet suçu yönünden yapılan incelemede;
50001 mühimmat Ana Depo K.lığı emrinde görevli bulunan sanığın, 22.12.2004 tarihinde Mutfak Nöbetçi Subayı olarak görevli iken, mutfakta görevli Erbaş ve Erlerin çöp dökmeye giderek mutfağın boş kalmasından yararlanarak kilere gittiği ve bir gün önceki kahvaltıdan artanlar için kilerde bulunan, Dimes marka bir litrelik paket sütlerden altı adedini kendisine ait spor çantasına gizlediği, bu çantayı Ord.Onb. Göksel KOSTAK'a vererek Nöbetçi Subayı odasına bıraktırdığı, sütlerin eksik olduğunun görülmesi üzerine, sanığın daha önce mutfaktan et ve tavuk almaya kalkışmış olması nedeniyle kendisinden şüphelenmekte olan mutfak personelinin, Hizmet Bölük Komutanı Ord.Yzb. Murat AYDIN'a haber verdikleri, onun da yanına Astsb.Kd.Çvş. Murat AKSAL ve Uzm.Çvş. Aydın ŞAHİN'i alarak birlikte Mutfak Nöbetçi Subayının yatmakta kullandığı odaya gittikleri, burada sanığın çantasında arama yaptıkları, gizlenmiş şekilde dört adet paket sütü buldukları, daha sonra sanığın çantasının yan gözünde bulunan iki adet sütü de kendisinin iade ettiği, bu suretle Mutfak Nöbetçi Subaylığı nedeniyle kendisine tevdi ve emanet edilmiş alt adet sütü mal edinmek kastıyla çantasına gizlemek suretiyle zimmet suçunu işlediği, zimmete geçirilen eşyaların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bölgede (Birlik içinde) ele geçirilmiş olması nedeniyle teşebbüs aşamasında kaldığı, tevilli ikrarı, oluşa uygun ve biri birini tamamlayan yeminli tanık beyanları ve olay tutanağı kapsamında maddi olay olarak sübut bulmaktadır.
Askeri Mahkemece, sağlık kurulu raporu ile askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğu belirlendikten sonra, toplanan delillere ve edinilen vicdani kanaate göre, yasal, yeterli ve inandırıcı gerekçeler gösterilerek maddi olayın tespitinde, sanığın savunması karşılanıp suç vasfının tayininde, sanık hakkında, atılı suçtan az vahim hal ve asgari hadden uygulama yapılmasında hukuka aykırılık görülmemekle birlikte;
Sanığın mutfaktan aldığı sütleri kışla dışına çıkaramadan yakalanması nedeniyle, suç tarihi itibarıyla eylemi tam teşebbüs aşamasında kaldığı halde, hatalı şekilde eylemin eksik teşebbüs derecesinde kaldığı kabul edilerek, 765 sayılı TCK'nın 61'inci maddesine göre lehe hüküm içeren 5237 sayılı TCK'nın 35/2'nci maddesinden uygulama yapıldığı görülmüştür. Her ne kadar tam teşebbüs nedeniyle uygulanması gereken 765 sayılı TCK'nın 62'nci maddesine göre lehe hükümler içeren 5237 sayılı Kanun'un 35/2'nci maddesinin uygulanmasında kanuna aykırılık görülmemekle beraber, sanığın çantasında yapılan arama sonucunda sütlerin bulunması şeklindeki aşaması göz önüne alınarak takdiren ½ oranında yapılan indirime ilişkin gerekçenin yerinde olmadığı, yetersiz gerekçe ile indirim oranının belirlenmesi hukuka aykırı görüldüğünden, hükmün uygulamadaki gerekçesizlik yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
2) Göz hapsi yerini terk etmek suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanığın 15.12.2004 tarihinde Bölük Komutanı Ord.Bnb. Serdar ŞAHİN tarafından üç gün göz hapsi ile cezalandırıldığı, ceza kararının ve cezanın infaz edileceği yerin ve tarihinin 15.12.2004 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, sanığın 18.12.2004 tarihinde nöbetçi olması nedeniyle Bölük Komutanı tarafından cezanın infazının başlama ve bitiş tarihlerinin 24.12.2004 ve 27.12.2004 olarak değiştirilip sanığa ve Nöbetçi Amirliğine yazı ile bildirildiği, göz hapsi cezalarının ne surette yerine getirileceğinin ASCK'nın 24'üncü maddesinde düzenlendiği, buna göre cezalıların hizmetin bitiminden sonra hiçbir yere gitmemeleri ve kışlada veya odalarında kalmalarının gerektiği, sanık hakkındaki göz hapsi cezasının 24.12.2004 tarihinde infaz edilmeye başlandığı, sanığın aynı gün mesai bitiminden sonra yetkili makamlardan izin almaksızın göz hapsi ceza yeri olan kışlayı terk ettiği ve bu durumun nöbetçi heyeti tarafından tespit edilerek tutanak düzenlendiği, sanığın 25.12.2004 ve 26.12.2004 tarihlerinde de kışlada bulunmadığının nöbetçi heyetleri tarafından tespit edilerek tutanak düzenlendiği, sanığın 27.12.2004 tarihinde Birliğine katıldığı, bu suretle 24.12.2004-27.12.2004 tarihleri arasında göz hapsi ceza yerini terk etmek suçunu işlediği maddi olay olarak sübut bulmaktadır.
Askeri Mahkemece, sağlık kurulu raporu ile askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğu belirlendikten sonra, toplanan delillere ve edinilen vicdani kanaate göre yasal, yeterli ve inandırıcı gerekçeler gösterilerek maddi olayın tespitinde, sanığın savunması karşılanıp kabul edilmeyerek suç vasfının tarihinde, sanık hakkında atılı suçtan asgari hadden uygulama yapılıp azami oranda takdiri indirim uygulanmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmesinde, lehe kanun uygulaması yapılarak hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde, ASCK'nın 47/A maddesindeki engel nedeniyle cezanın ertelenmemesinde, usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte;
Sabıka kaydındaki belirtilen suçun CMK'nın 231'inci maddesi kapsamında kasten işlenmiş bir bir suç olmadığı, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanmasına şeklen engel bulunmadığı, K.K.K.lığınca gönderilen sabıka kaydında yer alan mahkumiyet hükümlerinin asılları veya onaylı suretlerinin dosyada bulunmaması nedeniyle kesinleşme tarihlerinin tespit edilemediği, bu nedenle K.K.K.lığınca gönderilen sabıka kaydında yer alan mahkumiyet hükümlerinin asıllarının getirtilerek;
Yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın tür ve süresine göre, 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231'inci maddesi uyarınca Askeri Mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan bozma kararı verilmesi gerekmiştir.
3) Memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanığın, 04.11.2004 tarihinde saat 20.30 sıralarında Erat çay ocağına giderek satış sorumlusu Ord.Er Mehmet UYSAL'a Bugün kazandığın paraları bana ver dediği, Ord. Er Mehmet UYSAL'ın da veremeyeceğini söylediği, bunun üzerine sanığın çay ocağındaki masanın üzerinde bulunan bozuk para kutusundan 10.100.000 TL parayı aldığı ve Bu olaydan kimseye bahsetme diyerek çay ocağından ayrıldığı, bunun üzerine Ord. Er Mehmet UYSAL'ın durumu ertesi gün Bölük Komutanına bildirdiği, böylece dosya kapsamı ve yeminli tanık beyan kapsamında, sanığın üstlük gücünü kanuna aykırı şekilde kullanmak suretiyle astı olan Ord. Er Mehmet UYSAL'a manevi baskı yaparak çay ocağından para almak suretiyle, kişisel çıkar sağlamak amacıyla memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçunu işlediği maddi olay olarak sübut bulmaktadır.
Askeri Mahkemece, sağlık kurulu raporu ile askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğu belirlendikten sonra, toplanan delillere ve edinilen vicdani kanaate göre yasal, yeterli ve inandırıcı gerekçeler gösterilerek maddi olayın tespitinde, sanığın savunması karşılanıp kabul edilmeyerek suç vasfının tayininde, sanık hakkında atılı suçtan asgari hadden uygulama yapılıp, lehe kanun değerlendirilmesi yapılarak ve azami oranda takdiri indirim uygulanmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmesinde, hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte;
Sanığın cezasının ertelenmemesi konusunda Askeri Mahkemece gösterilen cezanın ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaat edinilmediği şeklindeki gerekçenin soyut ve yetersiz olduğu görülmekle, uygulamadaki gerekçesizlik yönünden mahkumiyet hükmünün bozulması gerekmiştir.
4) Mehil içinde yakalanarak firar suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanığın 20.04.2005 tarihinde izinli olmadığı halde mesaiye gelmediği, aynı gün saat 15.00 sıralarında Yzb. Olcay US'un Ord.Kd.Bçvş. Beyhan YILMAZ'ı sanığın evine gönderdiği, sanığın Bçvş. Beyhan YILMAZ'a Mesaiye gelmek istemediğini söylediği ve Birliğine gitmediği, bu nedenle sanık hakkında tutanak tutulduğu, sanığın 21.04.2005 tarihinde yine izinli olmadığı halde Birliğine gitmediği, Ord.Bnb. Serdar ŞAHİN'in emri ile Yzb. Olcay US, Yzb. Murat AYDIN ve Bçvş. Behiç ÖZDEMİR'in saat 17.00 sıralarında sanığın evine gittikleri ve onu evinden alarak Birliğe getirdikleri, bu suretle sanığın mehil içinde yakalanarak firar suçunu işlediği kabul edilerek hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de; Tanık Yzb. Olcay US alınan ifadesinde, 21.04.2005 tarihinde Bçvş. Behiç ÖZDEMİR, Yzb. Murat AYDIN ve Bçvş. Yurdal DÜĞER ile birlikte sanığın evine giderek kendisine mesaiye gelmesini söylediklerini, sanığın traş olup giyinerek mesaiye geldiğini beyan etmiş olması karşısında, sanığın evine giden ekibin Merkez Komutanlığı personel olmayıp, sanığın mesai arkadaşları, üst ve amirleri olduğu, sanığı yakalama maksadıyla değil, Birliğe katılması için davet maksadıyla evine gittiklerinin anlaşıldığı, Dz.28'de bulunan 21.04.2005 tarihinde sanığın evinde yakalandığına ilişkin tutanak dışında dava dosyasında başkaca bir delilin bulunmadığı, tutanaktaki ekibin Birlik personeli olması nedeniyle böyle bir yakalama görevlerinin bulunmadığı, sadece sanığı Birliğe davet ettikleri ve sanığın da bu daveti kabul ederek Birliğine katıldığı anlaşılmakla, ASCK'nın 68'inci maddesi kapsamında yakalama unsurunun olayda gerçekleşmediği, sanığın eylemini davet üzerine kendiliğinden sona erdirdiği, dolayısıyla eylemin kısa süreli kaçma suçunu oluşturduğu, bu suçtan yargılama yapma görevi Disiplin Mahkemesine ait olduğundan, Askeri Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görüldüğünden, hükmün suç vasfına bağlı görev yönünden bozulması gerekmiştir.
5) Üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçları yönünden yapılan incelemede;
Sanığın 19.04.2005 tarihinde akşam saatlerinde Lojmanlar Bölgesindeki subay/astsubay gazinosuna gittiği, gazinoda Tbp.Tğm. Menderes BİRİCİK ve misafiri olan sivil şahıs Ahmet Cem ALKAN'ın televizyon seyretmekte oldukları, sanığın gazinodaki telefonla konuşma yaptığı, müteakiben telefonun yanındaki masaya oturduğu, kısa bir süre sonra gazinoda görevli Ord. Er Kadir YILMAZ'ı yanına çağırdığı ve Şunlara söyle, sussunlar şeklinde sözler söylediği, Ord. Er Kadir YILMAZ'ın Tbp.Tğm. Menderes BİRİCİK'in yanına giderek sanığın talebini ilettiği, mağdurun da yerinden kalkarak sanığın oturduğu masaya gittiği ve sanıktan özür dilemesini istediği, sanığın özür dilemediği, sanıkla mağdurun birbirlerini ittirdikleri, bu arada sanığın A...na koyduğumun şerefsizi dediği ve mağduru boğazından iteklediği, gazinoda görevli bulunan Ord. Er Kadir YILMAZ ve Ord. Er Fatih YAVUZ'un olaya müdahale ederek mağduru gazinonun başka bir bölümüne götürdükleri, olay sırasında mağdur Tbp.Tğm. Menderes BİRİCİK'in yere düştüğü ve sırtını duvara çarptığı, Ord. Er Kadir YILMAZ'ın sanığı tutarak dışarı çıkarttığı, mağdurun arkadaşı sivil şahıs Ahmet Cem ALKAN ile birlikte Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesine giderek muayene olduğu, hakkında düzenlenen raporda Boyun sol yanından göğse uzanan 5x10 cm eritem ve hematom, sırtta hassasiyet görüldüğü, hayati tehlike geçirmediği, yaralanması nedeniyle üç gün iş ve güçten kalacağının belirtildiği anlaşılmaktadır. Sanık tarafından söylenilen A...na koyduğumun şerefsizi sözlerinin üstünün bireysel onurunu, askerlik mesleğinin itibarını, vakar ve haysiyetini zedeleyebilecek nitelikte olduğu ve mağdurun toplum içerisinde küçük düşürme ihtimalini yaratabilecek içerik ve yoğunluğa sahip bulunduğu, böylelikle sanığın belirtilen sözleri söylemek suretiyle üste hakaret suçunun oluştuğu;
Amir veya üste yapılan fiili taarruzlarda, onun vücut bütünlüğü üzerinde saldırı kastıyla doğrudan doğruya yapılmış haksız bir eylem mevcuttur. Bu fiil sonucunda onun vücudunda herhangi bir yaralanma veya tahribat oluşmaması önemli değildir. Failin, fiili taarruz arzu ve niyetiyle hareket etmesi yeterlidir.
Askeri Yargıtayın yerleşmiş kararına göre, müessir fiil sayılan eylemlerinin her türünün taarruz kapsamına girdiği, ayrıca vurmak, çarpmak, iteklemek, vurmak için yakasına yapışmak gibi hareketlerinde üste fiilen taarruz sayılacağı kabul edilmektedir.
Somut olayda tanık beyanları ve mağdur hakkında düzenlenen rapor kapsamında, sanığın üstü olan mağdurun boğazından tutarak iteklediği ve yere düşmesine neden olduğu anlaşılmakla, üste fiilen taarruz suçunun da unsurları itibariyle oluştuğu maddi olay olarak sübut bulmaktadır.
Askeri Mahkemece, sanığın sağlık kurulu raporu ile askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğu belirlendikten sonra, toplanan delillere ve edinilen vicdani kanaate göre yasal, yeterli ve inandırıcı gerekçeler gösterilerek her iki suça ilişkin maddi olayların tespitinde, sanığın savunması karşılanıp kabul edilmeyerek suçların vasıflarının tayininde, sanık hakkında üste hakaret suçunda asgari hadden, üste fiilen taarruz suçunda az vahim hal ve asgari hadden yapılan uygulamalarda hukuka aykırılık görülmemekle birlikte;
Tanık Ord.Er Fatih YAVUZ'un huzurdaki ifadesinde Menderes Teğmenin sanığı tekrar özür dilemesi hususunda ikaz ettiği, sanığın özür dilemeyeceğini söyleyince birbirlerini karşılıklı olarak ittirdikleri ve birbirlerine şerefsiz dediklerini duyduğunu, ancak önce kimin şerefsiz dediğini veya ittirdiğini görmediğini beyan ettiği, Tanık Ord. Er Kadir YILMAZ huzurdaki ifadesinde mağdurun sanığın yanına geldiğinde sanığın ayağa kalktığı, mağdur Teğmen'in misafirinin yanında bu şekilde konuşamayacağını söylediği, sanığın da rahatsız olduğunu söylediği, aralarında bir itişme olduğunu, kendisinin hemen aralarına girdiğini, ikisinin de birbirlerine vurmaya çalıştıklarını, kendisinin her ikisini durdurmaya çalıştığını, bu esnada Ord. Er Fatih YAVUZ'un da yanına geldiğini, onun misafiri olan sivil şahsı dışarı çıkardığını, bu arada Menderes Teğmen'in televizyonun önünde sanıkla birbirlerini ittirdiklerini ve birbirlerine şerefsiz dediklerini duyduğunu beyan ettiği cihetle, her iki tanık beyanı değerlendirildiğinde, önce sanığın mağduru boğazından tutarak itip, hakaret ettiği, hususunun şüpheli kaldığı, bu kuşkunun sanık lehine değerlendirilmesi ve sanığın haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması gerektiğinden, üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçları nedeniyle verilen mahkumiyet hükümlerinin uygulama yönünden bozulması gerekmiştir.
6) Müteselsilen amire hakaret suçu yönünden yapılan incelemede;
Sanığın 15.04.2005 tarihinde Birlik Revirine gittiği, Tbp.Tğm. Menderes BİRİCİK'den kendisine istirahat raporu verilmesini istediği, Tbp.Tğm. Menderes BİRİCİK'in Şikayetin varsa söyle muayene edeyim, eğer hastaysan rapor veririm dediği, sanığın ise Benim özel işim var, düğüne gideceğim, rapor lazım şeklinde sözler söylediği, Tbp.Tğm. Menderes BİRİCİK'in Eğer izne ihtiyacın varsa komutanlarına git, olmazsa Depo Komutanıyla konuş dediği, bunun üzerine sanığın Depo Komutanının da, diğer komutanların da a...na koyayım, seninle de görüşürüz şeklinde söyleyerek revir odasını terk ettiği, tanıklar Tbp.Tğm. Menderes BİRİCİK, Ord.Onb. Atalay BOYDAL ve Ord. Er Soner AYHAN'in oluşa uygun ve birbirini tamamlayan yeminli beyanları kapsamında, sanığın Depo Komutanı ve diğer komutanları kastederek müteselsilen amire hakaret suçunu işlediği maddi olay olarak sübut bulmaktadır.
Askeri Mahkemece, sağlık kurulu raporu ile askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğu belirlendikten sonra, toplanan delillere ve edinilen vicdani kanaate göre, yasal, yeterli ve inandırıcı gerekçeler gösterilerek maddi olayın tespitinde, sanığın savunması karşılanıp kabul edilmeyerek suç vasfının tayininde, sanık hakkında atılı suçtan asgari hadden uygulama yapılıp temel cezanın teselsül nedeniyle artırılmasında ve takdiri indirim hükmü uygulanmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmesinde, ASCK'nın 47/A ve Ek 8'inci maddeleri ile getirilen engel nedeniyle hapis cezasının adli para cezasına çevrilmemesinde ve ertelenmemesinde usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte;
Sabıka kaydındaki suçun CMK'nın 231'inci maddesi kapsamında kasten işlenmiş bir suç olmadığı, sanığının hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanmasına şeklen engel bulunmadığı, K.K.K.lığınca gönderilen sabıka kaydında yer alan mahkumiyet hükümlerinin asılları veya onaylı suretlerinin dava dosyasında bulunmaması nedeniyle, kesinleşme tarihlerinin tespit edilemediği, bu nedenle K.K.K.lığınca gönderilen sabıka kaydında yer alan mahkumiyet hükümlerinin asılları getirtilerek;
Yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın tür ve süresine göre, 5728 sayılı Kanun'un 562'nci maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 231'inci maddesi uyarınca Askeri Mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan, bozma kararı verilmesi gerekmiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1) Sanık ve müdafiinin temyizlerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun'un 221/1'inci maddesi uyarınca, göz hapsi yerinden kaçmak ve müteselsilen amire hakaret suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin, sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanıp yararlanamayacağının değerlendirilmesi bakımından ayrı ayrı BOZULMASINA
2) Sanık ve müdafiinin temyizlerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun'un 221/1'inci maddesi uyarınca, üste hakaret ve üste fiilen taarruz suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin uygulama (sanığın haksız tahrik hükümlerinden yararlandırılması) yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA,
3) Sanık ve müdafiinin temyizlerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun'un 221/1 'inci maddesi uyarınca, zimmet ve memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin usul (uygulamadaki gerekçesizlik) yönünden ayrı ayrı BOZULMASINA,
4) Sanık ve müdafiinin temyizlerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun'un 221/1 'inci maddesi uyarınca, mehil içinde yakalanarak firar suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, suç vasfına bağlı görev yönünden BOZULMASINA,
13.01.2009 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy