(5237 S. K. m. 25, 29, 50, 52, 54, 62, 63, 170)
Genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak suçundan sanık P.Astsb.Bçvş.Mehmet OZKAY hakkında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesince tesis olunan 07.06.2007 tarihli, 2007/717-491 Esas ve Karar sayılı mahkumiyete ilişkin hükmün, yasal süresi içinde müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyası, Askeri Yargıtay Başsavcılığının bozma istemini içeren 12.01.2009 tarihli ve 2009/1001 sayılı tebliğnamesine bağlı olarak Dairemize gönderilmekle incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Askeri Mahkemece, sanığın, 06.12.2006 tarihinde genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak suçunu işlediği sabit görülerek, eylemine uyan TCK'nın 170/1, 29, 62/1, 50/1, 52/2 ve 52/4'üncü maddeleri uyarınca 740 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nın 63'üncü maddesi uyarınca cezasından mahsubuna, suçta kullanılan silah ve mermilerin TCK'nın 54/1'inci maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmiştir.
Hüküm, yasal süresi içerisinde müdafi tarafından, sanığın, maaşından haksız yere kesinti yapıldığı için mağdur olduğu, bu nedenle üzerine atılı suçu işlediği, üzerine atılı suçu zaruret halinde işlediğinden beraatine karar verilmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğnamede, hükmün suç vasfı ve uygulama yönlerinden bozulması istenilmiştir.
Yapılan incelemede;
Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 06.04.2006 tarihli yazısı ile sanığın 20.082,19 YTL borcu nedeniyle Oyakbank Çankaya Şubesindeki 3073290 MT1 numaralı hesabına haciz konulduğunun bankaya bildirilmesi üzerine, 24.07.2005 tarihinde sanığa 24 ay vadeli olarak 7000 YTL tüketici kredisi verildiği ve borç ödemelerinin devam ettiği dikkate alınarak, sözleşmede bu yönde hüküm bulunduğu gerekçesi ile hesabının bloke edildiği, bloke edilen 3073290 MT1 numaralı hesap, sanığın maaşının yatırıldığı hesap olduğundan, sanığa 2006 Mayıs ayından itibaren maaş ödemesi yapılmadığı, hukuki mevzuat kapsamında maaş hesabına haciz konulmasının mümkün olmamasına rağmen, yapılan haksız işlem nedeniyle mağdur olan sanığın hukuki girişimlerinden de sonuç alamaması üzerine 06.12.2006 günü Kara Havacılık Okul Komutanlığı içinde Çankaya şubesine bağlı olarak faaliyet gösteren Oyakbank Uydu Şubesine geldiği, maaş hesabında bulunan paranın kendisine ödenmesini istediği, banka görevlisinin, hesapta bloke bulunduğu gerekçesiyle ödeme yapamayacağını söylemesi üzerine, belinde bulunan 9 mm çaplı Yavuz Marka tabancasını çıkartıp tam dolduruş konumuna getirmek suretiyle duvara doğru bir el ateş ettiği, sanığın silahla duvara doğru ateş etmesinden tedirgin olan personelin yarım saat kadar bir süreyle ilgili yerlerle telefon görüşmeleri yaptıktan sonra, hesabında bulunan 2672 YTL'yi sanığa ödedikleri, sanığın paraları alarak dışarı çıktıktan sonra mermilerini boşalttığı silahını sökerek yere attığı ve olayı duyarak banka önünde tertibat alan görevlilere teslim olduğu, paranın makbuz karşılığı bankaya iade edildiği tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Kusurluluğu ortadan kaldıran hallerden biri olan zorunluluk hali TCK'nın 25/2'nci maddesinde Gerek kendisine, gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. şeklinde düzenlenmiştir. Kanunun gerekçesinde de belirtildiği üzere bu maddenin uygulanabilmesi için, kişinin kendisinin veya başkasının sahip bulunduğu bir hakka yönelik, suç teşkil eden harekete başvurmadan kurtulmanın mümkün olmadığı, ağır ve muhakkak bir tehlike bulunmalıdır. Ayrıca, tehlikenin ağırlığı ile suç teşkil eden hareket arasında orantılılık ilkesi bulunmaktadır.
Bu açıklamalar kapsamında, maaş hesabının haksız bir şekilde bloke edilmesi nedeniyle 2006 Mayıs ayından itibaren maaş alamadığı için ailesi ile birlikte mağdur olduğu hususunda tereddüt bulunmayan sanığın eyleminin zorunluluk hali kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından, müdafiin bu yöndeki temyiz sebeplerinin reddi gerekmektedir.
Her ne kadar sanığın cezai ehliyetinin tam olduğu, suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olup olmadığının tespiti bakımından müşahede altına alınmasına gerek bulunmadığı soruşturma ve kovuşturma aşamalarında usulüne uygun olarak dinlenen bilirkişi mütalaası ile tespit olunmuş ise de, 2'nci klasör dizi 702'de mevcut, sanığa Anksiyete Bozukluğu teşhisi ile iki ay hava değişimi verildiğine dair Van Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 02.09.2008 tarihli ve 86 sayılı raporunda, sanık hakkında 15.01.2008 tarihinde Durumsal Anksiyete Bozukluğu teşhisi ile cezai ehliyeti bulunmadığına dair rapor verildiği açıklandığından, suçu işlediği tarihte cezai ehliyeti bulunup bulunmadığı hususundaki tereddütlerin giderilmesi bakımından, raporda yer alan belgelerin temin edilerek dosyaya konulmasından sonra, resen adli müşahede altına alınması gerektiği düşünüldüğünden, hükmün noksan soruşturma yönünden bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, sanığın silahını banka görevlilerini korkutarak kendisine maaş ödemesi yapılmasını temin maksadıyla ateşlediği, kastının panik yaratmaktan ziyade görevlileri korkutmaya yönelik olduğu dikkate alınarak, kabul edilen oluş şekli itibarıyla sanığın eyleminin silahla tehdit suçunu oluşturduğu sonucuna varıldığından, hükmün, sanığın cezada kazanılmış hakkı saklı tutulmak suretiyle suç vasfı yönünden de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklandığı üzere;
Noksan soruşturma ve suç vasfı yönünden hukuka aykırı bulunan hükmün, cezada kazanılmış hakkı korunmak suretiyle, müdafiin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun'un 221/1'inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.02.2009 tarihinde, tebliğnamedeki isteme sebepte farklı, sonuçta uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy