(1632 S. K. m. 66, 73)
Askerî Mahkemece; sanığın, 11.06.2009-30.06.2009 ve 09.07.2009-12.12.2009 tarihleri arasında iki ayrı firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a, 73 ve TCKnın 62/1inci maddeleri gereğince, beşer ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Hükümler, sanık tarafından sebep gösterilmeksizin süresinde temyiz edilmiş; tebliğnamede, hükümlerin bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan incelemede; sanığın, 11.06.2009 tarihinde görevi gereği bulunmak zorunda olduğu Birliğini yetkili amirlerinden izin almaksızın terk ettiği, 30.06.2009 tarihinde Doğubeyazıtta polis görevlilerine asker kişi olduğunu belirterek kendiliğinden teslim olduğu, polis görevlilerince Askerlik Şubesi ile yapılan görüşmede asker kaçağı olarak görülmediğinin öğrenilmesi ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan arandığının tespit edilmesi üzerine Doğubeyazıt Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanarak aynı gün cezaevine kapatıldığı, 09.07.2009 tarihinde tahliye edildiği ve infaz belgelerinde asker kişi olduğunun bilinmemesi nedeniyle herhangi bir işlem yapılmayarak serbest bırakıldığı, bilahare 12.12.2009 tarihinde kendiliğinden birliğine teslim olduğu, bu suretle, 11.06.2009-30.06.2009 ve 09.07.2009-12.12.2009 tarihleri arasında iki ayrı firar suçunu işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Mütemadi suçlarda (firar/izin tecavüzü gibi) temadi; yakalanmakla, kendiliğinden dönmekle veya dehalet kastı ile askerî veya resmî bir kuruma başvurmakla sona ermektedir. Dehalet (katılma), birliğinden uzak kalma veya birliğine katılmama iradesinden vazgeçilmesi anlamını taşıdığından, uygulamada firar veya izin tecavüzünde bulunanların, bilfiil kendi birliklerine katılmayıp, Bulundukları yerdeki bir askerî birliğe, askerlik şubesine, askerî hastaneye ya da bir başka resmî kuruma başvurarak, birliklerinden uzak kalma iradelerinin sona erdiğini gösteren fiiller sergilemeleri hâlinde, suç temadisinin sona erdiği ve dolayısıyla suçun tamamlandığı kabul edilmektedir.
Sanığın; firarını müteakip 30.06.2009 tarihinde asker kişi olduğunu belirterek polis görevlilerine teslim olduğu, polis görevlilerince Askerlik Şubesi ile yapılan görüşmede asker kaçağı olmadığının bildirilmesi üzerine adli suçtan tutuklanarak cezaevine kapatıldığı, 09.07.2009 tarihinde de tahliye edilerek serbest bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Sanığın dehalet kastıyla hareket etmesine rağmen idarenin hatalı uygulaması sonucu dehaletin gerçekleşmemesi yeni bir firar suçuna vücut vermeyeceğinden, 11.06.2009-12.12.2009 tarihleri arasında bütünlük oluşturan eylemi hakkında tek bir firar suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken iki ayrı firar suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunduğundan her iki mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy