(1111 S. K. m. 39, 78) (1632 S. K. m. 39)
Dava: Sanığın, 23.11.2009 tarihinde adli bir suçtan tutuklanarak önce Askeri Cezaevine, müteakiben sevk işlemlerinin yapılması amacıyla 21.12.2009 tarihinde Diyarbakır D tipi Kapalı Cezaevine teslim edildiği, buradan da Denizli D tipi Kapalı Cezaevine gönderildiği ve 22.12.2009 tarihinde tahliye edildiği, tahliyesi sırasında, asker kişi olduğunun bilinmemesi nedeniyle Birliğine sevki için askerlik şubesine teslim edilmeyerek serbest bırakıldığı, 21.01.2010 tarihinde kendiliğinden gelerek birliğine katıldığı, böylece 25.11.2009-21.01.2010 tarihleri arasında firar suçunu işlediğinden bahisle hakkında mahkumiyetine dair hüküm kurulmuş ise de;
1111 sayılı Kanunun 78inci maddesine göre üç ay ve daha fazla hava değişimi alanlar gibi, ASCKnın 39 ve 1111 sayılı Kanunun 39uncu maddeleri gereğince hapis cezalarının infazı için genel cezaevlerine kapatılmak amacıyla Cumhuriyet Savcılıklarına teslim olunanların da kıtaları ile ilişiklerinin kesildiği, infaz sonrası askeri makamlara teslim edildiklerinde askerlik hizmetlerinin tekrar başladığı, kıtalarına sevk edilenlerin katılmaması halinde firar suçunun oluşacağı, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Savcılığı ya da cezaevi idaresi tarafından yukarıda belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, askeri makama teslim edilmeden serbest bırakılanların veya sevk edilmeyenlerin kendiliklerinden askeri mercilere başvurmaları beklenemeyeceğinden eylemlerinin herhangi bir suça vücut vermeyeceği açıktır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 13.12.2001 tarihli, 2001/120119 ve 30.09.2004 tarihli, 2004/68-120 E.K. sayılı kararları)
Sanığın askeri makamlara teslim ve Birliğine sevk edilmemesi karşısında, kendiliğinden askeri mercilere başvurması beklenemeyeceğinden, atılı firar suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmakla mahkumiyet hükmünün esas yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy