(353 S. K. m. 196, 209, 211, 212)
353 sayılı Kanunun Kanun yollarına başvurma başlığını taşıyan 196ncı maddesinde;
Kanun yolları, askeri savcı, şüpheli, sanık ve katılan, katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar ile teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı ve askeri kurum amirine açıktır.
Askeri savcı ile teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri şüpheli veya sanık lehine de kanun yollarına başvurabilir.;
Temyiz isteminin süresi ve şartları başlığını taşıyan 209uncu maddesinde;
Temyiz istemi karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise, tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde olur...;
Temyiz layihası ve içinde bulunması gereken hususlar başlıklı 211inci maddesinde;
Temyiz eden taraf hükmün hangi yönden ve neden dolayı bozulmasını istemekte, kural olarak temyiz dilekçesinde veya beyanında veyahut layihasında gösterir. Temyiz için dayanılan sebeplerde yargılama usulü ile ilişkin bir kurala mı yoksa kanuni diğer hükümlere mi aykırılık bulunmasından dolayı başvurulduğu gösterilir. Birinci halde kanuna aykırı olan hususlar açıklanır.;
İsteme bağlı temyiz layihası ve tebliği başlıklı 212nci maddesinde;
Temyiz dilekçesinde veya beyanında temyiz sebepleri gösterilmemiş ise, temyiz dilekçesi için belirli olan sürenin bitmesinden veyahut hükmün gerekçesi henüz tebliğ edilmemiş ise, tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan mahkemeye bu sebepleri kapsayan bir layiha da verilebilir... ;
Düzenlemeleri yer almaktadır.
Somut olayda, 08.03.2013 tarihinde yapılan duruşmada sanık hakkında verilen beraat hükmünün alenen tefhim edildiği, Askeri Savcının Askeri Mahkemeye 11.03.2013 tarihli ve süre tutum konulu bir dilekçe verdiği, daha sonra 22.04.2013 tarihinde kayda giren ve temyiz nedenlerini içeren dilekçe ile sanık hakkındaki beraat hükmünü temyiz ettiği görülmektedir.
Yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde temyiz süresinin bir hafta olduğu, tefhim veya tebliğden itibaren bir hafta içerisinde hükmün, yazılı veya sözlü müracaatla temyiz edilebileceği açıktır. Hükmün temyiz edildiğinden bahsedebilmek için, müracaatta bulunan süjenin, bu yöndeki iradesini açık şekilde yansıtan bir beyanda bulunması gerekir. Hükümden sonra yapılmakla birlikte, bu iradeyi yansıtmayan her türlü beyan veya dilekçeyi temyiz başvurusu olarak kabule imkan bulunmamaktadır.
Bu açıdan Askeri Savcının Askeri Mahkemenizin 2013/312 esas sayılı dosyası üzerinden 08.03.2013 tarihinde yapılan duruşmada sanık H.B. hakkında üste hakaret suçundan verilen kararı temyiz edebileceğimizden yazılacak gerekçeli karardan bir suretinin Askeri Savcılığımıza gönderilmesini arz ederim. şeklindeki 11.03.2013 tarihli dilekçesi incelendiğinde; dilekçede sanık hakkındaki beraat hükmünün temyiz edildiğini gösteren bir irade açıklamasının bulunmadığı görülmektedir. Askeri Savcı, tefhim edilen hükmü öğrenmiş, ancak temyiz edip etmediğini belirtmemiştir. Sadece gerekçeli kararı görmek istediğini, gerekçeli karara göre ileride hükmü temyiz edip etmeme yönünde bir karara varacağını ifade etmektedir. Oysa ki, verilen hükme yönelik olarak kanun yoluna müracaat etme iradesi var ise, bunu tefhimden itibaren yedi gün içerisinde, tereddüde yer vermeyecek biçimde Askeri Mahkemeye bildirmesi gerekir.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, Askeri Savcının, sanık hakkındaki beraat hükmünü, yedi günlük sürenin geçmesinden sonra 22.04.2013 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle, temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir. (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 03.10.2013 tarihli ve 2013/101-92 Es.Ka. sayılı kararı ile Dairemizin 04.06.2013 tarihli ve 2013/805-783 Es.Ka. sayılı ilamı da aynı doğrultudadır). (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy