(1632 S. K. m. 50, 130) (5237 S. K. m. 62)
Askeri Mahkemece; sanığın, 15.01.2011 tarihinde askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçunu işlediği sabit görülerek, ASCKnın 130/1-2, 50 ve TCKnın 62nci maddeleri gereğince, sonuç olarak iki ay yirmi iki gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hapis cezasının TCKnın 51inci maddesi gereğince ertelenmesine, meydana gelen 268,8 TL Hazine zararının tahsiline, 18,40 TL nispi harç alınmasına kararı verilmiş; bu hüküm, Adli Müşavir tarafından, sanık lehine uygulamaya ilişkin sebepler ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Sanığın, 15.01.2011 tarihinde 13.00-15.00 saatleri arasında Ulaştırma Garaj Nöbetçisi olarak görevli iken, ulaştırma garajında bulunan HEKe ayrılmış askeri kamyonların ayna, karartma ve farlarını böyle askerlik olur mu, burada nöbet tutulmaz diyerek silahının dipçiği ile vurmak ve tekme atmak suretiyle kırdığı, kırılan parçalar nedeniyle 268,8 TL tutarında Hazine zararının meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Olayın doğrudan görgü tanığı Bkm.Er S. T. ile diğer tanık anlatımları karşısında eylemin sübuta erdiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere;ASCKnın130uncumaddesindesuçakonueşyanın savaş aracı veya savaş gereci olması ağırlatıcı sebep sayılmış, ancak ne tür eşyanın savaş araç veya gereci olduğu belirtilmemiştir.
Askeri Yargıtay kararlarında ise, savaş araç ve gereci; Birliğin muharebe gücüne tesir eden ve Birlik Teşkilat Malzeme Kadrosunda (TMK) gösterilen bütün ordu malları ile birlik tarafından yetki verilmiş, ikmal kataloglarında ve tahsis listelerinde gösterilen malzemelerdir. şeklinde tanımlanmıştır.
Somut olayda, hurdaya ayrılan, fakat arz ettiği ekonomik değer sebebiyle muhafaza edilmekte olan askeri eşya, usulüne uygun şekilde satışı ve ilgili makamlara devri yapılmadıkça askeri eşya vasfını kaybetmeyeceğinden, sanık hakkında tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan mahkûmiyet kararı verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte; HEKe ayrılmış (kayıt silme raporları bulunan) askeri araçların savaş aracı olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından, ASCKnın 130/2nci maddesi gereğince cezada artırım yapılması hukuka aykırıdır.
Yine 23.01.2013 tarihli ve 28537 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 17.01.2013 tarihli, 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararıyla; ASCKnın Ek 10uncu maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya aykırı olduğu kabul edilerek iptaline karar verilmiş olduğundan, cezanın niteliği de dikkate alınarak sanık hakkında CMKnın 231inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilemeyeceği konusunda araştırma ve değerlendirme yapılması gerektiği de açıktır.
Bu nedenlerle mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy