(5728 S. K. Geç. m. 1) (5237 S. K. m. 7)
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden, bu yönü ile karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklerine uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, sanık ile Devlet arasındaki ilişkiyi sona erdiren nedenlerden birisini oluşturmaktadır.
Koruma niteliği bulunan bir kurumun maddi ceza hukukuna ilişkin yönü nazara alındığında, TCK’nın 7’nci maddesinde tanımlanan lehe yasanın geçmişe yürümesi ilkesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun önceki hükümlere uygulanması doğaldır. Ancak, yasa koyucu olası tartışmaları engellemek için 23.1.2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanun’un geçici 1’inci maddesinin 2’nci fıkrasında bu hususu; “Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 98 ila 101’inci maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir haklarının kullanılmasını gerektirmesi hâlinde inceleme duruşması açılmak suretiyle yapılabilir.” hükmü ile yasal bir çözüme kavuşturmuştur.
Hükümlü J.Kd.Üçvş. İ.N.’nin silahla üste fiilen taarruz suçu ile ilgili Hazine zararını 24.1.2006 tarihinde ödemesini müteakip, kesinleşmiş on ay hapis cezasının infaz edildiği ve hak ederek tahliye tarihi 25.11.2006 olacak şekilde 29.5.2006 tarihinde şartla tahliye edildiği anlaşılmaktadır.
TCK’nın 7/2’nci maddesi, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan Kanun’un uygulanacağını ve infaz edileceğini öngörmekle birlikte, bu uygulamanın ön koşulunu infaz ilişkisinin devam edip etmediği hususu oluşturmaktadır. Kanun, lehe olan yasanın uygulanacağını ve infaz olunacağını açıkça belirtmek sureyle, infaz münasebetinin sona ermesinden sonra artık lehe de olsa başka bir yasanın uygulanmasına imkân vermemiştir. Keza, 5728 sayılı Kanun’un Geçici 1’inci maddesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkûmiyet kararları hakkında uygulanabileceğine işaret edilmek suretiyle, TCK’nın 7/2’nci maddesinin benimsediği sistemle paralellik arz eden uygulama birliği amaçlanmıştır.
Bu nedenle infaz ilişkisi tamamlanmış olan hükümlünün hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumundan yararlanmasına yasal imkân bulunmadığı sonucuna varılmakla, müdafinin itirazının reddine karar verilmiştir (Nitekim bu konuya ilişkin Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 4.6.2009 tarihli, 2009/54-73 ve 6.12.2012 tarihli, 2012/124-128 sayılı ilamlarının kabul tarzı da aynı doğrultudadır.).
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Müdafi tarafından, …Mahkemesince verilen, 10.12.2015 tarihli ve 2015/A-12-311 sayılı duruşmasız işlere ait karara karşı yapılan itirazın, 353 sayılı Kanun’un 202, 204 ve 254’üncü maddeleri gereğince REDDİNE;
22.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy