(1632 S. K. m. 66) (353 S. K. m. 221) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 57, 58)
Sanığın, 17.8.2015 tarihinde beş gün izine gönderildiği, aynı gün saat 14.37’de Birliğinden ayrıldığı, aynı yıl içinde gönderildiği bir önceki izninde yol süresi tanındığından ayrıca yol süresi verilemeyeceği, izin bitiminde en geç 22.8.2015 tarihi saat 14.37’ye kadar Birliğine katılması gerekirken, kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın gecikerek 1.9.2015 tarihi saat 20.00’de katıldığı, bu suretle 22.8.2015 (saat 14.37)-1.9.2015 (saat 20.00) tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği iddia edilerek kamu davası açılmıştır.
Askeri Mahkemece; sanığın, ileri sürdüğü mazeretinin birliğine geç dönmesine sebep olabilecek kabul edilebilir bir mazeret olduğu, geç de olsa birliğine bir an evvel dönebilmek için elinden gelen gayreti gösterip birliğine dönmesi dikkate alındığında, geç dönmekteki kastının izin tecavüzü suçunu işlemek olmadığı, atılı suçun manevi unsur yönünden oluşmadığı belirtilerek beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır.
İzin tecavüzü suçunun düzenlendiği ASCK’nın 66/1-b maddesinde; “Kıt’asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde ‘özürsüz’ olarak gelmeyenlerin” cezalandırılacağı hüküm altına alınmış olup, maddenin açık ifadesinden, kabul edilebilir bir özür nedeniyle birliğe zamanında katılma olanağının bulunmadığı hâllerde sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyecektir.
Özür kavramı kanunda tanımlanmamış olup, Askeri Yargıtay’ın yerleşik kararlarında; TSK İç Hizmet Yönetmeliği’nin 57 ve 58’inci maddelerinde sayılan ve bunlara benzerlik arz eden durumlar yasal ve geçerli özür olarak kabul edilmektedir. Sanık tarafından özür olarak ileri sürülen hususların, askerlik hizmetine üstün tutulabilir nitelikte bulunup bulunmadığı, beklenen bir durum olup olmadığı, aniden ortaya çıkıp çıkmadığı, sanığın özür nedeniyle ne kadar süreyle birliğinden ayrı kaldığı, birliğine katılmakta geciktiği süre içinde özür oluşturan hâli gidermeye ve bir an önce birliğine katılmaya yönelik olarak ne gibi davranışlar sergilediği dikkate alınarak, her somut olayda sanığın suç işleme kastı ile hareket edip etmediğinin tartışılıp irdelenmesi, yapılacak değerlendirmelerde de “özür” unsurunun, kanun koyucunun amacını aşacak şekilde yorumlanmaması gerekmektedir.
Somut olaya bakıldığında; sanığın, ileri sürdüğü maddi sebeplerin aniden ortaya çıkmadığı, izne gitmeden önce de bu durumu bildiği, ailesinin maddi durumu nedeniyle izin süresi içinde ve bitiminde çalışmış olsa dahi, babasının ve abisinin hâlihazırda bir işte çalıştıklarının, belli bir gelir elde ettiklerinin, çalışmalarına engel sürekli bir hastalık veya fiziksel bir rahatsızlıklarının olmadığının, ikamet ettikleri evde kiracı olduklarının ortaya konulduğu; dönüş parası için Kaymakamlık, Belediye gibi resmi bir kuruma da başvurma olanağının bulunduğu; bilet parası ya da harçlık temin etmekle ilgili ileri sürdüğü maddi nedene bağlı mazeretinin askerlik hizmetine tercih edilebilir, gecikmesini gerektirecek ani, beklenmedik, yasal anlamda geçerli bir özür teşkil etmediği, yine araştırılmamış olmakla birlikte, babasının teyzesinin vefatı ve defninin de atılı suçun oluşumu için aranan altı tam günün bitiminden sonraki bir tarihe ait olduğu gözetilerek, unsurları yönünden oluşan izin tecavüzü suçundan kurulan beraat hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Esas yönünden hukuka aykırı bulunan beraat hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi uyarınca, Askeri Savcının temyiz nedenine atfen ve resen BOZULMASINA;
23.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy