(1632 S. K. m. 82, 85, 91) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 217)
Sanığın, 14.2.2015 tarihinde 15.00-18.00 saatleri arasında Bkm.Er A.D. ile birlikte 2 Nu.lu Nöbet Kulesinde nöbetçi olduğu, Nizamiye Nöbetçi Astsubayı olan katılan Bkm.Kd.Bçvş. M.Y.’nin, Bkm.Onb. E.T. ile birlikte devriye görevini icra ederken sanığı elinde cep telefonu ile hücum yeleğini giymeye çalışırken gördüğü, cep telefonunu kendisine vermesini istediği, sanığın cep telefonunu kuleden aşağıya attığı, katılanın kuleden aşağıya inerek cep telefonunu aldığı ve Bkm.Onb. E.T. ile olay yerinden ayrıldığı sırada sanığın katılana hitaben “Senin Allah’ını sinkaf ederim, sen adam mısın, rütbene mi güveniyorsun, buradan firar eder, seni delik deşik ederim” dediği, Bkm.Er A.D.’nin silahının dipçiği ile kulenin camını kırdığı, kuleden aşağı inerek katılanın yanına geldiği ve cep telefonunu istediği, katılanın cep telefonunu veremeyeceğini, telefonu Bölük Komutanına teslim edeceğini söyleyerek nöbet yerine dönmesini emrettiği, ısrarla telefonu istemeye devam ederek katılanı arkasından takip ettiği, katılanın Çarkhane diye adlandırılan binada devriye faaliyetine devam ettiği, katılanın binadan dışarı çıkması ile tekrar katılanın yanına geldiği, katılandan kendisini dinlemesini ve cep telefonunu vermesini istediği, katılanın Bölük Komutanı ile konuşabileceğini hatırlatarak nöbet yerine dönmesini tekrar emrettiği ve yürümeye devam ettiği, sanığın elinde Bkm.Er A.D.’ye ait tüfek ile hızlıca yürüyerek katılanın önüne geçtiği, Bkm.Onb. E.T.’nin sanığın kolundan tutup geriye doğru çektiği, katılanın Bkm.Onb. E.T.’ye sanığı bırakmasını emrettiği, sanığın ise elindeki tüfeği hızlıca yere attığı anlaşılmakta olup, Askeri Mahkemenin kabulü de bu yöndedir.
1) Hizmet esnasında üste hakaret ve hizmet esnasında üstü tehdit suçlarına ilişkin inceleme:
Askeri Mahkemece; cezai ehliyeti ve askerliğe elverişlilik hâli adli gözlem altına alınmak suretiyle Sağlık Kurulu Raporu ile tespit edildikten sonra, nöbetçi olarak hizmet hâlinde olan sanığın, nöbet hizmetini ifa eden ve hizmet hâlinde bulunan katılana karşı “Senin Allah’ını sinkaf ederim, sen adam mısın” şeklindeki sözleri ile hizmet esnasında üste hakaret ve “Buradan firar eder, seni delik deşik ederim” şeklindeki sözleri ile hizmet esnasında üstü tehdit suçlarını işlediği sabit görülerek, karar yerinde gösterilen yasal, haklı ve inandırıcı gerekçelerle, kanunun öngördüğü cezaların alt sınırı esas alınmak, lehine takdiri indirim hükümleri uygulanmak, suç tarihinden önce hakkında kesinleşmiş üç aydan fazla hapis cezasına ilişkin mahkûmiyetleri olması nedeniyle hakkındaki hükümlerin açıklanması geri bırakılmamak, ertelenmemek, TCK’nın 50’nci maddesi gereğince çevirmeye esas para miktarı kanunun öngördüğü alt sınırdan takdir edilerek hapis cezalarının adli para cezasına dönüştürülmek ve taksitlendirilmek suretiyle ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, aksi yöndeki temyiz sebeplerinin reddi ile mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı onanmasına karar verilmiştir.
2) Silahla üste fiilen taarruza teşebbüs suçuna ilişkin inceleme:
Sanığın, Çarkhane diye adlandırılan binanın dışında elinde bulunan silahını havaya doğru kaldırarak, katılana vurmak için yöneldiği sırada Bkm.Onb. E.T.’nin sanığı tutarak taarruzda bulunmasına engel olduğu, bu suretle silahla üste fiilen taarruza teşebbüs suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı,
Askeri Mahkemece, katılanın Çarkhane diye adlandırılan binadan dışarı çıkması ile sanığın tekrar katılanın yanına geldiği, katılandan kendisini dinlemesini ve cep telefonunu vermesini istediği, katılanın sanığa Bölük Komutanı ile konuşabileceğini hatırlatarak nöbet yerine dönmesini tekrar emrettiği ve yürümeye devam ettiği, sanığın elinde Bkm.Er A.D.’ye ait tüfek ile hızlıca yürüyerek katılanın önüne geçtiği, Bkm.Onb. E.T.’un sanığın kolundan tutup geriye doğru çektiği, katılanın Bkm.Onb. E.T.’ye sanığı bırakmasını emrettiği, sanığın elindeki tüfeği hızlıca yere attığı maddi vaka olarak kabul edilerek, atılı suçtan beraat kararı verildiği görülmektedir.
ASCK’nın 91’inci maddesinde üste veya amire fiilen taarruz veya taarruza teşebbüs suç sayılmış olmakla birlikte, “taarruz” teriminin tanımı yapılmamış, bu konu uygulamaya bırakılmıştır. Yerleşik uygulamada, müessir fiil sayılan eylemlerin her türü üste fiilen taarruz olarak kabul edilmekte, ayrıca çarpmak, iteklemek, vurmak için yakasına yapışmak gibi üstün vücut bütünlüğüne yönelik saldırı niteliğindeki etkin eylemlerin de üste fiilen taarruz suçunu oluşturacağı benimsenmektedir.
Söz konusu maddede, üstün veya amirin kişiliğinde somutlaşan askeri otoritenin astın her türlü taarruzundan korunması amaçlanmış, taarruzun şekline, yapıldığı ortama ve doğurduğu sonuca göre hafiften ağıra doğru çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür. Ancak, bu suçun oluşması için başlı başına maddi unsurun gerçekleşmesi yeterli olmayıp, manevi unsurun da gerçekleşmesi, yani failin, fiilen taarruz kastıyla hareket ettiğinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde kesin olarak ortaya konulması gerekmektedir.
Sanık savunmalarında, katılanın üzerine yürümediğini, böyle bir şey yapmak istese müsait olduğu anda yapabileceğini, olayın tek görgü tanığı E.T. ise yeminli beyanında, sanığın Çarkhane civarında katılanın önüne geçerek, katılanın yanına iyice yaklaştığını, bu esnada sanığın katılana bir şey yapabileceğini düşünerek sanığı tuttuğunu, katılanın kendisini ikaz etmesi ile sanığı bırakıp yanından ayrıldığında, sanığın eline bulunan silahını yere vurup kırdığını, eliyle komutanının göğsüne dokunduğunu ve “Rütbenize mi güveniyorsunuz?” dediğini beyan etmektedir.
Bu kapsamda sanığın, üste fiilen taarruza teşebbüs suçunu oluşturabilecek bir eylemi ve kastının bulunmadığı açık olduğundan aksi yöndeki temyiz sebeplerinin reddi ile verilen beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Katılanın kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet ve beraat hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA;
23.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy