(1632 S. K. m. 66, 73) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 217)
Sanığın, 15.8.2014 tarihinde üç gün süre ile izne gönderildiği, 2014 yılı içerisinde yol süresini kullandığı, nizamiyeden çıkış saati belli olmadığından, en geç 18.8.2014 tarihinde saat 23.59’a kadar izinden dönerek Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 27.8.2014 günü kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı, böylece 19.8.2014-27.8.2014 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; sanığın, kovuşturma aşamasında dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişi vasıtası ile suç tarihlerinde askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğunun, adli gözlem altına alınmasına gerek bulunmadığının tespit edilmesinden sonra, haklı ve yerinde gerekçelerle, izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, temel cezanın alt sınırdan tayini, kanuni ve takdiri indirimin uygulanması suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesinde, rızasının bulunmaması gözetildiğinde ortaya çıkan yasal imkânsızlık ve yapılan subjektif değerlendirmeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında, dosya içeriğine uygun gerekçelerle hapis cezasının ertelenmemesinde, kısa süreli hapis cezasının alt sınırdan adli para cezasına çevrilerek taksitlendirilmesinde ve onbaşı rütbesinin geri alınmasına karar verilmesinde usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığından mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyiz isteminin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
23.2.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy