(1632 S. K. m. 66, 73) (5237 S. K. m. 50, 52, 62) (353 S. K. m. 217, 220, 221) (1111 S. K. m. 77, 78) (477 S. K. m. 1, 50) (6413 S. K. m. 19, 26, Geç. m. 1, 4) (5271 S. K. m. 223) (AYDK 04.02.2016 T. 2016/2 E. 2016/15 K.) (AYDK 11.01.2001 T. 2001/1 E. 2001/1 K.) (AY 1. D. 25.01.2006 T. 2006/110 E. 2006/105 K.) (AYDK 03.04.2008 T. 2008/67 E. 2008/62 K.)
Askeri Mahkemece; sanığın,
1) 7.8.2011-3.9.2011 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62/1, 50/1-a ve 52’nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
2) 24.10.2011-2.11.2011 tarihleri arasında izin (hava değişimi) tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-b, 73, TCK’nın 62/1, 50/1-a ve 52’nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
3) 4.11.2011-19.11.2011 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62/1, 50/1-a ve 52’nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
4) 25.11.2011-14.12.2011 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, TCK’nın 62/1, 50/1-a ve 52’nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
5) 16.3.2012-25.3.2012 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCK’nın 66/1-a, 73, TCK’nın 62/1, 50/1-a ve 52’nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına;
Karar verilmiş; bu hükümler, sanık tarafından esasa yönelik, müdafi tarafından esasa ve uygulamaya yönelik sebepler ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
7.8.2011-3.9.2011, 25.11.2011-14.12.2011 ve 16.3.2012-25.3.2012 tarihleri arasında işlendiği kabul edilen firar suçlarına ilişkin yapılan incelemede:
Sanığın, 6.8.2011 tarihinde çarşı izine çıkmayı müteakip birliğine dönmediği ve firar ettiği, 3.9.2011 tarihinde …’ta polis tarafından yakalandığı;
24.11.2011 tarihinde Birliğinden firar ettiği, 15.12.2011 tarihinde …’ta polis tarafından yakalandığı;
14.3.2012 tarihinde …Kolordu Askeri Ceza ve Tutukevi Müdürlüğünden tahliyesini müteakip aynı gün …Askerlik Şubesi Başkanlığınca bir gün yol süresi verilerek 16.3.2012 günü Birliğine katılmak üzere sevk edildiği hâlde Birliğine katılmayarak firar ettiği, 25.3.2012 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı;
Anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; cezai ehliyeti ve askerliğe elverişlilik hâli konusunda ortaya çıkan şüphelerin sağlık kurulu raporu ve ek raporla ortadan kaldırılması sonrası, sanığın, üç ayrı firar suçunu işlediği kabul edilerek, yasal ve inandırıcı gerekçelerle alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri ve eylemine göre kanuni indirim uygulanmak, suç işlemeye meyilli kişilik özellikleri dikkate alınıp yeniden suç işlemeyeceğine kanaat getirilmeyerek sübjektif şartlar oluşmadığından bahisle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin tatbik edilmemesinde, TCK’nın 50’nci maddesi gereğince çevirmeye esas para miktarı, kanunun öngördüğü alt sınırdan takdir edilmek suretiyle hapis cezalarının adli para cezasına dönüştürülerek taksitlendirilmesi suretiyle ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, Askeri Mahkemenin,
7.8.2011-3.9.2011 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin olarak; sanığın, 6.8.2011 tarihinde çıkmış olduğu çarşı izninden aynı gün Birliğine dönmesi gerektiği hâlde dönmediği, bu nedenle suç başlangıç tarihini “6.8.2011” olarak kabul etmesi gerekirken “7.8.2011” olarak kabul etmesi,
25.11.2011-14.12.2011 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin olarak; sanığın, 24.11.2011 tarihinde Birliğinden firar ettiği, 15.12.2011 tarihinde …’ta polis tarafından yakalandığı, bu nedenle suç başlangıç ve bitiş tarihlerini “24.11.2011-15.12.2011” olarak kabul etmesi gerekirken 25.11.2011-14.12.2011 olarak kabul etmesi,
16.3.2012-25.3.2012 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin olarak; sanığın, 14.3.2012 tarihinde …Kolordu Askeri Ceza ve Tutukevi Müdürlüğünden tahliyesini müteakip aynı gün …Askerlik Şubesi Başkanlığınca bir gün yol süresi verilerek sevk edildiği, katılma tarihinin sevk belgesinde 16.3.2012 olarak gösterildiği, sanığın iradesini yanıltacak biçimde ve 16.3.2012 günü bitimine kadar Birliğine katılması gerektiği şeklinde yorum ve değerlendirmeye tabi tutulmasının imkan dahilinde olduğu, sevk belgesinde yazılı tarihi takip eden ilk gün olan 17.3.2012 tarihinin, firar suçunun işlenmeye başlandığı tarih olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle suç başlangıç tarihini 17.3.2012 olarak kabul etmesi gerekirken “16.3.2012” olarak kabul etmesi (Nitekim As.Yrg.Drl.Krl’nun 9.4.2015 tarihli ve 2015/29-45, 4.2.2016 tarihli ve 2016/2-15 sayılı kararları da bu yöndedir.),
Bir hata oluşturuyor ise de; suç tarihlerinin belirlenmesinin ayrı bir araştırma ve takdiri gerektirmemesi nedeniyle, mahkûmiyet hükümlerinin suç tarihinin yanlış belirlenmesi yönünden bozulmasına, ancak, bu bozma nedeninin yeniden yargılamayı gerektirmemesi nedeniyle, 353 sayılı Kanun’un 220/2-F maddesine göre mahkûmiyet hükümlerinin belirtilen kısımlarının düzeltilerek ve diğer kısımlarının ise aynen muhafaza edilerek ayrı ayrı onanmasına karar verilmiştir.
Başkan…ve Üye …, 16.3.2012-25.3.2012 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin olarak, 14.3.2012 tarihinde, bir gün yol süresi verilip yol ve iaşe bedeli ödenmek, 16.3.2012 tarihinde Birliğine katılacağı hususu kendisine yazılı olarak tebliğ edilen sanığın, bu gerekliliğe riayet etmeksizin, firar etmesi şeklinde gelişen olayda, suçun başlangıç tarihinin 16.3.2012 olarak kabul edilmesi gerektiğini, sanığa bu yönde yapılan yazılı tebligatın herhangi bir yanlış anlama ve değerlendirmeye sebebiyet vermeyecek kadar açık, katılması gereken son tarih bildiriminin ise uyarı mahiyetinde olduğunu, hiçbir zaman sanığa fazla yol süresi tanındığı anlamına gelmediğini, verilen yol süresi konusunda sanığı yanıltacak bir nitelik taşımadığını, sanığa sonraki bir tarihte Birliğine katılması için bir hak vermediği ayrışık görüşü ile çoğunluğa bu yönden iştirak etmemişlerdir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 11.1.2001 tarihli, 2001/1-1; 18.1.2001 tarihli, 2001/3-5 ; 17.5.2001 tarihli, 2001/51-51; 1’inci Dairenin 11.2.2015 tarihli, 2015/126-128; 20.1.2010 tarihli, 2010/97-92; 11.3.2009 tarihli, 2009/570-566; 25.1.2006 tarihli, 2006/110-105; 2’nci Dairenin 21.11.2012 tarihli, 2012/1368-1200; 4’üncü Dairenin 13.3.2012 tarihli, 2012/367-348; 21.9.2010 tarihli, 2010/2106-2125 E.K. sayılı kararları bu doğrultudadır).
24.10.2011-2.11.2011 tarihleri arasındaki izin (hava değişimi) tecavüzü suçuna ilişkin yapılan incelemede:
Sanığın, 5.9.2011 tarihinde rahatsızlığı nedeniyle …Eğitim Hastanesi Psikiyatri Polikliniğine sevk edildiği, yatarak tedavisi sonrasında 9.9.2011 tarihinde bir buçuk ay hava değişimi verildiği, hava değişimi süresi sonunda 24.10.2011 tarihinde …Askerlik Şubesi Başkanlığınca bir gün yol süresi verilerek 26.10.2011 tarihinde Birliğine katılmak üzere sevk edildiği hâlde Birliğine katılmadığı, 2.11.2011 tarihinde 11.00’da kendiliğinden gelerek Birliğine katıldığı, böylece izin (hava değişimi) tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 77 ve 78’inci maddeleri ve bu hükümlere dayanılarak yapılan düzenlemeler gereğince, hava değişimine gönderilen erbaş ve erler, hava değişimi süresince izinli kabul edilmekte ve bu sürenin sona ermesinden sonra kıtalarına sevk edilmektedirler.
Askeri Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, hava değişimi süresi sona ermeden kıtasına sevk edilip de katılmayanların eylemlerinin izin (hava değişimi) tecavüzü, hava değişimi süresinin bitiminden sonra sevk edilip katılmayanların eylemlerinin ise firar suçunu oluşturacağı kabul edilmektedir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 3.4.2008 tarihli, 2008/67-62 sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.)
Buna göre; hava değişimi süresi 23.10.2011 tarihinde saat 24.00’de sona eren sanığın, 24.10.2011 tarihinde Askerlik Şubesine müracaat etmesi üzerine aynı gün bir gün yol süresi verilerek Birliğine sevk edildiği, hava değişimi süresi bitiminden sonra sevk edilmesi nedeniyle eyleminin izin (hava değişimi) tecavüzü suçunu değil, firar suçunu oluşturabileceği değerlendirilebilir ise de;
Katılma tarihinin sevk belgesinde 26.10.2011 olarak gösterildiği, sanığın iradesini yanıltacak biçimde ve 26.10.2011 günü bitimine kadar Birliğine katılması gerektiği şeklinde yorum ve değerlendirmeye tabi tutulmasının imkan dahilinde olduğu, sevk belgesinde yazılı tarihi takip eden ilk gün olan 27.10.2011 tarihinin, firar suçunun işlenmeye başlandığı tarih olarak kabul edilmesi, ASCK’nın 66/1-a maddesinde öngörülen firar suçunun oluşumu için ise sanığın izinsiz olarak kıtasından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden altı günden fazla (yedi tam gün) uzaklaşması gerektiği, Birliğine katılması gereken 26.10.2011 tarihi ile kendiliğinden Birliğine katıldığı 2.11.2011 tarihi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın yedinci gün içerisinde Birliğine katılmış olduğu, bu nedenle maddede öngörülen gün unsurunun dava konusu olayda gerçekleşmediği, bu şekilde eyleminin suç tarihleri itibariyle 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanununun 50/1’inci maddesinde düzenlenen, kısa süreli kaçma suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır.
16.2.2013 tarihli ve 28561 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 31.1.2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu’nun 45’inci maddesiyle değişik 477 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde Disiplin Mahkemelerinin sadece savaş zamanında kurulacağı;
6413 sayılı Kanun’un Geçici 1/4’üncü maddesi uyarınca, 477 sayılı Kanun’a göre kurulu bulunan Disiplin Mahkemelerinin, ilgili yönetmelik yayımlanıncaya kadar Disiplin Kurulu olarak 6413 sayılı Kanun hükümlerine göre faaliyetlerine devam edeceği;
Yine aynı Kanun’un “Erbaş ve erler hakkında daha önceden verilmiş cezaların değişmesi, yerine getirilmesi ve yükümlülük süresine etkileri” başlıklı Geçici 4’üncü maddesinde ise, erbaş ve erler hakkında disiplin mahkemeleri tarafından verilen oda hapsi cezalarının hizmetten men cezasına dönüştürüleceği;
Aynı Kanun’un geçiş dönemini düzenleyen Geçici 1’inci maddesine göre, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte yerine getirilmekte olan oda hapsi cezalarının infazına derhal son verileceği, disiplin mahkemelerinde bulunan ve kararı kesinleşmeyen dosyaların otuz gün içinde disiplin amirine iade edileceği, disiplin amirinin 477 sayılı Kanun’un tabi olduğu zamanaşımı süresine bağlı olarak yürürlüğe giren Kanun uyarınca değerlendirme yapacağı;
Düzenlenmiş bulunmaktadır.
6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ile barış zamanına münhasır olmak üzere disiplin cezaları idari yaptırım olarak idari yargılamanın konusu hâline getirilmiş ve “Kıtasından veya görev yerinden yedi günü aşmayacak ve bu süre içinde kendiliğinden gelecek şekilde kaçmak veya mesaiye gitmemek” şeklinde tanımlanan “Kısa süreli kaçmak” eylemleri, bu Kanun’un 19/1-b ve 26’ncı maddelerinde, erbaş ve erler yönünden disiplin kurulları tarafından “Hizmet yerini terk etmeme” cezası verilmesini gerektiren “Disiplinsizlik” hâli olarak yaptırıma bağlandığı da açıktır.
Ancak, 6413 sayılı Kanun hükümleri değerlendirildiğinde, lehe kanun değerlendirmesi kapsamında 477 sayılı Kanun’da disiplin suçunu oluşturan eylemden yargılama yapmaya yetkili Disiplin Mahkemelerinin barış zamanında yargılama yapmasının mümkün olmaması; sanığın, 27.10.2011-2.11.2011 tarihleri arasında kendiliğinden katılmakla son bulan kısa süreli kaçmak eyleminin, 6413 sayılı Kanun ile, askeri ceza yargısına tabi disiplin suçu olmaktan çıkartılmış olması, ceza kanunlarında tanımlanan başka bir suça da vücut vermediği, ilave araştırma ve inceleme yapılmasına gerek olmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında izin (hava değişimi) tecavüzü suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün bozulmasına, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanun’un 220’nci maddesinin ikinci fıkrasının (J) bendi ve CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.
Başkan … ve Üye …yukarıda belirtilen ayrışık görüş kapsamında suçun başlangıç tarihinin 26.10.2011 olarak kabulü ile yedi günlük süre de dolduğundan eylemin firar olarak vasıflandırılması ve mahkûmiyet hükmünün suç vasfı yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle çoğunluğun kararına katılmamışlardır.
4.11.2011-19.11.2011 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin yapılan incelemede:
Sanığın, rahatsızlığı nedeniyle 4.11.2011 günü …Eğitim Hastanesine sevk edildiği, aynı gün muayenesi sonrası servis aracı ile Birliğine dönerken ilaçlarını almak maksadıyla araçtan indiği ve Birliğine dönmeyerek firar ettiği, 19.11.2011 tarihinde Boyabat’ta polis tarafından yakalandığı, bu şekilde 4.11.2011-19.11.2011 tarihleri arasında firar suçunu işlediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece, cezai ehliyeti ve askerliğe elverişlilik hâli adli gözlem altına alınmak suretiyle tespit edildikten sonra, atılı firar suçunu işlediği kabul edilerek, yasal ve inandırıcı gerekçelerle alt sınırdan ceza tayin edilip, takdiri indirim uygulanmak, suç işlemeye meyilli kişilik özellikleri dikkate alınıp yeniden suç işlemeyeceğine kanaat getirilmeyerek sübjektif şartlar oluşmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin tatbik edilmemesinde, hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi suretiyle cezalandırılmasına karar verilmesinde, adli para cezasının taksitlendirilmesinde usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden bir hukuka aykırılık bulunmadığından, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1) Sanığın ve müdafiin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Sanığın ve müdafiin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, suç başlangıç ve bitiş tarihlerinin hatalı tespiti yönünden hukuka aykırı bulunan 7.8.2011-3.9.2011, 25.11.2011-14.12.2011 ve 16.3.2012-25.3.2012 tarihleri arasındaki firar suçlarına yönelik mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı BOZULMASINA;
Ancak, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanun’un 220/2-F maddesi gereğince, hükümlerde hatalı olarak yazılan 7.8.2011-3.9.2011 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin suç başlangıç tarihinin “6.8.2011”, 25.11.2011-14.12.2011 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin suç başlangıç ve bitiş tarihlerinin “24.11.2011-15.12.2011”, 16.3.2012-25.3.2012 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin suç başlangıç tarihinin “17.3.2012” şeklinde değiştirilmek ve diğer kısımları aynen muhafaza edilmek suretiyle, hükümlerin ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
Tebliğnamedeki görüşe uygun olarak, 16.3.2012-25.3.2012 tarihleri arasındaki firar suçuna yönelik olarak Başkan … ve Üye …’ın ayrışık oyu ile ve oy birliğiyle,
2) Kısa süreli kaçma eyleminin suç olmaktan çıkarılmış olması nedeniyle, 24.10.2011-2.11.2011 tarihleri arasındaki izin (hava değişimi) tecavüzü suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün, sanığın ve müdafiin temyizlerine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince BOZULMASINA;
Bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanun’un 220/2-J ve 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddeleri gereğince, sanığın BERAATİNE;
Tebliğnamedeki görüşe aykırı olarak, Başkan …ve Üye …’nin karşı oyu ve oy çokluğuyla,
3) Sanığın ve müdafiin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan 4.11.2011-19.11.2011 tarihleri arasındaki firar suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA;
Tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile,
23.2.2016 tarihinde karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy