(5271 S. K. m. 231) (5237 S. K. m. 58) (1632 S. K. m. 47, Ek m. 8, 10) (647 S. K. m. 4) (353 S. K. m. 220, 221) (ANY. MAH. 05.07.2012 T. 2012/9 E. 2012/103 K.)
Yukarıda anlatılan safahata uygun olarak, Askeri Mahkemece, hükümlü hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararından sonra, deneme süresi içerisinde hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet hükmü tesis edilmesinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, Anayasa Mahkemesi’nce verilen (izin tecavüzü suçu yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi imkânı doğuran) 5.7.2012 tarihli iptal daha önceki bir tarih olan 2008 yılında verilmiş olmasından kaynaklanan yasal imkân çerçevesinde, hürriyeti bağlayıcı cezanın adli para cezasına çevrilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öncelikle, yapılan uyarlama yargılamasının ve verilen bu son hükmün, daha önce onanmak suretiyle kesinleşmiş bulunan mahkûmiyet hükmüne ilişkin olması, uyarlama yargılamasının sadece, sonradan yürürlüğe giren lehe düzenlemelerin hükümlü hakkında tatbiki amacına matuf ve bu amaçla sınırlı olması, kesin hükmün dokunulmazlığı ilkesi çerçevesinde hükme konu maddi vakanın tekrar ele alınmamış olması sebepleriyle, suçun oluşmadığına ilişkin temyiz nedenleri kabul değer bulunmamıştır.
Yine, CMK’nın 231'inci maddesinde veya ilgili diğer yasal mevzuat içerisinde, TCK’da düzenlenen suçlardan verilen mahkûmiyet hükümlerinin, askeri suçlar sebebiyle verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının geçerliliğini etkilemeyeceği yönünde (örneğin TCK’nın 58/4'üncü maddesinde tekerrür hükümlerine ilişkin istisnai düzenlemede olduğu gibi) bir düzenleme yer almadığından, deneme süresi içerisinde TCK’da düzenlenen hakaret ve tehdit suçlarından mahkûmiyet hükümleri verilmesi ve kesinleşmesi sebebiyle, somut olayda hükümlü hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı;
4.1.2003-3.6.2003 tarihleri arasında işlenen suçtan verilen hükmün, 27.3.2007 tarihinde onanmak suretiyle kesinleşmiş olması ve uyarlama yargılamasında dava zamanaşımına ilişkin hükümlerin tatbiki imkânının bulunmaması nedeniyle, dava zamanaşımı süresinin dolmadığı ve düşme koşullarının oluşmadığı;
Nitekim yapılan uyarlama yargılaması sırasında, tüm aramalara rağmen bulunamaması sebebiyle yargılamanın hükümlünün yokluğunda yapılması ve tebligata rağmen duruşmalara gelmeyen ve yazılı bir beyanda da bulunmayan müdafi tarafından lehe hükümler ile ilgili herhangi bir talepte bulunulmamış olması sebebiyle, Askeri Mahkemece, gerekçesi gösterilmek suretiyle, verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın takdiren adli para cezasına çevrilmiş olmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı;
Görülmekle, aksi yöndeki tüm temyiz sebeplerinin reddine karar verilmiştir.
Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin 5.7.2012 tarihli, 2012/9-103 Esas ve Karar sayılı kararıyla; ASCK’nın 47’nci maddesinin birinci fıkrasının, 4551 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi ile değiştirilen (A) bendinin birinci ve ikinci cümlelerinin, 5329 sayılı Kanun’un 1’inci maddesiyle eklenen Ek 8’inci maddesinin ikinci fıkrasının “sırf askeri suçlar ile bu Kanun’un Üçüncü Babının Dördüncü Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile...” bölümünün ve 5739 sayılı Kanun'un 1’inci maddesiyle eklenen Ek 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasının “izin tecavüzü suçu” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, doğal olarak 647 sayılı Kanun’un 1.6.2005 tarihinde yürürlükten kalkması ve hâlen belirtilen engellerin ASCK’nın 47 ve Ek 8’inci maddelerinde yer alması sebebiyle söz konusu hükümleri iptal etmiş olduğu, yürürlükten kalkmış bir yasa hükmünün iptal davasına konu edilmesine ve Anayasa Mahkemesince iptaline hukuken imkân bulunmadığı ortadadır.
Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmediği için, 647 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde cezanın adli para cezasına çevrilemeyeceğini kabul etmemiz hâlinde; 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlarla ilgili olarak, 647 sayılı Kanun’un 4/son maddesindeki engel sebebiyle, hapis cezalarının adli para cezasına çevrilemeyeceğini, bu tarihten sonra işlenen suçlar yönünden ise, bu suçların işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK hükümleri çerçevesinde (ASCK’daki engelleyici hükümlerin iptal edilmiş olduğu da dikkate alınarak) cezaların adli para cezasına çevrilebileceğini kabul etmek gibi bir sonuca varılacak ki, böyle bir görüşü kabule imkân görülmemiştir.
Sonuç olarak, suçun işlendiği tarihte bu suçlar sebebiyle verilen cezaların seçenek yaptırımlara çevrilmesini engelleyen düzenlemeler var iken, sonradan aynı engeli hüküm altına alan ve başka Kanun maddelerinde yer bulan yasal hükümlerin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmeleri sebebiyle, müsnet suçlardan dolayı verilen cezaların seçenek yaptırımlara çevrilmesine hukuken imkân yaratılmıştır. Buna göre, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan yasal hükümlerde belirtilen miktarlar esas alınarak hükümlü hakkındaki hapis cezasının, mülga 647 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesi uyarınca günlüğü 9 TL’den toplam 2.700 TL adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinden, anılan hata sebebiyle mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Müdafiin kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Müdafiin temyize atfen ve resen, uygulama yönünden hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince BOZULMASINA;
Bozma nedeni yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanun’un 220/2’nci maddesi uyarınca, hükmün hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine ilişkin kısmının;
“Mülga 647 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi gereğince hükümlü hakkındaki hapis cezasının, günü 9 TL hesabıyla adli para cezasına çevrilerek 2.700 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Mülga 647 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi gereğince adli para cezasının yirmi eşit aylık taksitler hâlinde hükümlüye ödettirilmesine, taksitlerden birisinin süresinde ödenmemesi hâlinde geri kalan miktarın tamamının tahsiline, ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, mahkûmiyet hükmünün DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
1.3.2016 tarihinde, tebliğnameye sonuçta uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy