(1632 S. K. m. 66) (353 S. K. m. 221) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 57, 58)
Sanığın, …Eğitim Hastanesinin 15.5.2015 tarihli ve … sayılı raporuyla 1 ay hava değişimine gönderildiği, dönüş için bir günlük yol süresi de tanındığında 15.6.2015 günü bitimine kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 22.6.2015 tarihinde saat 09.00’da kendiliğinden Birliğine katıldığı, böylece 16.6.2015-22.6.2015 tarihleri arasında izin (hava değişimi) tecavüzü suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında,
Askeri Mahkemece; sanığın, maddi durumunun iyi olmaması nedeniyle çalışıp otobüs parasını temin ettikten sonra Birliğine katıldığı ve izin aşımında geçirilen sürenin de kısalığı gözetilerek, yasal mazeret içinde olan sanık açısından atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı kabul edilip beraatine karar verilmiş ise de;
İzin tecavüzü suçunun düzenlendiği ASCK’nın 66/1-b maddesinde; “Kıt’asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde ‘özürsüz’ olarak gelmeyenler”in cezalandırılacağı hüküm altına alınmış olup, maddenin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere, kabul edilebilir bir özür nedeniyle Birliğe zamanında katılma olanağının bulunmadığı hâllerde suç işleme kastıyla hareket edildiğinden söz edilemeyecektir.
Ancak, özür kavramı Kanunda tanımlanmamış, Askeri Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, TSK İç Hizmet Yönetmeliği’nin 57 ve 58’inci maddelerinde sayılan ve bunlara benzerlik arz eden durumlar yasal ve geçerli özür olarak kabul edilmiştir.
Bu kapsamda, sanık tarafından özür olarak ileri sürülen hususların, askerlik hizmetine üstün tutulabilir nitelikte bulunup bulunmadığı, beklenen bir durum olup olmadığı, aniden ortaya çıkıp çıkmadığı, sanığın özür nedeniyle ne kadar süreyle Birliğinden ayrı kaldığı, Birliğine katılmakta geciktiği süre içinde özür oluşturan hâli gidermeye ve bir an önce Birliğine katılmaya yönelik olarak ne gibi davranışlar sergilediği dikkate alınarak, her somut olayda sanığın suç işleme kastı ile hareket edip etmediğinin tartışılıp irdelenmesi, yapılacak değerlendirmelerde de “özür” unsurunun, kanun koyucunun amacını aşacak şekilde yorumlanmaması gerekmektedir.
Bu kapsamda, izne giden bir askerin, maddi durumunun iyi olmaması ve Birliğine dönmek için yol parası bulamaması gibi durumlar iznini tecavüz etmesi için geçerli bir mazeret olmayıp, bir an evvel Birliğine katılmak için, bulunduğu yerdeki en yakın askeri kuruma veya askeri birliğe (Askerlik Şubesine, Merkez Komutanlığına veya herhangi bir askeri birliğe) müracaat ederek sevkini sağlatması esastır.
Sanık, anne ve babasının boşandığını, babasının nafakayı ödemediğini, annesinin bir işte çalışmadığını, kız kardeşi ile birlikte yaşadıklarını, Birliğine dönmek için yeterli parayı bulamadığını, günlük işlerde çalıştığını beyan etmekte olup, bu durum bir sıhhi özre ya da beklenmedik bir duruma veya başka türlü davranmasına imkân vermeyecek biçimde iradesini etkileyen harici bir etkene dayanmamaktadır.
Mahallinde yapılan araştırmada; sanığın, annesinin ve babasının boşandığı, her ikisinin de maddi durumlarının iyi olmadığı, babasının hâlen işsiz olduğu, annesinin yanında kız kardeşi ile birlikte gecekonduda yaşadığı, 300 TL aylık kira ve kız kardeşinin eğitim masraflarının olduğu, maddi bir gelirlerinin olmadığı görülmektedir.
Sanığın, hava değişiminde iken 21.5.2015 tarihinde Askerlik Şubesine başvurduğu, hava değişimi sonunda muayenesi ve Birliğine sevki için 7.6.2015 tarihinde Askerlik Şubesine başvurması gerektiğinin tebliğ edildiği hâlde başvuru yapmadığı, toplam altı gün dokuz saat süreyle Birliğinden uzak kalan sanığın, izninin bitiminde bulunduğu yerdeki Askerlik Şubesine, Merkez Komutanlığına veya herhangi bir askeri birliğe müracaat etmesi durumunda Birliğine sevkini sağlatması mümkün olduğu hâlde bu şekilde davranmadığı, mazeretlerinin Birliğine katılmasını imkânsız kılacak veya güçleştirerek ani ve beklenmedik bir hâl olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, askerlik hizmetine üstün tutulabilecek nitelikte bulunmadığı, suç işleme kastıyla hareket ettiği, atılı suçun unsurları itibarıyla oluştuğu sonucuna ulaşılarak, hukuka aykırı olan beraat hükmünün esas yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Esas yönünden hukuka aykırı bulunan beraat hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, Askeri Savcının temyizine atfen ve resen BOZULMASINA;
1.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy