(1632 S. K. m. 121) (353 S. K. m. 217)
Sanığın, 5.3.2013 tarihinde Mutfak Nöbetçi Astsubayı olduğu, bu kapsamda 23.00-01.00 ve 01.00-03.00 saatleri arası devriye görevinin bulunduğu, 23.00-01.00 saatleri arasındaki devriye görevini tamamladıktan sonra nizamiyeye gelerek birlik devriye kontrol formunun 23.00-01.00 ve 01.00-03.00 devriye saatleri bölümünü aynı anda imzaladığı, her iki devriye saatine de aynı anda imza atıldığını gören Nöbetçi Amiri Hv.İsth.Kur.Yzb. N.Y.’nin, sanığın yanına giderek, formların devriye atıldıktan sonra imzalanması gerektiğinden her iki imzayı aynı anda atamayacağını, saat 01.00-03.00 devriyesine ait imzayı ancak devriye attıktan sonra atabileceğini anlattığı, sanığın, herkesin böyle yaptığını, buna bir tek kendisinin takıldığını, bu durumun önemli bir şey olmadığını söylediği, Hv.İsth.Kur.Yzb. N.Y.’nin, yapılanın bir hata olduğunu ve düzeltmesini istemesi üzerine sanığın “Okulda daha büyük meseleler var, bu o kadar önemli bir şey değil, siz bana başka bir şeyden dolayı böyle davranıyorsunuz” dediği, Hv.İsth.Kur.Yzb. N.Y.’nin “Ben sizi tanımıyorum, herhangi bir şahsi problemim yok” diyerek sözlerine dikkat etmesi konusunda sanığı uyardığı, sanığın, ısrarla ve sesini yükselterek duruma itiraz etmesi üzerine, Hv.İsth.Kur.Yzb. N.Y.’nin, Hv.Per.Bçvş. M.Ö.’ye tutanak tutulması emrini verdiği, bu duruma sinirlenen sanığın, N. Yzb’nın elinde bulunan birlik devriye kontrol formunu çekip alarak yırttığı, N.Yzb.’nın sanığı uyararak yırtmış olduğu formu geri aldığı, olay sonrası görevine dönen sanığın, N.Yzb.’nın söylediği şekilde ve usulüne uygun olarak 01.00-03.00 saatleri arasındaki devriye görevini yerine getirdikten sonra yeni hazırlanan devriye formunu imzaladığı, böylece, sanığın birlik devriye kontrol formunu yırtmak suretiyle askerliğe ait evrakı tahrip etmek suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı;
Askeri Mahkemece, müsnet suçun unsurları itibariyle oluşmadığı kabul edilerek beraat kararı verildiği;
Anlaşılmaktadır.
ASCK’nın “Askerliğe ait vesika, evrak, harita ve şekilleri yakanlar” başlığını taşıyan 121’inci maddesi; askerliğe ve hesap işlerine dair olan defterleri ve müsveddeleri, vesikaları, hükümlü evrakı, harita ve şekilleri fena niyetle tahrip eden, yakan, yok eden veya ettirenin hapis cezası ile cezalandırılacağını öngörmüştür.
Metninden de anlaşılacağı üzere, maddede askerliğe ait bir takım belgelerin muhteviyatının taklidinden ziyade, belgelerin genel bütünlüğünü bozmaya yönelik ihlallerin önüne geçilmesi, sıhhatinin korunması hedeflenmiştir.
Suçun konusunu, askerliğe ve hesap işlerine ait defterler, müsveddeler, vesikalar, hükümlü evrakı, harita ve şekiller oluşturmaktadır.
Suçun maddi unsuru ise; tahrip etmek, yakmak, yok etmek veya ettirmektir. Sayılan seçimlik hareketlerden birinin yapılması ile maddi unsur oluşacaktır.
Suçun manevi unsurunu oluşturan fena niyet ise; kastı tanımlamaktadır.
Askerliğe ait bir belgenin yakılması ya da yok edilmesi dışında, fena niyetle tahrip edilmesi de atılı suçun oluşması için yeterli görülmektedir.
“Tahrip” Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğünde “Yıkma, kırıp dökme, harap etme, bozma” olarak tanımlanmaktadır.
Birlik devriye kontrol formu, devriyeye çıkan nöbetçi subay/astsubayın devriye faaliyetini yerine getirdiğini gösteren bir formdur. Birlik nizamiyesinde bulundurulan bu formu, nöbetçi subay/astsubayı devriye faaliyeti sonrasında imzalamakta, böylece nöbetçi subay/astsubayının devriye hizmetini yerine getirdiği tespit edilmektedir. Bu nedenle, anılan formun tamamen askerliğin iç düzeni ile ilgili olduğu açıktır.
Sanığın, Nöbetçi Amiri olan Hv.İsth.Kur.Yzb. N.Y.’nin yeniden form düzenlenmesi gerektiğini söylemesi üzerine, usulüne uygun olarak yenisinin düzenlenecek olması nedeniyle fiilini gerçekleştirdiği, yırttığı formu da imha etmeyerek Nöbetçi Amirine geri verdiği, onay bölümünün Nöbetçi Amiri tarafından imzalanmadığı için geçerli bir belge olarak da kabul edilemeyeceği, yırtılmış formu geri vermesi gözetildiğinde birlik devriye kontrol formunu yırtmasında fena niyetle hareket ettiğinin de söylenemeyeceği, bu itibarla atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı sonucuna ulaşılarak, verilen beraat kararında bir hukuka aykırılık olmadığından, aksi yöndeki temyiz sebeplerinin reddi ile beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Komutanın kabule değer görülmeyen temyiz nedenlerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan beraat hükmünün ONANMASINA;
1.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy