(1632 S. K. m. 82, 91, 117) (5237 S. K. m. 50, 62, 106, 125) (353 S. K. m. 217, 221) (AYDK 27.09.2007 T. 2007/96 E. 2007/101 K.)
Sanık J.Yzb. M.Ö.’nün, …Okullar Komutanlığı … Bölük Komutanı, sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nin ise …Komutanlığında kursiyer olarak görevli oldukları, J.Yzb. M.Ö.’nün, 10.4.2013 günü sabah yoklaması alınması sırasında içtima alanında cep telefonu ile görüştüğünü gören J.Asb.Çvş. E.S.’nin, “Arkadaşlar bakın cep telefonu ile konuşuyor, şahitsiniz” şeklinde sözler söylediğinin …Bölük Komutanı J.Ütğm. E.Y. tarafından J.Yzb. M.Ö.’ye iletilmesi üzerine, J.Yzb. M.Ö.’nün, 1’inci …Bl.K.V. J.Ütğm. O.Ç.’a “O., konuşman bittikten sonra E.S.’yı da alarak yanıma gel” dediği, yoklama sonrasında J.Ütğm. O.Ç.’nin J.Asb.Çvş. E.S.’yi alarak J.Yzb. M.Ö.’nün yanına gittikleri, sanık Yzb.’nın J.Asb.Çvş. E.S.’nin “Benim telefonla konuştuğumu arkadaşlarına söylüyormuşsun, doğru mu?” diye sorduğu, sanık Astsb.’ın, “Evet, doğrudur, söyledim” şeklinde cevap vermesi üzerine J.Yzb. M.Ö.’nün, sanık E.’ye “Sen kimsin lan?” dediği, sanık E.’nin “Ben lan değilim, ben E.S.’yim M.Yüzbaşım” şeklinde cevap verdiği, benzer sözleri esas duruşta birkaç kez yüksek sesle tekrar ettiği, sanık E.’nin askeri terbiyeyi zorlar tavrı üzerine J.Yzb. M.Ö.’nün “Sen bu cesareti kimden alıyorsun, artist misin, sen kimsin?” şeklinde sorması üzerine, sanık E.’nin yine yüksek sesle, “Ben Astsubay Çavuş E.S.’yim.” şeklinde kendini takdim ettiği, J.Yzb. M.Ö.’nün J.Asb.Çvş. E.S.’ye olay yerini terk ederek gitmesini söylemesine rağmen, E.Astsb.’ın gitmeyerek kendisini takdime devam ettiği, Sözleşmeli Bayan Astsubay Bölük Komutan Vekili J.Ütğm. S.M.’nin, sanık Astsb.’a sesini yükseltmemesi ve oradan uzaklaşması gerektiğini söylemesi üzerine J.Asb.Çvş. E.S.’nin, “Bana dokunmayın, benden uzak durun” şeklinde bağırdığı, akabinde de Tabur Komutanı ile görüşmek istediğini belirttiği, J.Yzb. M.Ö.’nün “Git buradan uzaklaş, kime şikayet edersen et” demesi üzerine, J.Asb.Çvş. E.S.’nin Tabur Karargâh binasına doğru giderken geriye dönüp sağ eli işaret parmağını J.Yzb. M.Ö.’yü gösterecek şekilde sallayarak “Yüzbaşı’m, seninle görüşeceğiz.” dediği, sigara içme alanı civarında bulunan J.Asb.Çvş. A.B.’ye “Burada sigara içenlerin hepsinin ismini yaz, bunların hepsi şahittir” diyerek tabur binasına doğru gittiği, J.Ütğm. S.M.’nin de arkasından gittiği, binaya doğru yürürlerken J.Asb.Çvş. E.S.’ye cevap vermemesi gerektiğini, bu tür davranışlara gerek olmadığını, yine Tabur Karargâh binasında da ilk önce Bölük Komutanı ile görüşmesi gerektiğini söylediği, sanık Astsb.’ın “Bölük Komutanım orada” diyerek içtima alanını gösterdiği, J.Yzb. M.Ö.’nün Tabur Karargâh binasına girmek için çift kanatlı giriş kapısını ittirdiği, bu sırada J.Asb.Çvş. E.S.’nin de kapıdan dışarı çıkmak istediği ve kapının bir kanadını ittirdiği, kapı kanadı J.Yzb. M.Ö.’ye çarpmamakla birlikte J.Asb.Çvş. E.S.’nin yol vermeksizin ve Yzb.M.’ye de sürtünerek kapının karşı tarafına geçmeye çalıştığı, J.Yzb. M.Ö.’nün, neden yol vermediğini sorduğunda sanık Astsb.’ın, J.Ütğm. S.M.’nin kendisini arkadan ittiğini belirttiği, olaydan sonra …Devlet Hastanesinde sanık J.Asb.Çvş. E.S. hakkında aynı gün saat 15.34’de tanzim edilen Genel Adli Muayene Raporunda; sanığın, sol kol üst kısım posterior bölgede birbirine paralel dört adet yaklaşık 10 cm uzunlukta etrafı eritemli ve ödemli erozyon olduğu yönünde rapor tanzim edildiği;
Böylece J.Yzb. M.Ö.’nün, sağ eliyle astı durumunda bulunan J.Asb.Çvş. E.S.’nin sol üst kısmından sıkı bir şekilde tutmak ve bir süre bu şekilde beklemek eylemi ile “Asta müessir fiil” suçunu, “Sen kimsin lan” demek suretiyle de “Hakaret” suçunu işlediği;
J.Asb.Çvş. E.S.’nın ise J.Yzb. M.Ö.’ye hitaben “Yüzbaşı’m, seninle görüşeceğiz” demek suretiyle “Üstü tehdit” suçunu, Tabur Karargâh binasından çıkacağı sırada kapının sağ kanadından içeri girmekte olan J.Yzb. M.Ö.’ye doğru sertçe ittirmek suretiyle “Üste fiilen taarruza teşebbüs” suçunu işlediği;
İddiasıyla açılan kamu davalarında; yapılan yargılama sonucunda, her iki sanık hakkında Askeri Mahkemece yukarıda belirtilen mahkûmiyet ve beraat kararlarının verildiği anlaşılmaktadır.
1) Sanık J.Yzb. M.Ö.’nün;
a) Asta müessir fiil suçuna ilişkin yapılan incelemede:
Sanığın, sağ eliyle astı durumunda bulunan J.Asb.Çvş. E.S.’nin sol kolunun üst kısmından sıkı bir şekilde tutmak ve bir süre bu şekilde beklemek eylemi ile asta müessir fiil suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında;
Askeri Mahkemece; sanık J.Yzb. M.Ö.’nün, diğer sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nin kolunu …Devlet Hastanesinin Genel Adli Muayene Raporunda belirtildiği şekilde iz bırakacak şiddette sıkması durumunda, J.Asb.Çvş. E.S.’nın “Bana dokunmayın” demekten ziyade daha sert bir tepki vereceği, kolunu kurtarmak isteyeceği ve aralarında küçük çapta da olsa itiş kakış yaşanması gerektiği, sanık J.Yzb. M.Ö.’nün diğer sanığa temas ettiği kabul edilmemekle birlikte, böyle bir temas olsa bile ikaz amacıyla eylemini gerçekleştirdiği, olayın şiddetli olmayacak şekilde zarar vermek maksadı dışında meydana geldiği, olayın meydana gelmesi akabinde okulun revirinden ya da olay yerine çok yakın olan Beytepe Asker Hastanesi’nden rapor alınmak yerine olaydan yaklaşık yedi saat sonra başka bir hastaneden rapor alınmış olması, olay sırasında en yakında bulunan tanıklar J.Ütğm. O.Ç., J.Ütğm. İ.Y., J.Ütğm. E.Y., J.Ütğm. S.M., J.Asb.Çvş. N.Ö. ve J.Asb.Çvş. K.M.’nin, sanık J.Yzb. M.Ö.’nün diğer sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nin kolunu tuttuğu ya da sıktığını görmediklerini ifade etmelerine karşılık, olay yerine daha uzak mesafede bulunan ve sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nın yakın arkadaşları olan J.Asb.Çvş. A.B. ve J.Asb.Çvş. U.E.’nin, J.Asb.Çvş. E.S.’nin kolunun sıkıldığını, tanıklar J.Asb.Çvş. O.Ç., J.Asb.Çvş. Y.A., J.Asb.Çvş. M.K., J.Asb.Çvş. C.H.S. ve J.Asb.Çvş. F.D.’nin, sanık J.Yzb. M.Ö.’nün, diğer sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nın kolunu tuttuğunu ifade ettikleri, bu durumda atılı suçun sübutunun şüpheli kaldığı kabul edilerek, beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece gerekçeli kararda açıkça belirtildiği şekilde, olayın en yakınında bulunan tanıklar ile daha uzak mesafede bulunan tanıkların beyanlarının çelişki oluşturduğu, sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nın olaydan yaklaşık yedi saat sonra …Devlet Hastanesinden aldığı raporda belirtilen yaralanmanın, sanık J.Yzb. M.Ö.’nün, J.Asb.Çvş. E.S.’ye bir teması olsa bile bu temas neticesinde oluşmayacağının açık olduğu, bu itibarla, sanığın, suça konu fiili gerçekleştirdiği hususunun hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde açık ve kesin olarak ispatlanamaması sebebiyle, maddi ceza hukukunun sübut konusundaki temel ilkelerinden olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince sanık hakkında beraat hükmü verilmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılarak, hükmün onanmasına karar verilmiştir.
b) Hakaret suçuna ilişkin yapılan incelemede:
Askeri Mahkemece; sanık J.Yzb. M.Ö.’in, diğer sanık J.Asb.Çvş. E.S.’ye hitaben “Sen kimsin lan?” demek suretiyle hakaret suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verilmiş ise de;
Olay sırasında en yakında bulunan tanıklar J.Ütğm. O.Ç., J.Ütğm. İ.Y., J.Ütğm. E.Y., J.Ütğm. S.M. ve J.Asb.Çvş. N.Ö., sanık Yzb.’nın diğer sanık J.Asb.Çvş. E.S.’ye hitaben “Sen kimsin lan?” demediğini ifade ederlerken, olay yerine daha uzak mesafede bulunan J.Asb.Çvş. A.B., J.Asb.Çvş. U.E., J.Asb.Çvş. İ.K., J.Asb.Çvş. C.H.S., J.Asb.Çvş. Y.A., J.Asb.Çvş. M.K., J.Asb.Çvş. Y.V. ve J.Asb.Çvş. F.D. “Sen kimsin lan?” dediğini duyduklarını ifade etmişler, tanıklar J.Asb.Çvş. K.A., J.Asb.Çvş. K.M., J.Asb.Çvş. H.P. ve J.Asb.Çvş. A.B. “Sen kimsin lan?” dediğini duymadıklarını ifade etmişler, olayın devamına ilişkin olarak tanıklar J.Ütğm. S.M., J.Ütğm. E.Y., J.Asb.Çvş. N.Ö., J.Asb.Çvş. A.B., J.Asb.Çvş. O.Ç., J.Asb.Çvş. A.B., J.Asb.Çvş. K.A. ve J.Asb.Çvş. O.Y. sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nin “Bana lan diyemezsiniz.” dediğini, tanıklar J.Ütğm. S.M., J.Ütğm. E.Y., J.Asb.Çvş. N.Ö., J.Asb.Çvş. O.Ç., J.Asb.Çvş. A.B., J.Asb.Çvş. K.A. ve J.Asb.Çvş. O.Y., sanık J.Yzb. M.Ö.’in “Ben sana lan demedim” dediğini ifade etmişlerdir.
Sanık J.Yzb. M.Ö.’in, diğer sanık J.Asb.Çvş. E.S.’ye hitaben“Sen kimsin lan?” demediğini ifade eden tanıklardan daha uzak mesafede olmalarına karşılık, bu ifadeyi duyduklarını ifade eden tanıklar J.Asb.Çvş. A.B., J.Asb.Çvş. U.E., J.Asb.Çvş. İ.K., J.Asb.Çvş. C.H.S., J.Asb.Çvş. Y.A., J.Asb.Çvş. M.K., J.Asb.Çvş. Y.V. ve J.Asb.Çvş. F.D.’nin tartışmanın devam ettiği, seslerin yükseldiği ve dikkatlerin daha da olaya odaklandığı bir ortamda sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nin diğer sanık J.Yzb. M.Ö.’ye hitaben “Yüzbaşım, seninle görüşeceğiz” şeklindeki sözlerini duymadıklarını beyan etmeleri çelişki oluşturmakta olup, inandırıcılıktan uzaktır.
Bu itibarla; şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği, hakaret suçunu işlediğinin tereddüte mahal bırakmayacak bir şekilde ortaya konulamadığı, sanığın, atılı suçu işlemediği yönünde istikrarlı savunmalarının aksinin, mahkûmiyetine yetecek, kesin ve her türlü şüpheden arınmış delillerle ortaya konamayacağı ve atılı suçun sübutu konusunda ciddi bir şüphenin varlığını korumaya devam edeceği açık olduğundan, giderilemeyen şüphenin sanık lehine yorumlanmak suretiyle atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı sonucuna varılarak, mahkûmiyet hükmünün esas yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sebebi karşısında, kısa kararda hakaret suçu nedeniyle TCK’nın 125/1’inci maddesi gereğince hüküm kurulması gerekirken, hatalı olarak ASCK’nın 125/1’inci maddesi gereğince hüküm kurulduğuna da işaret edilmiştir.
2) Sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nin;
a) Üstü tehdit suçuna ilişkin yapılan incelemede:
Sanık hakkında, J.Yzb. M.Ö.’ye hitaben “Yüzbaşım, seninle görüşeceğiz.” demek suretiyle “Üstü tehdit” suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında;
Askeri Mahkemece; tanıklar J.Ütğm. O.Ç., J.Ütğm. İ.Y., J.Ütğm. E.Y., J.Ütğm. S.M., J.Asb.Çvş. K.A., J.Asb.Çvş. O.Ç., J.Asb.Çvş. K.M., J.Asb.Çvş. N.Ö. ve J.Asb.Çvş. H.P.’nin ifadeleri doğrultusunda, sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nin J.Yzb. M.Ö.’ye kendisini şikâyet edeceğini söylediği, J.Yzb. M.Ö.’nün kime isterse şikâyet edebileceğini söylemesi üzerine sağ elini havaya kaldırarak “Yüzbaşım, seninle görüşeceğiz.” dediği, bu sözlerden J.Asb.Çvş. E.S.’nın J.Yzb. M.Ö.’ye bir kötülük yapacağı sonucunun çıkartılamayacağı, objektif olarak korku yaratmaya elverişli olmaktan uzak olduğu, Tabur Komutanının yanına giderek hakkını arayacağının askeri saygı sınırlarının aşılması suretiyle ifade edilmesi niteliğinde olduğu belirtilerek, unsurları itibarıyla oluşmayan müsnet suçtan beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
ASCK’nın 82/2’nci maddesinin 1’inci cümlesinde “Amir veya üstünü herhangi bir suretle tehdit edenlere ... cezası verilir.” düzenlemesi yer almakta olup “Üstü ve amiri tehdit” suçunun kanuni ve maddi unsurlarını, TCK’nın “Tehdit” suçunu yaptırıma bağlayan 106’ncı maddesinde aramak gerekmektedir.
Madde gerekçesinde, tehdidin koruduğu değerin kişilerin huzur ve sükûnu olduğu, kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesinin engellenmesinin amaçlandığı, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetinin korunduğu, suçun oluşması bakımından tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesinin bir öneminin bulunmadığı, failin söz ve davranışlarının muhatabı üzerinde ciddi şekilde korku ve endişe yaratacak uygunluk ve yeterlilik içerip içermediğinin her somut olayda araştırılması gerektiği ifade edilmiştir.
İster sözel, ister herhangi bir eylemsel davranışla gerçekleşsin; önemli olan husus, olayın gerçekleştiği andaki özel koşullara göre eylemin tehdit olarak algılanabilir nitelikte olup olmadığıdır.
Tehdide araç kılınan saldırı ve zarar tehlikesi haksız olmalı ve hukuken korunan bir değere yönelik bulunmalıdır. Bir kötülük olarak kabul edilebilecek olmak ve tedirginlik yaratmaya elverişli bulunmakla birlikte, doğması muhtemel zarar ya da kötülük tehlikesi haklı ve meşru bir sebebe dayandığı takdirde, yani kişi kendisine ait bir hak ya da yetkiyi kullanacağını bildirdiği hâllerde bu durum muhatabı tarafından haksızlık ya da kötülük olarak algılanabilecek ise de, bir haksızlık oluşturması mümkün değildir.
Nitekim; Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun, 27.9.2007 tarihli ve 2007/96-101 sayılı kararında, “seninle dışarıda görüşeceğim, sana soracağım, senin için iyi olmayacak” ve 3.4.2008 tarihli ve 2008/62-61 sayılı kararında, “Eğer Şirinyer’e düşersem seninle görüşeceğiz.”
Askeri Yargıtay 2’nci Dairesinin, 22.10.2008 tarihli ve 2008/2335-2336 sayılı kararında, “sen kimsin, sen benim muhatabım değilsin, siz görürsünüz.”
Dairemizin, 11.11.2008 tarihli ve 2008/2645-2636 sayılı kararında, “Rütbene mi güveniyorsun, dışarıya çıkalım, dışarıda görüşelim” şeklindeki sözlerin üstü/amiri tehdit suçunu oluşturmadığı kabul edilmiştir.
Bu kapsamda, sanığın, olay esnasında, açık bir şekilde üstünün hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından söz etmemesi; bilakis öncesinde şikâyet edeceğini belirtmesi, olay esnasında söylediği “Yüzbaşım, seninle görüşeceğiz.” şeklindeki sözlerin, açık veya örtülü de olsa, hangi şekilde zarar verileceği hususunda bir açıklık içermemesi ve soyut nitelikte olması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın söylediği sözlerin mağdur/sanık üzerinde ciddi bir korku yaratabilme açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olmadığı ve dolayısıyla, sanığın fiilinin üstü tehdit suçunu oluşturmadığı, Askeri Mahkemece atılı suçun unsurlarının oluşmadığı kabul edilerek sanık hakkında beraat kararı verilmiş olmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılarak, aksi yöndeki temyiz sebeplerinin reddi ile beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
b) Üste fiilen taarruza teşebbüs suçuna ilişkin yapılan incelemede:
Sanık hakkında, tabur karargâh binasından çıkacağı sırada içeri girmekte olan J.Yzb. M.Ö.’nün kapıyı açmak için ittirdiğinde kapının sağ kanadını J.Yzb. M.Ö.’ye doğru sertçe ittirmek suretiyle “Üste fiilen taarruza teşebbüs” suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında;
Askeri Mahkemece; Bölük Komutanı ile görüştükten sonra Tabur Komutanına çıkması yönünde ikna edilen sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nin, üstüne zarar verme kastı olmaksızın, diğer sanık J.Yzb. M.Ö.’nün karşıdan geldiğini gördüğü hâlde geçişini beklemeden, içtima alanındaki saygısız tutumunu devam ettirerek, aynı anda kapıdan geçmeye çalıştığı, kanatlı kapının J.Yzb. M.Ö.’ye doğru ittirilmesinin zarar verecek etki ve şiddette olmadığı, üste fiilen taarruz maksadı taşımadığı, bu itibarla unsurları itibarıyla oluşmayan müsnet suçtan beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Tanıklardan J.Ütğm. S.M., sanık J.Asb.Çvş. E.S.’nın birlikte dışarı çıkarken kapıyı diğer sanık J.Yzb. M.Ö.’e doğru ittirdiğini, kapının J.Yzb. M.Ö.’e çarptığını beyan etmesine karşılık, diğer tanık J.Asb.Çvş. Y.V. ise J.Yzb. M.Ö.’nün önüne bakmadan kapıyı açtığını beyan etmiştir.
Sanığın fiilen taarruza yönelik bir eylemde bulunmadığını belirtmesi, bunu doğrulayan tanık ifadesi de dikkate alındığında, Askeri Mahkemenin de kabulünde belirtildiği üzere, sanığın üste fiilen taarruz kastıyla hareket etmediği, eyleminin, üstünün geçişini beklemeden saygısız tutumunu devam ettirerek aynı anda kapıdan geçmek istemesi nedeniyle gerçekleştiği, en azından eylemin suç kastıyla gerçekleştirildiği hususunun şüpheli kaldığı anlaşıldığından, müsnet suçtan verilen beraat kararında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılarak, mağdur/sanık J.Yzb. M.Ö.’nün aksi yöndeki temyiz sebeplerinin reddi ile beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1) Askeri Savcının kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Sanık J.Yzb. M.Ö. hakkında asta müessir fiil suçundan hukuka uygun olarak verilen beraat hükmünün ONANMASINA;
2) Sanık J.Yzb. M.Ö. hakkında hakaret suçundan kurulan ve esas yönünden hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi uyarınca, sanık J.Yzb. M.Ö.’in temyiz nedenlerine atfen ve resen BOZULMASINA;
3) Sanık J.Yzb. M.Ö.’nün ve Askeri Savcının kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Sanık J.Asb.Çvş. E.S. hakkında üstü tehdit suçundan hukuka uygun olarak verilen beraat hükmünün ONANMASINA;
4) Sanık J.Yzb. M.Ö.’nün kabule değer görülmeyen temyiz sebeplerinin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Sanık J.Asb.Çvş. E.S. hakkında üste fiilen taarruza teşebbüs suçundan hukuka uygun olarak verilen beraat hükmünün ONANMASINA;
1.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy