(5271 S. K. m. 74, 174) (353 S. K. m. 221)
Sanığın, 17.10.2006 tarihinde cezaevinden tahliye edilerek birliğine sevk edildiği, 18.10.2006 günü sonuna kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı ve 7.8.2007 tarihinde yakalandığı, böylece 19.10.2006-7.8.2007 tarihleri arasında firar suçunu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine dair hüküm kurulmuş ise de;
Soruşturma aşamasında, sanığın cezai ehliyeti ve askerliğe elverişliliğinin tespiti ile adli gözlem altına alınmasını gerektirir bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığı hususunda psikiyatrik yönden uzman bilirkişi ön incelemesine tabi tutulmasına karar veren Askeri Savcılığın, sanığı psikiyatri uzmanı bilirkişiye muayene ettirmeksizin, bilirkişiden dava dosyası üzerinden görüş bildirmesini istediği ve bilirkişinin dosya üzerinden, sanıkta nevrotik kişilik özellikleri bulunduğu, askerliğe elverişliğinin tespiti için adli gözlem altına alınmasına gerek olmadığı ve cezai ehliyetinin tam olduğuna dair mütalaa düzenlediği, kovuşturma aşamasında ise bilirkişi dinlenmediği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “Gözlem altına alınma” başlıklı 74'üncü maddesi; “Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmi bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir.” düzenlemesini içermekte olup, söz konusu düzenleme, psikiyatri uzmanı bilirkişinin sanığı ruhsal yönden muayene etmesi ve gerek görmesi hâlinde, adli gözlem altına alınmasını teklif etmesini öngörmektedir.
Somut olayda, kovuşturma aşamasında psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalaasına başvurulmaksızın, soruşturma evresinde Askeri Savcı tarafından dinlenen psikiyatri uzmanının, sanığı muayene etmeksizin dava dosyasında yer alan bilgiler ışığında tanzim ettiği bilirkişi mütalaasına itibar edilerek hüküm kurulmasının, CMK’nın 174’üncü maddesine aykırı olması yanında noksan soruşturma teşkil ettiği sonucuna varıldığından mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir (Dairemizin, 17.3.2015 tarihli ve 2015/163-168 sayılı kararı da aynı yöndedir).
Ayrıca, suç temadisinin başlangıcının 20.10.2006 olarak belirlenmesi gerekirken, Askeri Mahkemece 19.6.2006 şeklinde tespit edilmiş olmasına ilişkin hataya da işaret edilmiştir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun, 9.4.2015 tarihli ve 2015/29-45 sayılı kararı).
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Noksan soruşturma nedeniyle hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince, sanığın temyizine atfen ve resen BOZULMASINA;
8.3.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy