(1632 S. K. m. 14) (353 S. K. m. 221) (5271 S. K. m. 221)
Sanığın, …İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı …Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde görevli olduğu, 12.1.2012 tarihinde şehir merkezinden gelen erzakları ve hastaneden dönen erbaş ve erleri teslim almak amacıyla Karakol Komutanı J.Ütğm. G.E. ile birlikte …Geçidine gittikleri, burada sivil araçtaki erzakın askeri araca yüklendiği, erzakın yüklenmesi nedeniyle askeri araçta boş yer kalmaması nedeniyle, J.Ütğm. G.E.’nin, erzak aracına erbaş ve erlerin binmesini personel güvenliği açısından tehlikeli gördüğü, sanıktan orada bulunan erbaş ve erler ile birlikte yükleme yerinin yakınındaki eski karakol binasında beklemelerini yükleme yerine 3 km mesafedeki …Jandarma Karakol Komutanlığına erzakın boşaltılmasından sonra geri dönecek araca binip karakola gelmelerini istediği, sanığın, ilk önce erzak aracına askerlerin ve kendisinin binmesinde bir tehlike olmadığı yönünde beyanlarda bulunduğu, Karakol Komutanı’nın bunu kabul etmemesi ve emrini tekrarlaması üzerine, hasta olduğunu ve üşüdüğünü yerine başka birisinin görevlendirilmesini söylediği, erzak aracına binip karakola gitmek istediği, Karakol Komutanı’nın “Gö…n yiyorsa git bin” demesi üzerine, İlçe Jandarma Komutanına şikâyette bulunmak amacıyla yoldan geçen sivil bir araca binerek … İlçe Merkezine gittiği, böylece sanığın hizmete müteallik olan emir hilafına hareket ederek, atılı suçu işlediği kabul olunmuş ise de;
Dosya içeriği itibariyle olay yerinde olduğu anlaşılan Uzm.J.Çvş. D.T. ile soruşturma ve hazırlık aşamalarında ifadesi tespit edilen ve olayın doğrudan görgü tanığı olduğu anlaşılan Tnk.Uzm.Çvş. F.G.’nin tanık olarak dinlenilmeleri hususunda sanık tarafından 19.9.2013 tarihli duruşmada talepte bulunulmasına rağmen, Askeri Mahkemece bu konuda herhangi bir karar verilmediği ve söz konusu personelin tanık sıfatıyla ifadeleri tespit edilmeden mahkûmiyet hükmü tesis edildiği görülmektedir.
Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından, kendisine ulaşılabilen tanıkların bizzat dinlenilmeleri zorunlu olup, somut olayda sanık tarafından talep edildiği de gözetildiğinde, adı geçen tanıkların savunma hakkı kapsamında kovuşturma evresi dinlenilmemiş olmaları noksanlık teşkil etmektedir.
Bunun yanında, “Toplu asker karşısı” ASCK’nın 14’üncü maddesinde, “Bir fiil toplu asker karşısında yapılmış sayılarak kanunun bu kayıt ile takyit ettiği hükümlerin tatbiki için amir veya üst ile failden veya şeriklerden başka askeri hizmet maksadıyla toplanmış en az yedi askeri şahsın bulunması şarttır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, sanık veya şerikler ile üst veya amir dışında askeri hizmet amacıyla toplanmış en az yedi asker kişinin bulunması, toplu asker karşısında olmanın ön koşuludur. Askeri Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında da belirtildiği üzere, bu koşulun yanında, askeri hizmet amacıyla yapılan toplanmanın başlamış olması, askeri hizmet amacına yönelik, ciddi ve disiplinli olması, bir amir veya üstün emir ve komutasında olması ve ayrıca, askeri hizmet amacıyla toplanmış olan personelin işlenen suçu görebilecek, duyabilecek veya hissedebilecek konumda bulunması gerekmektedir.
Buna göre, olay yerinde yediden fazla asker olduğu yönünde tanık beyanları bulunmakta ise de, bazı tanıkların olay yerine çok yakın olmadığı, konuşmaları duyamadığı yönündeki beyanlar karşısında, olay yerinde tam olarak kaç asker olduğu, bu askerlerin hizmet amacıyla mı toplandığı, yoksa çarşı izninden veya revirden dönen askerler mi olduğu, keza, bu askerlerin atılı suça konu eylemi görebilecek, duyabilecek veya hissedebilecek bir yerde ve durumda olup olmadıkları tespit edilmediğinden, hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Tebliğnamede; gerekçeli hükme beyanları esas alınan tanıklar M.G. ile H.D.’nin soruşturma ve kovuşturma aşamalarında tespit olunan ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmemesinin 5271 sayılı CMK’nın 212/2’nci maddesine aykırılık teşkil ettiği belirtilerek, kararın usul yönünden de bozulması gerektiği şeklinde görüş bildirilmiş ise de;
Tanık H.D.’nin;
Soruşturma evresi ifadesindeki (Dz.83), “…J.Ütğm.G.E. erzak taşıma işi bittikten sonra Uzm.Çvş. Z.H.’ye askerlerin başında beklemesini söylediğinde Z... Uzman 'Ben hastayım, üşüyorum, beklemek istemiyorum’ diyerek karşı çıktı. G... Üsteğmen ‘Bugün ilçeye giderken hasta değildin, şimdi mi hastasın, hasta olduğunu söyleseydin seni zaten buraya getirmezdim. Bu araca binmeyi düşünme, ancak yürüyerek gelirsin.’ dedi. Bunun üzerine Z... Uzman ‘Ben o zaman sizi şikâyet edeceğim’. dedi., G… Üsteğmen ‘Si…r git’ dedi. Bunun üzerine Z. Uzman yoldan geçen sivil bir araca bindi ve oradan ayrıldı.”,
Kovuşturma evresi ifadesindeki (Dz.210); ‘…Rütbelilerden sadece Z.H. resmi elbiseliydi. Gittiğimiz araca erzakları yükledik. Ancak araçta yer kalmadı. Bunun üzerine Üsteğmen G.E., Uzm.Çvş. Z.H.’ye ‘Senin üzerinde soğuk iklim elbisesi var, biz erzakları götürelim, askerlerin başında sen bekle, araç boşaldıktan sonra gelir, sizi alır.’ dedi. Z.H.’de, ‘Ben üşüyorum, bekleyemem, başkası beklesin' dedi. Üsteğmen emri tekrarladı. Bunun üzerine Z.H. kendisini dinlemedi ve gidecek olan araca binmek istedi. Üsteğmen ‘araca binemezsin.’ deyince, Z.H. yoldan geçen bir sivil aracı durdurdu ve İlçe merkezine gitti.” yönündeki ,
Tanık M.G.’nin;
Soruşturma evresi ifadesindeki (Dz.86), “J.Üsteğmen G.E. erzak taşıma işi bittikten sonra Uzman Çavuş Z.H.’ye askerlerin başında beklemesini söylediğinde Z... Uzman ‘Ben hastayım, üşüyorum, beklemek istemiyorum.’ diyerek karşı çıktı. G…. Üsteğmen ‘Bugün İlçeye giderken hasta değildin, şimdi mi hastasın, hasta olduğunu söyleseydin seni zaten buraya getirmezdim.' dedi. Bunun üzerine Z... Uzman yoldan geçen bir sivil aracı durdurarak gitmek istedi. G… Üsteğmen araçtan inmesini söyledi. Araçtan inen Z... Uzman 'Ben üşüyorum, rahatsızım, gideceğim.' dedi. Bunun üzerine G… Üsteğmen 'Si…r git!' dedi. Bunun üzerine Z... Uzman araca bindi ve oradan ayrıldı.”,
Kovuşturma evresi ifadesindeki (Dz.153); “…Üsteğmen G… tehlikeli olduğu için bizim araç ile gitmemize izin vermedi. Bunun üzerine Uzm.Çvş.Z... herhangi bir tehlike olmadığını, bu şekilde görevi yerine getirebileceğini söyleyerek, hasta olduğunu ve üşüdüğünü belirterek, sivil bir araca binerek aramızdan ayrıldı. Üsteğmen G..., yanımızda kalmasını birkaç defa söylemesine rağmen bu şekilde davranmadı. Fakat Uzman Çavuş Z...’nin Üsteğmen G.’ye yönelik küfür edip etmediğini ya da doğrudan verilen emri yapmayacağını beyan ettiğini ben hatırlamıyorum.” yönündeki beyanları dikkate alındığında;
Esasen tanıkların gerek soruşturma ve kovuşturma ifadeleri arasında ve gerekse diğer tanıkların beyanları ile değerlendirme neticesinde, maddi vakanın tespiti açısından esasa etkili olabilecek nitelikte bir çelişkinin bulunmadığı gözetilerek, bu husus bozma sebebi yapılmamıştır.
Bozma nedenleri karşısında, sanığa ait adli sicil kaydı ile kuvvet sabıka kaydının suç tarihinden önceki bir tarihe ilişkin ve fotokopi olduğuna da bu aşamada işaret edilmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Noksan soruşturma yönünden hukuka aykırı kurulan mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi uyarınca, sanığın temyizine atfen ve resen BOZULMASINA;
15.3.2016 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy