(2709 S. K. m. 40) (7201 S. K. m. 14, 16, 17, 18, 20, 21) (353 S. K. m. 195, 197, 209, 217) (5271 S. K. m. 34, 231, 232)
Askeri Mahkemece; tefhim olunan mahkûmiyet hükmüne ilişkin kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm bölümünde, sanığın yokluğunda tefhim olunan hükmün, 353 sayılı Kanun’un 209’uncu maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde 5’inci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesine veya diğer adli makamlara veya asker kişiler yönünden en yakın askeri birlik Komutanlığına ya da askeri kurum amirliğine veya tutuklular yönünden ceza ve tutukevi müdürlüklerine yapılacak sözlü veya yazılı müracaat ile Askeri Yargıtay’da temyiz edilebileceği hususları belirtilmiştir.
Tebligat Kanunu’nun 16’ncı maddesi, “Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır.” düzenlemesini içermektedir.
Yine aynı Kanun’un muhatabın muvakkaten başka yere gitmesi başlıklı 20’nci maddesi, “13, 14, 16, 17 ve 18’inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme hâlinde tebligat, 21’inci maddeye göre yapılır.(Değişik Son Cümle: 19.3.2003- 4829/4 md.) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18’inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren on beş gün sonra yapılmış sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; sanık ile aynı konutta oturan ve sanığın geçici olarak şehir dışına gittiğini beyan eden babası M.Ş.’nin adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak, altı beyanı yapan M.Ş. tarafından imzalanmış ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişiye vermiştir. Hâliyle tebliğ, Tebligat Kanunu’nun 20’nci maddesinde belirtildiği üzere, tebliğ evrakının, aynı Kanun’un 16’ncı maddesinde yazılı M.Ş.’ye verildiği 26.10.2015 tarihinde yapılmış sayılacaktır.
T.C. Anayasası’nın 40/2’nci maddesi, CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6’ncı maddeleri ile 353 sayılı Kanun’un 195, 197 ve 209/1’inci maddelerindeki hükümler gözetildiğinde, gerekçeli karar ve kanun yolu ilgilisine zamanında, usulüne uygun ve geçerli bir şekilde tebliğ edildiği gibi, ilk geçerli tebliğden sonra ikinci kez yapılan tebliğ de temyiz süresinin yeniden başlamasını gerektirmeyecektir.
Haklarını öğrenme hakkı ihlal edilmeyen sanığın, mahkûmiyet hükmünü 353 sayılı Kanun’un 209’uncu maddesinde öngörülen ve somut olayda 2.11.2015 tarihi mesai saati bitiminde sona eren yedi günlük sürenin geçmesinden sonra, 21.12.2015 tarihinde işlem gören aynı tarihli dilekçeyle temyiz ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın süresi içinde yapılmayan temyiz isteminin, 353 sayılı Kanun’un 217/1’inci maddesi uyarınca REDDİNE;
22.3.2016 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy