(1632 S. K. m. 70) (5237 S. K. m. 32, 50, 52) (353 S. K. m. 220)
… K.lığında görevli olan sanık P.Er Ö.E.’nin, temyiz yoluna başvurmayan diğer sanıklar P.Er Z.R ve P.Er İ.H.S. ile görevli oldukları birlik komutanlığından izin almaksızın ve aralarında kararlaştırmak suretiyle, beraberce 12.2.2014 günü kışlanın tel örgüler bölümünden firar ettikleri, bu durumun saat 21.00’deki yat yoklamasında anlaşıldığı, bir müddet firarda kalan sanıkların 13.2.2014 tarihinde saat 00.30 sıralarında …TEM Otoyolunda Jandarma tarafından yakalandıkları anlaşılmıştır.
ASCK’nın 70’inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için, firar eden en az üç asker şahıstan her birinde “görevi icabı bulunması gereken askeri mahalli izinsiz terk etmek” şeklindeki şuur ve iradenin bulunması yeterlidir. Sözleşerek firar eylemini gerçekleştiren asker şahısların tamamının ya da bir bölümünün hangi özel nedenle (özel kast-saik) ya da hangi amacı gerçekleştirmek üzere birliklerinden ayrıldıklarının tespiti atılı suçun oluşması açısından herhangi bir önem ve değer taşımamaktadır.
Askeri Mahkemece, sanığın, cezai ehliyetine, askerliğe elverişliliğine ve madde kullanımının bağımlılık düzeyinde olup olmadığına dair şüphelerin, yapılan adli gözlem sonucu düzenlenen Kasımpaşa Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 24.9.2014 gün ve …sayılı “Disosyal Kişilik Bozukluğu (ANTİSOSYAL KİŞİLİK)” tanısı ve “suç tarihinde (13.2.2014) ve halen askerliğe elverişlidir. Müsnet suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 32'nci maddesinden yararlanması uygun değildir. Keyif verici madde kullanımı bağımlılık düzeyinde olmayıp, kötüye kullanım düzeyindedir.” kararlı raporu ile ortadan kaldırılmıştır.
Askeri Mahkemece, sanığın, tüm unsurları ile oluşan atılı suçtan, yasal ve inandırıcı gerekçelerle, alt sınırdan ceza tayin edilip, cezasından takdiri indirim yapılarak, TCK’nın 50/1-a ve 52’nci maddeleri gereğince kısa süreli hapis cezasının beher günü alt sınırdan takdir edilmek suretiyle adli para cezasına dönüştürülmesinde, adli para cezasının da taksitlendirilerek yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş olmasında, iki ayrı suçtan daha yargılandığı dikkate alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat edinilememesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden (suç tarihi hatası dışında) hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bununla birlikte; suç tarihi olarak 12.2.2014-13.2.2014 olarak belirlenmesi gerekirken, Askeri Mahkemece gerekçeli kararın başlık kısmında doğru belirtilmiş olmakla beraber, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında hatalı olarak 13.2.2014 şeklinde tespit edilmiş olması sebebiyle hükmün bozulmasına, ancak bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi uyarınca, mahkûmiyet hükmünün, suç tarihindeki hata nedeniyle BOZULMASINA;
Bozma sebebi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanun’un 220/2-F maddesi gereğince, hükümde hatalı olarak yazılan suç tarihinin “12.2.2014-13.2.2014” şeklinde değiştirilmesi ve diğer kısımlarının aynen korunması suretiyle mahkûmiyet hükmünün DÜZELTİLEREK ONANMASINA;
22.3.2016 tarihinde, tebliğnameye uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy