(5237 S. K. m. 61) (1632 S. K. m. 50, 51, 115, 130) (5271 S. K. m. 231) (353 S. K. m. 221)
(E) Hv.Ulş.Bçvş. H.T. ile diğer sanıklar Hv.Sağ.Üçvş. G.D. ve Hv.Tbp.Ütğm. Ş.D.’nin suç tarihinde …Üs Komutanlığı emrinde görevli oldukları, müteveffa terhisli Hv.Ulş.Er E.T.’nin aynı birlikte …Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yaptığı, 2.8.2012 tarihinde, H.T. ile sanıkların sözleşerek, mesai saatinden sonra, sanık G.D.’nin kaldığı apart dairede kantinden alınan on adet birayı ve Ş.D.’nin getirdiği yarım şişe viskiyi içtikleri, saat 22.00 sıralarında H.T.’nin şehir merkezindeki lojmanlarda bulunan evine gitmek istediği, diğer sanıkların kalması teklifini kabul etmediği ve cep telefonu ile görüşme yaparak araç istediği, sanıklara “Hadi siz de gelin, biraz hava alalım, çay içelim.” dediği, müteveffa Hv.Ulş.Er E.T.’nin, gelen … (… askeri) plakalı …kamyonetin şoförü olduğu, kamyonetin gelmesi ile sürücü mahalline H.T.’nin geçtiği, müteveffa sağ ön tarafta, diğer sanıklar da arka koltukta oldukları hâlde şehir merkezine gittikleri, yol üzerinde … isimli alışveriş merkezinin önünde durdukları, beraber alışveriş merkezinin üst kısmında çay içtikleri, bu sırada H.T.’nin telefon görüşmesi yaptığı, diğer sanıklara …’ya gitme teklifinde bulunduğu, ancak diğer sanıkların bu teklifi kabul etmedikleri, ardından AVM’den çıktıkları, aracı kullanan şahsın H.T. olduğu, 200-210 km hız ile aracı kullandığı, diğer sanıkların uyarmasına rağmen hızlı gitmeye devam ettiği, ardından …’ya vardıkları, H.T.’nin daha önceden tanıdığı bir bayanın evinin önünde durdukları, H.T.’nin eve girdiği, o sırada müteveffa ile diğer sanıkların beraber sigara içtikleri ve müteveffanın er olduğunu öğrendikleri, H.T.’nin 20-30 dakika sonra evden dışarı çıktığı, ardından yine H.T. şoför mahallinde, müteveffa E.T. sağ ön koltukta, diğer sanıklar Ş.D. ve G.D. arka koltukta oldukları hâlde geneleve gittikleri, etrafında dolaştıkları ancak kapalı olduğu için içeri giremedikleri, arabaya binip …şehir merkezinde tur attıkları, ardından H.T.’nin bir müzikholde arabayı durdurduğu, hep beraber müzikhole girdikleri, garsonun herkesten sipariş aldığı, sanıkların bira istedikleri, H.T.’nin kendisine ve müteveffaya birer bira söylediği, 2-3 bira kadar içtikten sonra tekrar arabaya bindikleri, H.T.’nin şoförlüğünde …’ya geri dönmek üzere yola çıktıkları, bir süre sonra H.T.’nin yakıt almak için bir benzinciye uğradığı, akabinde yorulduğundan bahisle içkili olduğunu bildiği müteveffa Hv.Ulş. Er E.T.’ye aracı kullanmasını emrettiği, müteveffanın aracın şoför mahalline oturduğu ve yola çıktıkları, kısa bir süre sonra saat 04:00 sıralarında, …Beldesi istikametinden …-… istikametine seyir hâlindeyken 15’inci km de, …Köyü levhasına 150 metre kala, gidiş istikametine göre yolun soluna doğru yoldan çıkarak aracın direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve takla atarak derenin içine yuvarlandıkları, meydana gelen kazada araçta bulunanların çeşitli şekillerde yaralandıkları, müteveffa hakkında düzenlenen …Devlet Hastanesinin 2.8.2012 tarihli ve … protokol sayılı raporunda, kafa kemikleri tepe noktasında ayrılma ve kafa çökmesi tespit edildiğinin belirtildiği, ileri tetkik ve tedavi için …Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, …Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 2.8.2012 tarihli ve … protokol sayılı raporu ile, müteveffanın BTM ile giderilmeyecek şekilde yaralandığı ve hayati tehlikesinin bulunduğundan bahisle sevk edildiği …Özel Hastanesinde tedavisine devam edildiği, ancak müdahalelere rağmen 13.8.2012 tarihinde vefat ettiği, dosya içerisinde bulunan …Devlet Hastanesinin 2.8.2012 tarihli ve … protokol sayılı raporu içeriğine göre müteveffanın olay esnasında alkollü olduğu, …Cumhuriyet Başsavcılığının 24.8.2012 tarihli ve 2012/1429-537 kararıyla, müteveffa hakkında H.T., G.D. ve Ş.D.’ye karşı taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak suçu nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, olay sonrasında H.T. hakkında …Asker Hastanesi’nin 27.9.2012 tarihli, … sayılı raporu ile “11/D/1 Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görev Yapamaz” kararı verildiği, adi malûl olarak emekliye sevk edildiği, olay sonrasında … askeri plakalı … kamyonetin rayiç bedelinin % 287 oranında tamir masrafı olduğunun anlaşılması nedeniyle HEK işlemi uygulandığı, hasar durum tespit raporu ile aracın rayiç bedelinin 43.725 TL ve Birlik Komutanlığının yazısı ile hurda indiriminin de 88,84 TL olduğunun bildirildiği, ayrıca 28,68 TL.lik yakıt gideri oluştuğu maddi vakalar olarak kabul edilmek suretiyle sanıkların atılı suçlardan cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır.
1) Askeri eşyayı özel menfaatinde kullanma suçu ile ilgili yapılan incelemede:
ASCK’nın 130’uncu maddesinde düzenlenen askeri eşyayı özel menfaati için kullanma suçunun maddi unsuru, askeri hizmet için tahsis edilen eşyanın özel işlerde kullanılarak menfaat temini, manevi unsuru ise özel menfaat için kullanma amacıyla hareket edilmesidir. Kullanma sonucu sağlanan menfaat maddi olup ekonomik bir değer taşıyabildiği gibi, manevi değerlerin de menfaat sağlama olarak kabulü mümkündür. Suçun oluşumu için özel kastın varlığı gereklidir.
Askeri Mahkemece; … (…askeri) plakalı …marka kamyonetin göreve tahsis edildiği, ancak tahsis amacı dışında sanıklar tarafından garnizon dışına çıkmak ve sırasıyla Diyarbakır’da genelev ve pavyona gitmek gibi şahsi amaçlarla kullanılması olarak kabul edilmiş; sanık Ş.D.’ın, aracın askeri araç olduğunu zımnen ikrarı, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen H.T.’ın beyanları, H.T.’ın diğer sanıklara suç isnadı için dosyaya yansır bir nedenin olmaması, kendisinin de sanık olarak yargılanması, sanık Ş.D.’ın üç yıllık, diğer sanık G.D.’ın dokuz yıllık subay olmalarına rağmen, görev yaptıkları bölgenin zor şartları da göz önünde bulundurulduğunda, birlik içinde birliğe ait araçları tanımalarının hayatın olağan akışına uygun düşeceği belirtilerek, suçun varlığı sabit görülmüştür.
…plakalı …marka kamyonet …model olup, 8.12.2011 tarihinde …Komutanlığına tahsis işlemi tamamlanmıştır. Sanıklar Ş.D. ve G.D., …Komutanlığı TSK 1’inci Basamak Muayene Merkezi’nde görevli oldukları ve birlik içerisindeki apart dairelerde kaldıkları için, söz konusu araçla bizzat karşılaşmamaları doğal olmakla birlikte; ulaştırma personeli olan H.T.tarafından şehir içerisindeki lojmanlara götürülmesi için telefonla bir araç istenilmesi, akabinde apart daire önüne aracın gelmesi, sanıkların yapılan bu telefon görüşmesine tanık olmaları, kışla içerisinde bulunan misafirhaneye gecenin ilerleyen bir saatinde gerekli izin olmaksızın herhangi bir aracın gelemeyecek olması, birlikte ayrılan sanıkların tekrar ikamet ettikleri apart dairelere dönmelerinin gerektiği, dolayısıyla istenen aracın kışlaya geri döneceğinin de açık olduğu ve sanıkların bu durumu öngörebilecek mesleki tecrübeleri gözetildiğinde, gönderilen aracın, gerektiğinde kullanılmak üzere görevlendirilen bir askeri araç olduğunu bilmedikleri yönündeki savunmalarının gerçeği yansıtmadığı kabul edilmiştir.
Maddi vaka içerisinde sanıklar haricinde olayın doğrudan bir tanığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla sanıkların beyanları ve olayın bir bütün olarak değerlendirilmesi suretiyle sonuca ulaşılması gerekmektedir.
Atılı suç yönünden H.T. ile diğer sanıklar Ş.D. ve G.D.’nin beyanlarının bütünlük oluşturmadığı, suçun oluşumuna dair farklılıklar bulunduğu görülmektedir. Bununla birlikte; sanıkların olaya ilişkin ilk ifadelerinin olay tarihinden yaklaşık üç ay sonra alındığı, H.T.’nin beyanlarının aksine, kendi içerisinde uyumlu, ancak çelişkiler de barındıran ve birbirlerini tamamlar nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Olayın her aşamasında sanıklarla bir husumet içinde olmayan H.T.’nin maddi gerçekliği doğrular beyanlarının, yaşananlara ve olayın akışına; sanıkların beyanlarının ise, cezadan kurtulmaya yönelik olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda; sanıklar arasında rütbe ve statü farkı olmakla birlikte, birbirleri ile aynı masada oturup içki içebilecek ve gönül eğlendirebilecek kadar samimilerdir. Kışla dışındaki lojmanlarda ikamet eden H.T.’nin lojmana gitmek istemesi üzerine tüm sanıkların birlikte kışladan ayrıldıkları açıktır. Lojmanlar bölgesine giderken uğradıkları …isimli alışveriş merkezindeki kafede, aracı apart daire önüne getiren ve sanıklarla birlikte gelen müteveffa Hv.Ulş.Er E.T.’nin de bulunduğu, en az bir çay içebilecek kadar süreyle beraber oturdukları, konuştukları, bu süreçte Er’in kendisini tanıtmadan konuşmasının ve onlara hitap etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı gözetildiğinde, sanıklar tarafından daha …’da iken, Hv.Ulş.Er E.T.’nin asker kişi olduğunu bildikleri;
H.T.’nin, gece yarısından sonraki bir saatte, sanıkları beraberinde …’ya götürmesini gerektirecek bir neden bulunmadığı gibi, içki içilen gece kulübündeki hesabın sanık Ş.D. tarafından ödendiği de gözetildiğinde, sanıkların gönül eğlendirmek yönünde oluşan ortak iradeleri ile …’ya geldikleri anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda, Askeri Mahkemece H.T.’nin beyanlarına itibar edilerek, cezadan kurtulmaya ve kovuşturmayı sonuçsuz kılmaya çalışan sanıkların, atılı suçu işlediklerinin kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Başkan ve Üye; apart daireye gönderilen aracın, gerektiğinde kullanılmak üzere görevlendirilen bir askeri araç olduğunu bilmedikleri yönündeki sanık savunmalarının gerçeği yansıtmadığı kabulüne katılmakla birlikte, suçun sübutunda suç isnadında bulunması için bir neden olmadığı gerekçesiyle sadece H.T.’nin beyanlarına dayanılmasına rağmen, sanık Ş.D.’nin, şaka yaptığını sandığı ve araca bindikten sonra aralarında sorunlar olan eşiyle sürekli mesajlaştığından yola dikkat etmediği, diğer sanık G.D.’nin, …’ya gitme teklifini kendilerinin kabul etmediği, daha sonra hareket hâlindeyken H.T.’nin “Sen sus çömez.” sözüyle susturulduğu şeklindeki birbirini destekleyen ifadelerine ise hiç itibar edilmemesi, nedenlerin farklılığının kişiselleştirmeden kaynaklanmış olup çelişki bulunmaması, H.T.’nin kullanım ve kontrolünde olan araçla …’ya ulaşılması, sanıkların aksi ortaya konulamayan savunmalarında belirttikleri üzere, …’da gidilen genelev ile müzikholde de bu baskın kontrolün devam etmesi, …’ya ulaşılmasından sonra ise, her hâl ve şartta orada kalmaları gerektiğinin sanıklardan beklenememesi, maddi olayda olduğu gibi, yine H.T.’nin kullandığı askeri araçla …’ya dönüş için yola çıkmalarının da hayatın olağan akışına uygun olması birlikte gözetilerek, askeri araç ile garnizon dışına çıkılması ve …’da gezilmesi hususunda birlikte alınmış bir karar ve ortak iradenin bulunduğunu, kullanma özel kastına sahip olduklarını gösterir, şüpheye yer vermeyecek şekilde yeterli delil olmadığı, atılı suçun manevi unsur yönünden oluşmadığı görüşüyle bu karara katılmamışlardır.
5237 sayılı TCK’nın 61’inci maddesinin birinci fıkrasında temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulması gereken hususlar; “suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik” şeklinde düzenlenmiştir.
Kanun koyucu, cezanın kişiselleştirilmesinin sağlanması bakımından hâkime somut olayın özellikleri ve işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı bir şekilde gerekçesini de göstererek iki sınır arasında temel cezayı belirleme yetki ve görevi yüklemiştir. Hâkim takdirini kullanırken gösterilen gerekçenin objektif, dosya içeriği ile uyumlu, fiile ve faile uygun, adil ve tatmin edici olması gerekmektedir. Takdir hakkının isabetli kullanılıp kullanılmadığı da Askeri Yargıtay’ın denetimine tabi bulunmaktadır.
Askeri Mahkemece; ASCK’nın 130’uncu maddesi uyarınca artırımlı olarak ceza tayini sırasında gösterilen gerekçeler incelendiğinde, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer ile failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı kapsamında değerlendirilebilecek olan meydana gelen olayın askeri aracın içinde er rütbesinde bir asker varken gerçekleşmesi, sanıkların görev yaptıkları birlik ve gezdikleri yerlerin terörle mücadelenin yaşandığı yerlerden olmasına ve sanıkların kendilerine yönelik tüm eylemlere açık olarak askeri aracı özel menfaatinde kullanmalarına ilişkin gerekçeler yerinde olmakla birlikte, olayın tüm oluş şekli nedeninin tekrar niteliğinde olduğu, suçun işlenmesinde kullanılan araç olarak gösterilen askeri araçla hâlinin zaten suçun unsurunu oluşturduğu, her an askeri araçla birlikte olmaları konusunda aracın sivil görünümlü ve sivil plakalı olmasının da gözden uzak tutulmaması gerektiği, olayın birlik içinde ve birlik dışında ciddi infiale neden olma ihtimalinin TCK’nın 61’inci maddesinde belirtilen nedenlerden herhangi birine dahil olmadığı, askeri eşyanın tahsis gayesi dışında kullanılmasına ilişkin hukuki yararın korunduğu atılı suçta, sabit görülen özel menfaatinde kullanma ile Er E.T.’nin vefat etmesi arasında doğrudan bir illiyet bağı olmadığından, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı nedeni olarak kabul edilemeyeceği, cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacak nedenlerin sayıldığı TCK’nın 61’inci maddesinde yer alan yedi nedenden üçüne uygun kriter gösterilebilmesi ve atılı suça uygulanabilecek olan üç aydan iki seneye kadar hapis cezası arasındaki orantı gözetildiğinde, takdirde hata bulunduğu kabul edilmiştir.
Ayrıca, suçun konusunun savaş aracı olması nedeniyle, ASCK’nın 130/2 ve 50’nci maddeleri uyarınca artırım yapılabileceği, artırımın uygulandığı sanık Ş.D. için gösterilen ASCK’nın 51/1-A maddesinin ayrı bir artırım nedeni olduğu, ASCK’nın 50’nci maddesinde ‘cürüm için muayyen olan cezanın iki misline kadar artırılabileceği’ belirtildiğinden, asgari haddin bir gün olup yapılacak daha fazla artırımın gerekçelendirilmesi gerektiği hâlde, Askeri Mahkemece bir ay artırımın gerekçelendirilmediği, diğer sanık G.D. hakkında ise bu artırımın uygulanmadığı, sanık Ş.D.’nin, sadece yakıt giderini ödemek suretiyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını kabul ettiği, ancak askeri aracın hasarı ile ilgili Hazine zararını ödemeyi kabul etmediği gerekçesi ile CMK’nın 231’inci maddesinin uygulanmadığı, askeri araç hasarından kaynaklanan Hazine zararı ile atılı suç arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığından, CMK’nın 231’inci maddesi ve uygulanma şartlarından olan suçun işlenmesiyle kamunun uğradığı zararın tazmin suretiyle tamamen giderilmesi hususunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği, hasara ilişkin Hazine zararının sanıklardan tahsilinin de söz konusu olamayacağı, hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği hâlde TSK’dan çıkarılma feri cezasının ertelenmeme gerekçesinin gösterilmediğine ilişkin hukuka aykırılıklara işaret etmekle yetinilmiştir.
2) Memuriyet nüfuzunu sair suretle kötüye kullanma suçu ile ilgili inceleme:
ASCK’nın 115’inci maddesinde düzenlenen memuriyet nüfuzunu sair suretle kötüye kullanmak suçu, memurun, makam ve memuriyetinden kaynaklanan yetki, nüfuz ve gücü kötüye kullanarak, kanun ve nizamın belirlediği durum ve koşullardan başka suretle davranması, keyfi muamelede bulunması, bu yönde işlem yapması veya yapılmasını emretmesiyle oluşur. Anılan madde, Kanunlarda özel olarak yaptırıma bağlanmayan, ancak rütbe, makam ve memuriyet nüfuzunun kötüye kullanılması olarak nitelendirilebilecek eylemlerin de cezalandırılabilmesi amacıyla düzenlenmiş genel ve tamamlayıcı bir hükümdür.
Keyfi işlem, olumlu veya olumsuz davranışlar şeklinde olabilir. Başkalarının haklarına karşı mevzuatın öngördüğü hâllerden başka biçimde yapılan her türlü davranış, keyfi işlemdir.
Failin üstlük nüfuz ve otoritesini, makam ve rütbesini kötüye kullanması, asta manevi baskı yapması, astın da bu nüfuz, otorite ve manevi baskıdan çekinerek failin emrine ya da isteğine boyun eğmek zorunda kalması memuriyet nüfuzunu kötüye kullanmak suçunu oluşturmaktadır.
Askeri Mahkeme tarafından, sabit görülen eylem, sanıkların mağdurun üstü oldukları, müteveffanın görevinin lojmana bırakmaktan ibaret olduğu, bununla birlikte nüfuzlarını kullanarak müteveffayı ilk önce …şehir merkezinde gezdirdikleri, ardından …garnizonunun dışına çıkartarak sırasıyla …’da geneleve ardından bir pavyona götürmek, burada alkol aldırmak, bir süre sonra da alkollü ve yorgun hâliyle aracın şoför mahalline oturtarak yola çıkmasına izin vermek olarak kabul edilmiş; hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen H.T.’ın beyanları, H.T.’ın diğer sanıklara suç isnadı için dosyaya yansır bir nedenin olmaması, kendisinin de sanık olarak yargılanması, sanıkların …’da müteveffanın asker olduğunu öğrendikleri andan itibaren pavyona gelmesine, orada içki içmesine vakıf oldukları ve herhangi bir müdahalede bulunmadıkları, Ş.D.’nin diğer sanıkların üstü olarak isteseydi bu duruma müdahale edebileceği ancak etmediği, iradelerinin olmadığından söz edilemeyeceği belirtilerek, suçun varlığı sabit görülmüştür.
Sabit görülen eylemler irdelendiğinde; müteveffanın şoförlüğünü yaptığı …plakalı …marka kamyonetin 2.8.2012 tarihinde gerektiğinde kullanılmak üzere görevlendirilen araçlardan olduğu, H.T.’nin Ulş.Bl.K.lığı Araç Tahsis Astsubayı olarak güzergâhları ve durak yerlerini belirleme görevini yürüttüğü ve Ulş.Er E.T.’nin amiri olduğu, …merkezindeki lojmanına gitmek için araç istediğinde araç görev kağıdı hazırlanıp onaylanarak aracın istenilen yere geldiği, aracı H.T.’nin kullandığı, …şehir merkezinde gezilmediği, güzergâh üzerindeki bir alışveriş merkezine uğranıldığı, …’ya gitme teklifinin ardından müteveffanın götürülmesi hususunda H.T.’nin, dizi 122’deki sorgusunda sanıkların ikisinin de ismini vererek, dizi 398’de yer alan savunmasında “Aracın arkasında oturanlardan biri” diyerek, dizi 541’deki ifadesinde sanık Ş.D.’nin “Boş ver, terhisine on beş gün kalmış, o da bizimle eğlenir.” şeklindeki sözleri karşısında araçta kalmasını kabul ettiği yönündeki savunmasının kabul edildiği hâlde, diğer sanıkların birbirini destekler nitelikteki savunmalarına ise hiç itibar edilmemiştir.
Sanıkların aksi ortaya konulamayan savunmalarında, yolda ve …’da gidilen genelev ile müzikholde kontrolün, aracı kullanan H.T.’da olduğu belirtilmiştir.
Yine …şehir merkezinde gezilmesi, garnizon dışına çıkılarak …’ya gidilmesi, …’da geneleve ve müzikhole götürülmesi, içki ısmarlanması eylemlerinde, keyfilik ve olumsuzlukları çağrıştıran nüfuz, makam ve rütbenin kötüye kullanılması ya da baskı yapılmasının değil, aşırı hoşgörünün var olduğu, bu hâlin de disiplinsizlik olarak değerlendirilebileceği kabul edilmiştir. Askeri Mahkemece; H.T.’nin …’ya dönüş sırasında yorulduğundan bahisle içkili olduğunu bildiği müteveffa Hv.Ulş.Er E.T.’ye aracı kullanmasını emrettiği maddi vaka olarak kabul edilirken, beyanlarına itibar edilen H.T. ise tüm savunmalarında yorulduğunu, başka birisinin kullanmasını söyleyince E.T.’nin aracı kullanmak istediğini ve direksiyona geçtiğini beyan etmiştir. O hâlde zorlama ya da baskı olmadığı gibi, içki ve uykunun etkisinde olan sanıklar bu duruma müdahale dahi edememişlerdir. Bu eylemde de atılı suçun öncelikle maddi unsuru bulunmadığı gibi, ancak disiplinsizlik ile ilişkilendirilebilir bir durum gerçekleşmiştir.
Bu açıklamalar ışığında; memuriyet nüfuzunu sair suretle kötüye kullanmak suçu unsurları yönünden oluşmadığından, hukuka aykırı kurulan mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı bozulmalarına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
1) Askeri eşyayı özel menfaatinde kullanma suçu ile ilgili olarak, takdirde hata yönünden hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükümlerinin, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi uyarınca, sanıklar ve sanık Ş.D. müdafiin temyiz nedenlerine atfen ve resen, ayrı ayrı BOZULMALARINA;
2) Memuriyet nüfuzunu sair suretle kötüye kullanma suçu ile ilgili olarak, esas yönünden hukuka aykırı bulunan mahkûmiyet hükümlerinin, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi uyarınca, sanıklar ve sanık Ş.D. müdafiin temyiz nedenlerine atfen ve resen, ayrı ayrı BOZULMALARINA;
5.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe askeri eşyayı özel menfaatinde kullanma suçu yönünden nedende farklı sonuçta uygun olarak, Başkan ve Üyenin karşı oyu ve sonuçta oy birliğiyle; memuriyet nüfuzunu sair suretle kötüye kullanma suçu yönünden uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy