(5237 S. K. m. 62) (1632 S. K. m. 66)
Sanığın, 1.9.2014 günü yedi gün müddetle kanuni izne gönderildiği, Birliğinden aynı gün saat 06.30 itibariyle ayrılması nedeniyle, en geç 8.9.2014 günü aynı saatte izinden dönerek Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 19.9.2014 günü saat 09:34'de kendiliğinden Birliğine katıldığı, böylece, 8.9.2014-19.9.2014 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askerî Mahkemece; sanığın, kovuşturma aşamasında dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişi vasıtası ile suç tarihlerinde askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğunun, adli gözlem altına alınmasına gerek bulunmadığının tespit edilmesinden sonra, haklı ve yerinde gerekçelerle, izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, temel cezanın alt sınırdan tayini, kanuni ve takdiri indirimin uygulanması suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesinde, suç temadi bitim tarihinden önce işlenen firar suçundan mahkûmiyeti bulunduğu gözetilerek ortaya çıkan yasal imkânsızlık ve yapılan sübjektif değerlendirmeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasında, dosya içeriğine uygun gerekçelerle hapis cezasının ertelenmemesinde, yine adli safahatına bağlı kişilik özellikleri değerlendirilerek hakkında seçenek yaptırım uygulamasına gidilmeksizin yazılı olduğu şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş olmasında usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden bir hukuka aykırılık bulunmadığından, mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyiz isteminin, 353 sayılı Kanun’un 217/2’nci maddesi gereğince REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA; 05.04.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy