(2565 S. K. m. 26) (353 S. K. m. 9, 17, 176, 221) (5237 S. K. m. 332) (1632 S. K. m. 57) (ANY. MAH. 15.03.2012 T. 2011/30 E. 2012/36 K.)
Askeri Mahkemece, sanığın, 14.12.2014 tarihinde, askeri güvenlik bölgesi olan …Kışlasına izinsiz girmek suretiyle askeri güvenlik bölgesine izinsiz girmek suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından …Kışlasının askeri güvenlik bölgesi olarak tespit edildiğinin bildirildiği, sanığın da bu kışlada görev yapmamasına ve içeriye girmesine müsaade edilmemiş olmasına rağmen kışlaya girdiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Askeri yasak bölgelere girme fiili hem 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’nun 26’ncı maddesinde hem de TCK’nun 332’nci maddesinde suç olarak düzenlenmiş olup; 2565 sayılı Kanun'un 26'ncı maddesindeki suça ilişkin yaptırımın, eylemin daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde uygulanabileceği, TCK’daki askeri yasak bölgelere girme suçunun ise askeri yasak bölgeye gizlice veya hile ile girme hâlinde oluşabileceği açıktır. Yargıtay 9’ncu Ceza Dairesinin 19.11.2014 tarihli, 2014/3946 E.-11758 K.; 2014/5854 E.- 2014/11755 K. ve 2013/9327 E.-2014/11601 K. sayılı kararları da bu yöndedir.
Sanığın eyleminin TCK’nın 332 'nci maddesinde düzenlenen askeri yasak bölgelere girme suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi hâlinde, ASCK’nın 57’nci maddesinin ikinci fıkrası ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 3’üncü maddesindeki yollama göz önüne alındığında, yargılama görevinin askeri mahkemede olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamakla birlikte; somut olayda, eylemini gizlice veya hile ile gerçekleştirmediği açık olan sanığın fiilinin, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’nun 26’ncı maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Kaldı ki Askeri Mahkemenin de kabulü bu yöndedir.
353 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesine göre; askeri mahkemeler asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine (veya askeri mahallerde” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 15/3/2012 tarihli ve E.: 2011/30, K.: 2012/36 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.) yahut askerlik hizmeti ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.
Görev konusu, kamu düzenine ilişkin olduğundan, yargılamanın her aşamasında, öncelikle ve resen göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Sanığa isnat olunan ve 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’nun 26’ncı maddesinde düzenlenen suçun askeri bir suç olmadığı gibi, askerlik hizmeti ve görevleri ile ilgili olarak da işlenmediği gözetildiğinde, askeri mahkeme görevli olmadığından, 353 sayılı Kanun’un 9 ve 176’ncı maddeleri dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hukuka aykırı olarak verilen mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle;
Müdafiin temyizine atfen ve resen, 353 sayılı Kanun’un 221/1’inci maddesi gereğince hukuka aykırı görülen mahkûmiyet hükmünün görev yönünden BOZULMASINA;
5.4.2016 tarihinde, tebliğnamedeki görüşe uygun olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy